Dünya

  • Keşmir İçin Uluslararası Dayanışma Kampanyası
    Pakistan’daki Mehnatkash Tehreek ve Hindistan’daki Mazdoor Inquilab’ın, Hindistan ve Pakistan’daki Keşmir bağımsızlık mücadelesi üzerine ortak makaleleri.
  • Brezilya’da Lula ve Aşırı Sağ Arasına Sıkışmış Politika İçin Bir Çıkış: Neden Devrimci ve Sosyalist Bir Sol Alternatif İçin PSTU Ön Adaylıklarını İnşa Ediyoruz?
    Lula ve Bolsonaro Brezilya kapitalizmini nasıl yönetecekleri ve hatta emperyalizmle ilişkilerini nasıl kuracakları konusunda farklı projelere sahipler. Ancak ilk olarak görülmesi gereken şudur: Her ikisi de mevcut sistemin sınırları içerisinde kalmaktadır. Aralarındaki farklılıklara rağmen bu iki projenin hiçbiri, herhangi bir emperyalist kesimle kopuş önerecek ölçüde gerçek anlamda ulusal egemenliği savunmamaktadır. Devrimci ve sosyalist bir sol alternatif inşa etmemiz gerekiyor. Aşırı sağın işçiler açısından bir tehlike oluşturduğu açıktır. Ancak Flávio Bolsonaro’nun önünde saygıyla eğildiği aşırı sağın liderinin Trump olduğu ve Lula’nın da onunla karşı karşıya gelmek yerine müzakerelerini sürdürdüğü aynı derecede açıktır. O halde aşırı sağı gerçekte kim güçlendiriyor? Devrimci ve sosyalist bir alternatif inşa edenler mi, yoksa sağ ile birlikte kapitalistlerin ve emperyalizmin çıkarları doğrultusunda hükümet edenler mi? İşçiler açısından gerçekten yararlı olan programın, onların bilincini, örgütlenme kapasitesini ve kapitalizme karşı ve sosyalizm uğruna mücadelelerini geliştirmeye katkı sunan program olduğunu yeniden hatırlamak gerekiyor.
  • ABD’de Yapay Zekâ Veri Merkezlerine Yönelik Muhalefet Giderek Artıyor
    Yapay zekâ veri merkezi inşaatına artık her 10 Amerikalıdan 7’si karşı çıkıyor. Yapay zeka veri merkezlerinin hızla yayılması, büyük teknoloji patronlarının ve kapitalistlerinin yapay zekâ teknolojilerinin gözetim, otomasyon ve savaş araçları olarak kullanılma kapasitesini artırmaya yönelik daha geniş bir siyasal projesini temsil ediyor. Bu projenin temel amacı, teknoloji kapitalistleri ile savunma sanayii şirketlerinden oluşan küçük bir azınlığın çıkarlarına hizmet etmek. Başarılı bir veri merkezi karşıtı hareket, ekonominin ve toplumun daha geniş kesimlerinin sağcı bir güç tarafından ele geçirilmesine karşı muazzam bir zafer anlamına gelecektir. Bugün inşa edilmeyen her veri merkezi, bunun yerine konutlara, okullara ya da temiz enerji üretimine aktarılabilecek bir kaynaktır. Yeni veri merkezlerinin inşasını durdurmaya yönelik talepler kuşkusuz değerli olsa da hareket bunun ötesine geçmeli ve hâlihazırda var olan veri merkezlerinin kamulaştırılması ve işçi denetimi altına alınması talebini yükseltmelidir.
  • Arjantin’de Irkçılığa Karşı Mücadele ve İşçi Sınıfının Birliği
    Arjantin, bütün Güney Amerika ülkeleri gibi emperyalizm tarafından ezilen bir ülkedir. Irkçılığı yenmenin yolu, Arjantin işçi sınıfının ve emekçi halkın bu mücadeleyi kendi ellerine almasından geçmektedir. Arjantin’de ırkçılığın varlığını kabul etmek aynı zamanda Afrika kökenli halkların ve yerli toplulukların tarihini, devlet eliyle yürütülen görünmezleştirme politikalarını ve bu tarihsel sürecin özgün karakterini de kabul etmek anlamına gelir.
  • Ceuta Krizi | Sınırın Her İki Yakasında Devrimci Bir Partinin İnşa Edilmesinin Zorunluluğu
    Bugün Ceuta’da yaşananlar, İspanyol devletinin ve Avrupa Birliği’nin onlarca yıldır Kuzey Afrika’da izlediği müdahaleci politikaların doğrudan sonucudur. Bugün her zamankinden daha acil olan görev; sınırın iki yakasında işçi sınıfının kendi bağımsız örgütlülüğünü inşa etmesidir. Halklar arasındaki nefreti, aşırı sağı ve merkez kapitalist ülkeler ile sermayenin çevre ülkeleri arasındaki korkunç eşitsizliği ortadan kaldırabilecek tek toplumsal düzen; üretimin ve toplumsal zenginliğin işçi sınıfı tarafından demokratik biçimde planlandığı, insanlığın ihtiyaçlarını esas alan sosyalist bir toplumdur.
  • Sözde ‘Ateşkese’ Rağmen İsrail, Ortadoğu’da İşgali ve Yıkımı Sürdürüyor
    Seçimleri Netanyahu’nun, Eisenkot’un ya da Bennett’in kazanması, İsrail’in savaş ve işgal politikalarının özünü değiştirmeyecektir. Bu saldırılar, İsrail’in Batı Şeria’da Yahudi yerleşimlerini Filistin halkının aleyhine genişletmeye yönelik daha kapsamlı planının bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Filistin davası, bütün bölgenin emekçilerinin ortak davasıdır; Lübnan istese bile bunun dışında kalamaz. Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi (NCAG), Gazze Şeridi’ni ABD’nin siyasi vesayeti altına sokmayı amaçlayan kukla bir yönetimden başka bir şey değildir. İsrail ordusunun oluşturduğu tehdit ancak bölgenin bütün emekçi halklarının ortak mücadelesiyle ortadan kaldırılabilir.
  • SYRIZA’yı Yeniden Tartışmak: Marksizm İçin Güncel Bir Stratejik Tartışma
    SYRIZA’nın ortaya koyduğu soru güncelliğini yitirmedi: İşçi sınıfının kendi yenilgisini yönetmek zorunda kalmaması için nasıl bir siyasal örgüte ihtiyacı vardır? Yunanistan deneyiminin ışığında yanıt tek bir yöne işaret ediyor: Programatik netlik, sınıf bağımsızlığı ve taban denetimi. Geri kalan her şey, SYRIZA’nın gösterdiği üzere, teslimiyete çıkarılmış bir davetiyedir. Yunanistan deneyimi, geniş örgütsel kapsamın, net programatik sınırlarla desteklenmediğinde, reformist yanılsamaların mezarlığına nasıl dönüştüğünü göstermiştir. Tarih, belirleyici anlarda muğlaklığı affetmez. Stratejik netlik sekterce bir lüks değil, yenilgiyi yönetenler durumuna düşmemenin koşuludur.
  • Hindistan’da Gençlik İsyanı
    Protestolar sönümlenmek bir yana, hızla büyüdü; yerel gibi görünen bir hareket kısa sürede ülke çapında bir gençlik isyanına dönüştü. Soru sızıntıları yalnızca idari bir beceriksizlik ya da yönetim hatası olarak görülemez. Bunlar, Hindistan eğitim sistemindeki daha derin çürümenin belirtileridir. Bizim görüşümüze göre Hindistan’daki eğitim krizinin kökleri Hint kapitalizminin yapısındadır. Bu sorunlar birkaç reformla ortadan kaldırılamaz. Bugün yapılması gereken, ülkenin dört bir yanında mücadele eden gençlikle güçlü bir dayanışma cephesi örmektir.
  • 90. Yılında İspanyol Devrimi: Tarihin Kızıl İpliğini Takip Etmek
    İspanyol Devleti’nin devrimi bize gösteriyor ki bir devrim, devletin basitçe reddedilmesine yer bırakmaz; tersine, proletarya tarafından fethedilmesini gerektirir, çünkü devlet sınıflar arasındaki uzlaşmaz çelişkinin ürünü ve tezahürüdür. Devlet, bir sınıfın diğeri üzerindeki egemenlik organıdır ve bu nedenle, sınıf farklılıklarını kesin olarak ortadan kaldırabilmek için proletarya tarafından fethedilmesini gerektirir; bu başarıldığında ise artık gerekli olmadığı için ortadan kalkacaktır. İktidarın fethinden vazgeçmek, onu gönüllü olarak zaten elinde tutanlara, sömürücülere, bırakmaktır. Devrimci parti olmadan zafer yoktur. 1936’da başlayan sürecin çıkardığımız en açık sonuçlarından biri, kazanımlarının ellerinden alındığını ve ezildiğini gören kitleler için bir alternatif olarak yükselecek, açıkça sosyalist bir programa ve sınıf bağımsızlığına sahip devrimci bir partinin eksikliğidir. Partinin, kitlelerin kendiliğindenliğinde bulunmayan bir teorisi ve programı vardır. 1936 İspanyol Devrimi’nin bize bıraktığı en önemli derslerden biri, işçi sınıfının yalnızca kendisine güvenebileceği ve dünyanın her yerindeki sınıf kardeşlerinin gücünden başka hiçbir dış aktöre güvenemeyeceğidir.
  • Futbol, Erkeklik, Milliyetçilik: 2026 Dünya Kupası Üzerine Bir Okuma
    Erkeklik / Ataerki, kapitalist üretim ilişkilerinden bağımsız bir olgu değildir. Futboldaki militarist ve maço erkeklik söylemi; işçi sınıfı gençliğini rekabete, kas gücünün sömürüsüne, hiyerarşiye ve nihayetinde egemen sınıfın ordusuna/savaşına hazırlayan bir ideolojik aygıttır. Futbolun büyük sahnesi yalnızca yeteneklerin ve taktiklerin yarıştığı bir alan değildir; aynı zamanda devletlerin, güvenlik politikalarının, sınırların ve uluslararası ilişkilerin de görünür olduğu bir alandır. Sermaye Futbolu giderek daha fazla maç, daha yoğun takvim ve daha büyük ekonomik beklentiler üzerine kuruluyor.
  • Pakistan Yönetimindeki Keşmir Yol Ayrımında
    Pakistan yönetimindeki Keşmir, yakın tarihinin en önemli siyasal ve toplumsal krizlerinden birini yaşamaktadır. Başlangıçta enflasyona, hızla yükselen elektrik fiyatlarına, ağır vergilere ve temel ihtiyaç maddelerinin artan maliyetine karşı kitlesel bir hareket olarak ortaya çıkan mücadele, zamanla demokratik haklar, siyasal temsil ve Cemmu Keşmir halkı ile Pakistan devleti arasındaki ilişki etrafında şekillenen çok daha kapsamlı bir mücadeleye dönüşmüştür. Bu hareketin gelecekteki gücü yalnızca Cemmu Keşmir halkının cesaretine ve kararlılığına değil; dünyanın dört bir yanındaki işçilerin, sendikaların ve demokratik hareketlerin gerçek bir enternasyonalist dayanışma ruhuyla onların yanında durmasına da bağlı olacaktır.
  • Yakıcı Sıcaklar: Suçlu Kapitalizm
    Bu çevresel yıkımın sorumlusu genel olarak insanlık değildir. Sorumlu olan; diğer insanları ve her şeyden önce doğayı adeta yamyamca sömürerek yaşayan küçük bir azınlıktır. Bunun adı kapitalizmdir. İşyerlerindeki çalışma koşulları insanlık dışıdır. Fabrikaların büyük çoğunluğunda iklimlendirme sistemi bulunmamaktadır. Açık havada çalışanların kritik durumundan (tarlalarda, karayollarında ya da inşaatlarda çalışan işçiler gibi) söz etmeye bile gerek yok. Bu koşullarda çalışmak, yaşamı doğrudan tehlikeye atmak anlamına gelmektedir. İklim yıkımına karşı tek gerçek çözüm, kapitalizmi yıkmak ve kapitalistlerin kârı uğruna çevreyi tahrip eden sonsuz meta üretimine son verecek, planlı sosyalist bir ekonomi kurmaktır.
  • Çin’in Afrika Stratejisi ve Anti-Emperyalist Mücadelenin Geleceği
    Çin’in Afrika’daki yatırımları, bir ‘sermaye ihracı’ ve hammadde kaynaklarının tekelleştirilmesi sürecidir. Çin artık sadece dünya pazarında rekabet eden bir ülke değil; finans-kapital ihraç eden, borçlandırma mekanizmalarıyla devletleri boyunduruk altına alan küresel bir emperyalist merkezdir. Batı Afrika’daki bu yeni cuntalar, kitlelerin anti-emperyalist öfkesini arkalarına alan ancak nihayetinde yeni bir efendiyle sözleşme imzalayarak sömürgeci devlet aygıtını koruyan Bonapartist iktidarlardır. Fransa’yı kovup yerine Rusya’yı (eski adıyla Wagner Grubu/yeni adıyla Afrika Kolordusu) ve Çin sermayesini ikame etmek anti-emperyalizm değildir; emperyalist zincirin halkalarını değiştirmektir.
  • Küba: Solun Kavşağı
    Küba’nın yeniden sömürgeleştirilmesini engellemenin ve Trump’a karşı durmanın tek yolu, hem Küba içinde hem de dışarıda, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde, kitle hareketine sahip olmaktır. Küba hükümeti şimdiye kadar tam tersi bir strateji izledi: emperyalizmle müzakere ediyor, kendi halkını bastırıyor ve Trump’a karşı kitle seferberliğine başvurmuyor. Gerekçesi neredeyse her zaman aynı argümana dayanıyor: güç dengesizliği. İşgale karşı askeri direniş, Küba’da kitle seferberliği ve Trump’a karşı Amerikalı işçilerin mücadeleleriyle aktif bir ittifakın bileşimi, güç dengesini değiştirmenin tek gerçek alternatifi olacaktır.
  • ABD Ordusu Gazilerinden Çağrı: ‘Yurt İçinde ve Yurt Dışında Savaşlara Son Verin’
    Yaygın kanının aksine, bütün gazilerin yabancı ülkelere yönelik askerî saldırganlığı desteklemediğini gösteriyor. Savaşın anlamsız öldürme ve yıkımını bizzat yaşamış olanlar, çoğu zaman savaşın boşunalığını da en iyi görenler oluyor. Ölümle ve savaşın dehşetiyle yüz yüze gelmek, çoğu zaman insanların hayatları boyunca kurtulamayacakları travmalara yol açıyor. “Yüce bir dava” uğruna savaşa katılmanın heyecanı, kısa sürede savaşın çirkinliği içinde hayatta kalma mücadelesine dönüşebiliyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde gaziler hak etmedikleri ölçüde büyük bir toplumsal güvenilirliğe sahip. Bu ayrıcalığı, bizi egemen sınıfın kârları uğruna ölüme gönderen sistemi yıkmak için kullanmamız önemli. Aynı zamanda bu, benim açımdan savaşın yarattığı ahlaki travmayla baş etmenin bulabildiğim tek somut yolu.
  • NATO İşçi Sınıfının ve Halkların Düşmanıdır
    NATO emperyalist-kapitalist düzeni işçi sınıfının devrimci mücadelesine karşı korumak için oluşturulmuş uluslararası bir karşı-devrim aygıtıdır. Dünya çapında işçi sınıfının örgütlenmesini, sosyalist hareketleri ve ulusal kurtuluş mücadelelerini ezmek için burjuvazinin kurduğu bir askeri-siyasi aygıttır. Sovyetler Birliği’nin 1991’de çözülmesinden sonra ‘tehdit’ ortadan kalktığı halde NATO’nun dağılmaması, hatta sürekli genişlemesi, örgütün gerçek işlevinin ‘komünizme karşı savunma’ değil, kapitalist düzenin ve emperyalist hegemonyanın küresel ölçekte korunması olduğunu göstermektedir. Sosyalistler için NATO’ya karşı mücadele, sadece bir dış politika meselesi değil; doğrudan sınıf mücadelesinin bir cephesidir. NATO’dan çıkış talebi, aynı zamanda kendi ülkemizdeki egemen sınıfların emperyalizmle kurduğu organik bağı teşhir etmek ve işçi sınıfının bağımsız, enternasyonalist bir siyasi hattını inşa etmek anlamına gelir.
  • Avrupa Birliği’nin Varoluşsal Krizi ve Gelecek Saldırılara Karşı Nasıl Direnilir
    Büyük sermayenin birleşik aygıtı olan Avrupa Birliği (AB), ABD üstünlüğünün tartışılmaz olduğu bir dünyada yaratılmış olup, İkinci Dünya Savaşı sonrasında bildiğimiz haliyle artık var olmayan bir dünya düzeninin ürünüdür. Bu çalkantılı bağlamda AB, ekonomisi ABD ve Çin’e kıyasla gerileyen ve AB’yi açıkça dağıtmayı hedefleyen Trump’ın yeni dış politikası tarafından mahkûm edilmiş bir varoluşsal krize girmiştir. İşçi sınıfının ve halkların ihtiyaç duyduğu gerçekten birleşik bir Avrupa mücadelesi, ancak mevcut emperyalist devletlerin tasfiyesine ve enternasyonalist, dayanışmacı bir sosyalist iktidarın kurulmasına dayanan bir Sosyalist Avrupa Birleşik Devletleri kurma mücadelesiyle gerçekleştirilebilir.
  • NATO’nun Bugünü: Çin, Pasifik ve Yeni Soğuk Savaş Ortasında Türkiye
    Bugün NATO, yalnızca bir askeri savunma örgütü değil; ABD emperyalizminin küresel siyasi ve ekonomik düzenini koruyan saldırgan bir yapıdır. Ekonomik merkez, bu yüzyılda giderek Atlantik’ten Pasifik’e kayıyor. Çin dünyanın ikinci büyük ekonomisi haline gelirken, küresel ticaretin ve üretimin önemli bir bölümü Asya’da yoğunlaşıyor. Bu nedenle Çin’in yükselişi artık yalnızca ekonomik değil, jeopolitik bir mesele. Biz bunu yeni bir emperyalist gücün sahneye çıkması olarak görüyoruz; tek kutuplu dünya, yerini yeniden çok kutuplu bir güç savaşına bırakıyor. Avrupa’nın güvenlik kaygıları büyürken, Türkiye’nin jeopolitik konumu ve askeri gücü bu yükün önemli bir bölümünü taşıyan unsurlardan biri haline gelecektir. Peki, Türkiye’nin NATO içindeki bu genişleyen rolünün Türkiye emekçilerine ödeteceği bedel ne olacaktır?
  • Batı ile Doğu Arasında Ermenistan
    Tarih boyunca doğu ve batı arasında bir fay hattı ve çatışma sahası olan Ermenistan, bugün de ABD-AB merkezli Batı Emperyalizmi ile Doğuda Rus-Çin ittifakı halinde görülen yeni emperyalizmlerin merkezi arasında bir sınır hattı olmaya devam ediyor. Ermenistan ve Kafkasya işçi sınıfının kurtuluşu; ne Rus askeri-ekonomik gücüne sırtını dayayan eski oligarkların şovenizminde ne de Ermenistan’ı AB ve NATO’nun Rusya-İran karşıtı olası savaş sahası haline getirmeyi vaat olarak sunan olan Paşinyan’ın batı yanlısı otoriter-liberalizmindedir.
  • Depremler Venezuela’yı Sarstı
    Ülkeyi vuran bu kadar güçlü bir deprem, nüfusu etkileme ve can alma konusunda sınıf ayrımı yapmaz; ancak, yaşadıkları güvencesiz sosyal koşullar nedeniyle, bu korkunç etkilerden en çok etkilenenler işçi sınıfı ve düşük gelirli mahalle sakinleridir.
  • Bolivya: Devrim ve Karşı-Devrim
    Deneyim bir kez daha göstermektedir ki bir hükümetin düşüşünü talep etmek yetmez. Bir iktidar alternatifi inşa etmek gereklidir… Bu nedenle başlıca stratejik görev, Bolivya kitlelerinin gösterdiği muazzam gücü, işçilerin, köylülerin ve yerli halkların gerçek bir hükümet alternatifine dönüştürebilecek devrimci bir önderlik inşa etmeye devam etmektir.
  • ABD’de Sola Sempati Artıyor: Occupy Wall Street’ten New York’taki Demokratik Sosyalistlere Uzanan Değişim
    Occupy Wall Street doğrudan siyasi iktidarı değiştirmedi. Ancak ABD’de özellikle genç kuşakların milyarderlere, şirket gücüne ve ekonomik eşitsizliğe bakışını ciddi biçimde etkiledi. Bugün ABD’de gelir dağılımı ve servet eşitsizliği üzerine yapılan tartışmaların dili büyük ölçüde o dönemde şekillendi. Bu süreç aynı zamanda ABD’de uzun yıllardır marjinal görülen “Demokratik Sosyalizm” kavramının yeniden görünür hale gelmesine yol açtı.
  • Türkiye’yi Bekleyen Sessiz Tehlike: NEET Gençliği
    Mesele yalnızca nüfusun yaşlanması değil. Asıl tehlike, elde kalan gençlerin de topluma ve geleceğe olan bağını kaybetmesi olabilir. Çünkü aslında bu bir “tembellik ideolojisi” değil; sistemin vaatlerine duyulan inancın çöküşü. Sessiz bir geri çekilme biçimi.
  • Bolivya: COB Müzakereyi Kabul Etti ve Rodrigo Paz’ın İstifasını Talep Etmekten Vazgeçti
    Bolivya’da 49 gündür süren kitlesel mücadelenin Bolivya İşçi Konfederasyonu (COB) yönetimi, tabanın onayını almadan hükümetle anlaşarak Paz’ın istifası talebinden vazgeçti. Böylece hükümete yeniden toparlanması için zaman kazandırmaya başladı.
  • Yapay Zekânın Kamulaştırılması Yeterli Mi?
    Yapay Zekâ Üzerinde %100 Kamu Mülkiyeti ve İşçi Denetimi! Toplumun sorunlarına tek çözüm, çalışan halkın demokratik denetimi altında %100 kamu mülkiyetidir. Kapitalist sınıfın, sömürmeyi planladığı insanlarla ya da sömürmeyi planladığı bir gezegenin kaderiyle ilgili olarak halkla ‘güç paylaşmaya’ hiçbir niyeti yoktur. Neden yapay zekâ şirketlerini doğrudan kamulaştırmıyoruz? Sanders ve diğer ‘ilerici’ Demokratlar, milyarderlerin hayatlarımızı tanrı-krallar gibi kontrol edeceği korkunç ve ‘hayal edilemez’ gelecekten bahsediyorlar. Ama açık olan çözümü önermekten acizler, onları kapı dışarı edin!
  • Şovenizmin Dünya Kupası
    FIFA’nın küresel hâkimiyeti altında futbol, büyük kapitalizm işidir ve tüm kapitalist büyük işler gibi, oyunun işini yapan sporcuların ve onların başarılarını takip etmeyi uman halkın aleyhine, sahiplerin kârını önceliklendirir.
  • Afrika’nın Öfkeli “Gen Z” Kuşağı: Gençlik Protestoları Neden Büyüdü?
    Kenya’dan Nijerya’ya, Senegal’den Güney Afrika’ya ve Fas’a kadar birçok Afrika ülkesinde son yıllarda büyüyen gençlik protestoları, kıta genelinde yeni bir toplumsal öfke dalgasına işaret ediyor. Hayat pahalılığı, işsizlik, polis şiddeti ve yolsuzluk karşıtı gösteriler bazı ülkelerde parlamento baskınlarına, internet kesintilerine ve kanlı çatışmalara dönüştü. Protestoların arkasında genç kuşakların arasında giderek büyüyen ve ekonomik krizle beslenen “geleceksizlik” hissi bulunuyor.
  • Afrika: Göçmenler İçin Yeni Sürgün Yeri
    Afrika artık savaşların, ırksal ve etnik zulümlerin, iklim krizinin ve kıtlığın mültecileri için bir çöp sahası hâline getirilmektedir. Afrika işçi sınıfını sömürü, baskı ve yozlaşmış bir bürokratik yapının daha da pekiştirilmesi yoluyla denetim altında tutmak, emperyalizmin işleyiş biçimidir.
  • 2026 Dünya Kupası: Trump’ın Üzerini FIFA Bile Örtemez
    Çoğu insan için futbol; tutku, duygu ve aidiyet anlamına gelirken, futbolu yönetenler ve onun sahibi olanlar için devasa kârlar, siyasi destek ve küçük bir ayrıcalıklı kesim için muazzam çıkarlar anlamına gelmektedir.
  • Bolivya: İşçilerin Kuşattığı Başkent Paz, Olağanüstü Hal İlan Ediyor ve Mücadele Önderlerine Yönelik Baskıyı Artırıyor
    Bolivya krizine otoriter bir çözüm dayatma girişimlerine karşı daha fazla örgütlenme, daha fazla birlik ve daha fazla dayanışmayla yanıt verelim.
  • ABD: İşçilerin Demokratlardan Bağımsız Bir Eylem Programına İhtiyacı Var
    Güncel krizle yüzleşmek için hazırlanacak bir İşçi Eylem Programı, işçilerin, öğrencilerin ve ezilenlerin gücünü ortak bir karşı saldırıda buluşturmalıdır. Böyle bir hareket; sendikacıların, taban örgütlerinin ve ezilenlerin örgütlerinin yerel, bölgesel ve ulusal meclisler aracılığıyla bir program ve eylem hattı oluşturmaları üzerine inşa edilmelidir.
  • Lübnan’ın Geleceği ve Körfez’deki Çıkmaz
    2 Mart’tan bu yana İsrail Devleti, Lübnan’a, özellikle güney bölgesine ve güney Beyrut’a, karşı yıkıcı saldırılar düzenlemektedir. Halihazırda 3.100’den fazla ölü, bir milyonun üzerinde yerinden edilmiş insan ve pek çok bölgede ağır tahribat mevcuttur. İsrail ne kadar ileri gidecek?
  • Bolivya Cumhurbaşkanı Paz Defol!
    Bolivya’daki bir aylık genel grev; hem neoliberal ekonomi programlarına karşı onlarca yıl süren kitlesel direnişin hem de eski cumhurbaşkanları Morales ve Arce önderliğindeki reformist siyasetin başarısızlığının bir ürünüdür.
  • Sosyalist Yönetmen Ken Loach: Faşizm Bu Kez Postallarla Gelmiyor
    Film yönetmeni ve uzun yıllardır Jeremy Corbyn’in müttefiki olan Ken Loach, Corbyn ve Zarah Sultana tarafından kurulan yeni sosyalist hareketin iç çekişmelere saplanarak aşırı sağa karşı solun birleşmesi için doğan fırsatı heba ettiğini söyledi.
  • Hürmüz Boğazı Hala Kapalı: Müzakereler Sürüyor
    ABD-İsrail’in Venezuela örneğinde olduğu gibi ezici ve hızlı bir zafer elde etme planı başarısızlığa uğramıştır. İran’ın asimetrik savaş stratejisi ve özellikle Hürmüz Boğazı’nın seçici ablukası, dünya çapında ekonomik ve siyasi sonuçlar yaratan bir çıkmazın oluşmasını sağlamıştır.
  • Ben-Gvir İstisna Değil
    İsrail Ulusal Savunma Bakanı Ben-Gvir, işkencenin sıradanlaştırıldığı Siyonist devletin yüzlerinden biridir.
  • İran’ın Meydan Okuyuşunun Toplumsal Kökleri: ‘Uygarlık’ Üzerine Bir Diyalog
    İran’ın Batı karşısında ayakta kalabilmesi, sömürgeleştirilmiş dünyanın dört bir yanında hayranlık kaynağı haline geldi. Bu özgüven nereden geliyor?
  • Macaristan’daki Seçimler: Magyar’ın Zaferi Büyük Politika Değişikliklerine Mi İşaret Ediyor?
    Magyar hükümeti Orbanizm’den bir kopuşu değil, onun yeniden formüle edilmiş halini temsil ediyor: aynı milliyetçi ve dışlayıcı düzenin daha disiplinli, AB ile uyumlu ve teknokratik bir versiyonu. Değişen şey projenin temelleri değil, yalnızca onu yöneten eller oldu.
  • Trump-Xi Jinping Zirvesi Hakkında
    Trump’ın Çin ziyareti ve Xi Jinping ile gerçekleştirdiği zirve, küresel solun bir kesiminin inkâr ettiği bir gerçeği ortaya koymaktadır: Trump-Xi Jinping zirvesi, dünyanın en büyük iki emperyalist gücü arasındaki bir görüşmedir. Ve bu, Trump’ın ilk döneminde 2017’de gerçekleştirdiği son ziyaretten çok daha büyük bir önem taşımaktadır. Bugün dünyanın neredeyse tamamında etkisini hissettiren Çin emperyalizminin ağırlığı görmezden gelinemez ya da küçümsenemez; aksi halde küresel ölçekte gerçekliği kavramak mümkün değildir.       Özünde ABD emperyalizmi, Çin emperyalizminin yükselişine karşı askeri üstünlüğünü dayatmaya karar vermiştir. Trump’ın saldırganlığı, ABD emperyalizminin gerileyişinin ve hegemonyasını eski düzeyine geri getirme mücadelesinin vahşi bir ifadesidir; artık bunu doğrudan Bonapartist yöntemlerle yapmaktadır.
  • Bolivya’daki Mayıs Protestoları Hakkında Notlar
    Ülke giderek kutuplaşmış durumda. Seferberlik esas olarak La Paz’da ve bazı departmanlarda köylü hareketinin örgütlediği yol kapatma eylemleriyle sürüyor; ancak yeterli hazırlığın olmayışı nedeniyle işçi hareketinin geri kalanı henüz greve katılmış değil. Öğretmenler de sendika yönetimlerinin yaptığı anlaşmalar sonrasında birçok kentte eylemlerden çekildi; La Paz ve Oruro gibi bazı istisnai yerlerde ise taban, anlaşmayı reddederek mücadeleyi sürdürmektedir. Genel olarak kentli orta sınıflar olağanüstü hâl ilan edilmesini ve protestoculara yönelik sert baskı uygulanmasını talep ediyor. Buna karşılık hükümet, COB yöneticileri hakkında yakalama kararları çıkardı. Burjuvazinin bütünü hükümetin arkasında saf tutmuş durumda; hükümetin beceriksizliğini eleştirseler de hep birlikte “demokrasinin savunulması” ve protestocuların bastırılması çağrısı yapıyorlar.
  • “Pseudo-Sol, Sözde Sol, Yeni Sol, Woke”: Sol Neden Kendi İçinde Bu Kadar Sert Tartışıyor?
    Bir dönem sol denince insanların aklına grevler, sendikalar, işçi mahalleleri ve kitlesel partiler geliyordu. Bugün ise sol tartışmalarının önemli bölümü sosyal medya dili, kimlik meseleleri, temsil politikaları ve kültürel çatışmalar etrafında dönüyor. Tam da bu yüzden son yıllarda özellikle bazı sosyalist çevrelerde sık kullanılan bir kavram öne çıktı: “pseudo-left”, yani “sözde sol”.
  • Bolivya Halkı Sokaklarda! Rodrigo Paz Defol!
    Kasım 2025’te Bolivya’da göreve gelen Devlet Başkanı Rodrigo Paz Pereira, iktidarının en derin siyasal ve toplumsal kriziyle karşı karşıya. Ülke genelinde büyüyen grevler ve yol kapatma eylemleri Bolivya’yı neredeyse tamamen durma noktasına getirdi.
  • Bolivya’da Emekçi Halk Toprakları için Sokaklarda
    Genel grev, hükümetin küçük çiftçilerin tarım arazilerini kredi karşılığı ipotek gösterebilmesine imkan tanıyan yeni düzenlemesine karşı başladı.  İpotek yasası adıyla bilinen bu yasa küçük çiftçilerin tarım arazilerini banka kredileri için teminat olarak gösterebilmesine imkan tanıyor. Bolivya’da toprak meselesi sıradan bir mülkiyet tartışması değil. Ülkenin modern siyasi tarihi büyük ölçüde köylü ayaklanmaları, yerli hareketleri ve toprak mücadeleleriyle şekillendi.
  • Filistin Kurtuluş Mücadelesine Koşulsuz Destek Ne Anlama Geliyor
    Burjuva demokrasisi altında Filistin’i koşulsuz olarak nasıl savunabiliriz?
  • İşçiler İktidarın Tadına Baktığında: Britanya Genel Grevinin Yüzüncü Yılı
    2026, Britanya genel grevinin yüzüncü yılına işaret ediyor. 4-12 Mayıs 1926 tarihleri arasında işçiler, Britanya işçi sınıfı tarihinin bugüne kadarki en önemli olayında kendi güçlerinin tadına baktılar. Lloyd George’un korktuğu yıl: 1919’daki toplumsal huzursuzluk ve grevlerin düzeyi, Liberal başbakan David Lloyd George’un “Ülke hiçbir zaman Bolşevizme bu kadar yakın olmamıştı” demesine yol açtı.
  • Zé Maria Kimdir?
    Uzun yıllardır Brezilya’da sendika lideri ve devrimci olan Zé Maria, Filistin özgürlüğünü savunan konuşması nedeniyle 2 yıl hapis cezasıyla karşı karşıya.
  • İsrail, İşkence Altında ve Resmi Bir Suçlama Olmaksızın, Filistin Aktivistleri Thiago ve Saif’in Yasadışı Gözaltı Süresini Altı Gün Daha Uzattı
    Durum, aktivistlere dayatılan insanlık dışı koşullar nedeniyle daha da ağırlaşmaktadır. Savunmaya göre Thiago ve Saif, tam izolasyon altında tutulmakta, hücrelerinde 24 saat boyunca yoğun ışığa maruz bırakılarak uyumaları engellenmektedir. Tıbbi muayeneler de dahil olmak üzere her türlü nakil sırasında gözleri bağlanmaktadır. Ayrıca siyonist ordunun ailelerine yönelik tehditleri de rapor edilmiştir.
  • Hindistan’daki Göçmen İşçiler Trump’ın Savaşının Bedelini Ödüyor
    ABD’nin İran’a yönelik savaşı nedeniyle yakıt fiyatlarının fırlaması, Hindistan’ın kentlerindeki göçmen işçilerin kitlesel biçimde kaçışına yol açıyor. Bugünkü manzaralar, COVID-19 pandemisi sırasında göçmen işçilerin köylerine geri dönüşünü andırıyor; ancak kriz henüz başlangıç aşamasında.
  • Solun Alternatif Bir Kozmopolitizme İhtiyacı Var
    Londra Ekonomi Okulu’ndan Siyaset Felsefecisi Lea Ypi, Jacobin dergisi’den Meagan Day ile yaptığı röportajda, küresel sağın yükselişinin jeopolitik bir yeniden düzenlenme olarak değil, ideolojik bir yakınlaşma olarak anlaşılması gerektiğini savunuyor; bu yakınlaşma, savaşlar arası dönemi rahatsız edici bir şekilde yansıtıyor. Birçok eleştirmen, küresel kaosun artmasını yalnızca jeopolitik bir olgu olarak değerlendirirken, Lea Ypi bunun aslında ideolojik bir sorun olduğunu, yani giderek daha koordineli hale gelen küresel sağın bir sonucu olduğunu savunuyor. Sol, rekabet edebilmek için aynı ölçüde uluslararası bir nitelik kazanmalıdır diyor.
  • 1 Mayıs Dünya Genelinde Baskı Altında ve Coşkuyla Kutlandı
    Milyonlarca işçi ve emekçi, 2026 1 Mayıs’ında dünyanın dört bir yanında sokaklara çıktı. Avrupa’dan Latin Amerika’ya, Asya’dan Afrika’ya uzanan eylemlerde ortak talepler öne çıkarken, birçok ülkede güvenlik önlemleri ve yasaklar dikkat çekti. 1 Mayıs eylemlerinde bu yıl artan yaşam maliyetleri, dijital dönüşüm ve barış talebi öne çıktı. Milyonlarca emekçi, “yapay zekâ çağında işin geleceği” tartışmasının tam ortasında, sosyal adalet ve eşitlik çağrısı yaptı.
  • İsrail, Uluslararası Sularda Küresel Sumud Filosuna El Koydu
    Gazze’ye insani yardım taşıyan Küresel Sumud Filosu’na ait 58 gemiden 22’si, Girit’in (Yunanistan) 60 km açığında ve Gazze’den 1.200 km uzaklıkta, bir Yunan arama-kurtarma bölgesinde İsrail silahlı güçlerinin saldırısına uğradı. Netanyahu’nun soykırımcı hükümeti, uluslararası sularda filoya el koymak için insansız hava araçları, iletişim karartma teknolojileri ve silahlı sürat tekneleri kullandı. Saldırı karşısında filonun diğer gemileri Yunanistan karasularına çekildi.
  • Brezilya Mahkemeleri, PSTU Başkanı Zé María’yı İsrail Devleti Aleyhindeki Konuşması Nedeniyle Mahkum Etti
    “İsrail Devleti’nin sona ermesi gerektiğini söylemek, Yahudi halkına karşı nefret yaymak anlamına gelmez; bu, apartheid Güney Afrika devletinin sona ermesi gerektiğini söylemek gibidir. Bu, beyaz Güney Afrikalıların ölümünü istemek değil, ırksal ayrımcılığa dayalı bir devlet düzeninin son bulmasını savunmaktır” dedi. Gerçekte ülkede böyle bir karar için hukuki dayanak oluşturan hiçbir yasa yoktur; çünkü Zé María yalnızca dünya çapında geniş biçimde mahkûm edilen bir katliama karşı görüşünü ifade etmiştir.
  • Uluslararası İşçi Birliği – Dördüncü Enternasyonal (UİB-DE / LIT-CI) 1 Mayıs Bildirisi
    Dünyanın dört bir yanında işçilerin emperyalizme ve kapitalist baskıya karşı bağımsız mücadelesi için.
  • Güle Güle Yoldaş Jan Talpe! Yaşasın Sosyalizm!
    Uluslararası İşçi Birliği – Dördüncü Enternasyonal en önemli mücadelecilerinden biri, Yoldaş Jan Talpe yaşamını yitirdi. Jan Talpe’nin mücadele dolu yaşamının kısa öyküsünü ve veda mektubunu yayınlıyoruz. Devrimci mücadeleye ömrünü adayan Jan Talpe yoldaşı saygıyla anıyor, sunduğu katkıları selamlıyoruz. Anısı mücadelemizde yaşayacak!
  • Brezilya İşçilerinin Bağımsız ve Birleşik Güçlerinin Sendikası CSP-Conlutas 6. Kongresi Bugün Başlıyor
    Tüm Brezilya’dan CSP-Conlutas üyesi 3 milyona yakın işçilerin oylarıyla seçilen 1100’ün üzerinde delege ve uluslararası delegeler 18-21 Nisan 2026 tarihlerinde Sao Paulo’da bir araya geliyor
  • Gazze İçin Yeni Sumud Filosu Yolda: Ablukaya Karşı Küresel Dayanışma Çağrısı
    İspanya’nın Barselona kentinden yola çıkan “Küresel Sumud Filosu” Gazze’ye uygulanan ablukayı yeniden zorlamayı hedefliyor. Bu filo şu ana kadarki en kapsamlı uluslararası girişimlerden biri. İlk etapta 12 Nisan için planlanan hareket, hava koşulları nedeniyle birkaç gün gecikerek gerçekleşti. Filo, farklı ülkelerden gelen yaklaşık 1000 aktivist ve 70’ten fazla tekneden oluşuyor. Akdeniz üzerinden ilerleyen konvoyun, İtalya açıklarında diğer katılımcılarla birleşerek Doğu Akdeniz’e yönelmesi ve nihai olarak Gazze kıyılarına ulaşması hedefleniyor.
  • Trump ve Netanyahu’nun Hedeflerine Ulaşamaması Üzerine İki Haftalık Ateşkes Başladı
    Ateşkesin ayrıntıları ve süresi belirsizliğini korurken, bu anlaşmanın masada olması bile emperyalist emeller için önemli bir darbe anlamına geliyor.
  • Kahrolsun ABD Emperyalizmi! Küba Halkına Destek Yolculuğu
    PSTU 2026 Seçimleri Başkan Adayı Hertz Dias emperyalist kuşatma altındaki Küba’ya destek yolculuğunu yazdı. “Bugün ise Küba, Trump’ın askeri işgal tehdidiyle karşı karşıya. Ülkenin devrimciler açısından taşıdığı büyük tarihsel önem ve bu emperyalist saldırganlık döneminde dayanışma göstermenin gerekliliği nedeniyle, devrimin neden artık var olmadığını, kazanımlarının neden kaybedildiğini ve mevcut sistemin neden kapitalist olduğunu, adanın ekonomisi üzerinde sıkı kontrol kuran ve baskıcı bir rejim tarafından denetlenen bir yapı haline geldiğini, anlamak için Küba’ya geldim.” “Küba halkıyla dayanışma, gerçekliği kabul etmek ve gerçeği söylemekle başlar.”
  • “No Kings / Krallara Hayır” Mitingleri Milyonlarca Protestocuyu Sokaklara Döktü
    ABD’de protestoların büyüklüğü ve coğrafi yaygınlığı dikkat çekiciydi. 3.300’den fazla şehirde, banliyöde ve küçük yerleşimde, ülkenin tüm eyaletlerinde 8 milyondan fazla insan yürüyüşlere ve mitinglere katıldı. No Kings organizatörleri, katılımcıların üçte ikisinin küçük kasaba ya da kırsal bölgelerde yaşadığını bildirdi, bu oran, Ekim ayındaki önceki No Kings eylemlerine göre %40’lık bir artışı ifade ediyor.
  • Britanya: ABD-İsrail’in İran’a Yönelik Yıldırım Savaşını Durdurun
    İşçi Partisi’ni kontrol edenler hiçbir zaman Tony Blair’i Irak savaşı nedeniyle bir savaş suçlusu olarak yargılamayı planlamadı; bugün ise Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, Trump’ın talimatları doğrultusunda hareket eden İşçi Partisi hükümetiyle birlikte Blair’in yolunu izleyerek genişleyen bir bölgesel savaşa sürüklenmektedir.
  • Referandumda HAYIR Zaferi: Şimdi Grevler ve Protestolarla Meloni’yi Devirme Zamanı!
    Burjuva değişimin kapılarını yeniden aralamak için değil, sistem karşıtı bir alternatif için Meloni hükümetini devirmek üzere sokaklarda güç inşa etmek zorundayız.
  • İran Savaşı Tesadüf Değil
    ABD öncülüğündeki İran’ı izole etme ve egemenlik altına alma çabasının askeri mantığı, istikrarlı biçimde savaşa doğru ilerleyen bir yürüyüş olmuştur; ABD hükümeti açısından temel mesele bu savaşın olup olmayacağı değil, nasıl ve ne zaman gerçekleşeceği olmuştur.
  • 1976 Arjantin Darbesinin 50. Yılı
    Bir devrimci hareketin diktatörlük altında mücadeleyi sürdürmesinin ve büyütmesinin tarihi.
  • Porto Alegre Antifaşist Konferansı: Aşırı Sağ ve Emperyalizmle Mücadeleye Dair Farklı Bakış Açıları
    Trump Latin Amerika’dan, İran’dan ve Lübnan’dan defol! Görevimiz “Dünya Sosyal Forumu”nun Yeniden İnşası Mı Olmalı? Geniş Seçim İttifakları Çözüm Değildir Aşırı Sağ Neden Güçleniyor? Çin İlerici Mi? Venezuela ve İran’a Yönelik Saldırılara Karşı Çıkmak, Onların Diktatörlüklerini Savunmak Anlamına Mı Gelir? Birleşik Bir Anti-Emperyalist Mücadele ve Bağımsız, Sınıfsal Temelli Bir Çözümün İnşası
  • Chavista Colectivos ‘Devrimin Koruyucuları’ Mı Yoksa Paramiliter Gruplar Mı?
    Venezuela’daki “colectivos”, bir zamanlar mahalle temelli devrimci örgütlenmeler olarak ortaya çıktı; 2002 Venezuela darbe girişimi sırasında darbeye karşı önemli bir rol oynadılar. Ancak zamanla devlet tarafından denetim altına alındı ve bugün Nicolás Maduro yönetimiyle iç içe geçmiş paramiliter yapılara dönüştüler. Ekonomik kriz ve siyasal çözülme ile birlikte bu grupların bir kısmı mafyalaşırken, artık işçi eylemlerine ve halk protestolarına karşı şiddet uygulayan, hatta çıkarları doğrultusunda saf değiştirebilecek güçler haline gelmiş durumdalar.
  • Epstein ve Egemen Sınıfın Birliği
    Acil ihtiyaçlarımızın ötesinde, Epstein Olayı bizi dünya kapitalizmine karşı sistematik bir mücadele yürütmeye çağırıyor.
  • Özel İtalyan Lisesi Öğretmenleri Grevde: Enternasyonal Dayanışma Büyüyor
    İstanbul’daki tarihi Özel İtalyan Lisesi öğretmenlerinin 2 Şubat 2026’da başlattığı grev devam ediyor. “Eşit İşe Eşit Ücret” sloganıyla greve devam eden öğretmenler insanca yaşamaya yetecek ücret, eşit statü ve adil çalışma koşulları talebiyle mücadelelerini sürdürüyor. Eğitim emekçilerinin günlerdir devam eden mücadeleleri de uluslararası sendikal ve emekçi dayanışmasını da güçlendiriyor. İtalyan Öğretmenler Sendikası UIL Scuola Rua ve İtalya’da kemer sıkma önlemlerine karşı mücedele eden emekçilerin örgütü Fronte di Lotta No Austerity grevdeki öğretmenlerle dayanışma mesajları yayınladılar.
  • “Barış Kurulu”: Filistin Soykırımıyla Alay Etmek
    Gazze yalnızca ilk perdeydi. Artık oyunun tam ortasındayız: “Yeni Batı Yüzyılı”, nükleer silahlara sahip Batılı güçlerin artık geçmişteki emperyalist “kurallara dayalı düzen”in hukuki görüntüsünü bile sürdürme gereği duymadığı bir dönemdir.
  • Afganistan-Pakistan Savaşı Milliyetçi Tepkileri Alevlendiriyor
    Güvenlik Devletleri, Yerinden Edilmiş İşçiler ve Kapitalist Kriz. Dış emperyalist müdahalenin yanı sıra Pakistan’ın egemen politikaları da Afganistan’ın yıkımına katkıda bulunmuştur. Bu nedenle aynı yöneticiler bugün zaten yıkıma uğramış bir ülkeye karşı savaş söylemi dayatıyorsa buna karşı çıkmak hem siyasal hem de ahlaki bir sorumluluktur. Savaş demek daha fazla savunma harcaması, sivil özgürlüklerin kısıtlanması ve eğitim ile sağlık sektörlerinin daha da feda edilmesi demektir. Böylece her iki ülkede de işçi sınıfı hem vazgeçilebilir hem de feda edilebilir bir insan rezervi haline getirilmektedir.
  • ABD Öncülüğündeki Emperyalist Savaşa Karşı ve İran’ın Kendi Kaderini Tayin Hakkı İçin
    Bu savaştaki merkezi ayrım çizgisi nettir. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, egemen bir ülkeye karşı emperyalist bir saldırı başlatmış, açıkça rejim değişikliği talep etmiş ve bu süreçte yüzlerce sivili öldürmüştür. İslam Cumhuriyeti kendi halkına karşı ne suçlar işlemiş olursa olsun, ki bunlar çoktur, bu Washington veya Tel Aviv’e İran’ı bombalama, liderlerine suikast düzenleme veya siyasi geleceğini belirleme hakkı vermez. Rejimi devirme hakkı sadece İran halkına aittir. Bu nedenle uluslararası işçi sınıfı tarafını seçmelidir. İslam Cumhuriyeti’nin tarafını değil, emperyalist saldırganlığa karşı İran’ın tarafını. Amerika Birleşik Devletleri’nde, Avrupa’da ve bölge genelinde işçiler, hükümetlerinin savaş makinesinin peşinden sürüklenmeyi reddetmelidir.
  • İran Rejimi ve İran-ABD-İsrail Savaşının Türkiye’ye Etkileri
    ABD–İsrail ittifakının temel hedefi İran’da rejim değişikliği sağlamak, küresel sisteme entegrasyon ve İran’ı bölgesel bir güç olmaktan çıkarmaktır. ABD’nin ise daha uzun erimli 3 stratejik hedefi var: enerji kaynaklarını kontrol etmek, Çin’e giden enerji akışını denetlemek ve Güney Kafkasya/Orta Asya’da Rusya–Çin kuşatmasını ilerletmek. ABD’nin hava harekâtıyla rejim değiştirme çabaları daha önce Suriye ve Libya’da denendi; hızlı başarıya ulaşılamadı. İran rejimi temel olarak bürokratik-askerî bir oligark sınıfınca yönetilen, işçi sınıfının sistematik olarak siyasal ve ekonomik baskı altında tutulduğu teokratik-bonapartist bir rejim biçimidir. Direniş ekseni retorik bir anti-emperyalizmle birlikte, rejimin dış politika aygıtıdır. İran’ın tasfiyesi Türkiye’yi bölgesel güç haline getirmez; aksine ABD–İsrail stratejik tasavvurunda yeni tehdit haline getirir.
  • ABD ve İsrail Emperyalizminin Soykırımcı Saldırısına Karşı İran’ı Savunalım!
    Biz, İran’ı emperyalist ve İsrail saldırısına karşı savunuyoruz! İran’ın kendini savunma hakkını ve hatta nükleer silahlara sahip olma hakkını savunuyoruz. Bu emperyalist ve siyonist saldırıya karşı dünya çapında kitlesel eylemler çağrısı yapıyoruz! Bu, İran’daki mollalar diktatörlüğüne herhangi bir politik destek verdiğimiz anlamına gelmez. İran diktatörlüğüne karşı kitlesel halk mobilizasyonlarını hep savunduk. Ancak İran’ın geleceğine karar verecek olan, ABD emperyalizmi ya da Netanyahu’nun soykırımcı siyonizmi değil; İran halkıdır. Bu emperyalist ve siyonist saldırıya karşı dünya çapında mobilizasyon çağrımızı yineliyoruz! Emperyalist ve İsrail saldırısına karşı İran’ın savunulması için ileri! Trump İran’dan, Filistin’den ve Latin Amerika’dan defol!
  • Filistin: Trump’ın Barış Çölüne Karşı Dayanışma ve Direniş
    Emperyalist barış planı, Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkını reddediyor ve Gazze’deki soykırımı sürdürüyor.
  • Ukrayna’da Dört Yıllık Savaş
    Emperyalist saldırganlığa karşı bir direniş modeli.
  • Trump, Amerika ve Dünya İşçilerine Karşı
    Son dönemde dünya, ABD emperyalizminin eşi görülmemiş bir ekonomik ve askeri saldırganlığına tanıklık ediyor. Tarifelerden Latin Amerika, Grönland ve şimdi de İran’a yönelik tehditlere; Venezuela’ya doğrudan askeri müdahaleye ve Gazze’yi işgal planına kadar uzanan bu süreç, Trump yönetiminin kapsamlı bir saldırı dalgasını ifade ediyor. İçeride ise Donald Trump, ülkenin kendi yasalarını dahi çiğneyerek göçmenlere karşı bir cadı avı yürütüyor; buna karşın kitle hareketinden ciddi bir direnişle de karşılaşıyor. Peki ABD’nin bu saldırganlığının arkasında ne var?
  • Pakistan’daki İntihar Saldırılarının Teorik ve Siyasi Bir İncelemesi
    Pakistan devletinin şiddet içeren çelişkileriyle en iyi şekilde, iktidarı kitlelere devreden devrimci bir kurucu meclis aracılığıyla mücadele edilebilir.
  • İşçi Düşmanı Reforma Hayır!
    İşçi Reformuna Karşı Mücadele: İşçilerin Sömürüye ve Toplumsal Gerilemeye Karşı Direnişi. Hiç çalışmamış, fahiş maaşlar alan, pazarlıklarla servet biriktiren milletvekillerinin iş yasalarını “modernleştirme” yetkisi yoktur. Peronist sendika bürokrasisinin bize inandırmak istediğinin aksine, bu insanlarla pazarlık yapılacak veya onları ikna edecek hiçbir şey yok; onlar bizi daha da köleleştirmek istiyor.
  • ABD İmparatorluğu Ekonomi Politik Bir Yol Ayrımında
    ABD tüm gücüne rağmen, tarifeler gibi ekonomik olmayan araçlarla gerileyişini durduramaz. ABD ya yapay zekâ ve ileri teknolojilerde üstünlük sağlar ya da gerilemesi derinleşir, ve bu da Çin’i daha da güçlendirir.
  • Trump’ın Emperyalist Saldırısına Karşı Küba’yı Savunalım!
    Küba’ya karşı emperyalist tehditleri yenmek, Komünist Parti liderliğinin sınırlarını aşmakla mümkün.
  • Venezuela Teslim Oluyor: Petrol ve Ulusal Egemenliğin Devredilmesine İlişkin Anlaşmalar ve Hukuki Reformlar
    Giderek ilerleyen özelleştirme ve teslimiyet çizgisi, ülkenin en stratejik kaynağı üzerindeki egemenliği tasfiye etmektedir. Üretim ve ticaretin kumandası büyük şirketlerin uluslararası çıkarlarına bırakılmaktadır. Leonardo Arantes,
  • Chavism’in Yükselişi ve Düşüşü
    Küba ve Venezuela hükümetleri ne işçi sınıfı hükümetleridir ne de küçük-burjuva reformisttir. Kökenleri farklı olsa da bugün kapitalist devletleri yöneten burjuva hükümetlerdir. Bu hükümetler, işçi, emekçi ve öğrenci hareketlerine dayanmakla birlikte, burjuva önderliklerdir. 21. yüzyılın başında büyük bir yükseliş yaşayan bu destek bugün açık bir gerileme içindedir.
  • Venezuela: “Boliburjuvazi” Yeni Bir Burjuva Kesimi
    Devleti Asalak Gibi Sömürerek Doğan Bir Burjuvazi. Bolivarcı Burjuvazinin Ortaya Çıkışının Maddi Temelleri ve Birikim Mekanizmaları. Kaynakları, Sektörleri ve Özellikleri
  • Küba: Halk Egemenliği, Demokrasi ve Tarihsel Sorumluluk
    Sosyalizmi bürokratik yönetim ve siyasi kontrole indirgemek, bir zamanlar Küba toplumunun geniş kesimlerini harekete geçiren özgürleştirici projeyi baltalamıştır.
  • ABD Emperyalizminin Latin Amerika’ya Yönelik Yeni Politikası
    Uluslararası Posta – Trump güç gösterisi yapmaya çalışıyor, ancak Latin Amerika’ya yönelik tutumu küresel bir geri çekilişi ve ülkede artan çelişkileri örtüyor.
  • Büyük Teknoloji Şirketlerinin Planları ABD Ekonomisini İflasa Sürükleyebilir
    Büyük teknoloji şirketleri, patlayacağını bildikleri bir balonu neden şişiriyorlar? Yapay Zeka – AI üzerinden sermaye nasıl bir döngüye girdi? Bu balonun patlaması neden işçi sınıfı için felaket, Büyük teknoloji şirketleri için bir fırsat?
  • Minneapolis Sakinleri Şehirlerinin Federal İşgaline Karşı Mücadele Ediyor
    Federal hükümetin Twin Cities’te gerçekleştirdiği dayanılmaz zulüm, adam kaçırma ve cinayetler, bu barbarlığa son vermek için bir şeyler yapmayı, herhangi bir şey yapmayı görevleri olarak gören insanların sayısını artırdı. Kitlesel iş bırakma ve protesto eylemleri ekonomiyi tamamen durdurmasa da, gerçek bir siyasi genel grev düzenleme olasılığı gündeme geldi.
  • Grönland’dan Elini Çek! NATO’yu Feshet!
    Grönland’ın 60 binlik nüfusunun neredeyse yüzde 90’ı yerli Grönlandlı İnuit kökenlidir. Trump’ın son derece iğrenç tehditleri, onun her zerresine sinmiş olan ve kendisiyle takipçilerinin yücelttiği ırkçılığı ve yerleşimci-sömürgeci zihniyeti tüm çıplaklığı ve utanç verici haliyle gözler önüne sermektedir. Önceki ABD başkanları, yağmacı eylemlerini neredeyse her zaman “demokrasiyi yayma”, dünyayı daha “barışçıl” ya da “özgür” kılma, “kahverengi erkeklerden kahverengi kadınları kurtarma” gibi yüce amaçların diliyle gizlemeye çalışırdı. Bu kez ise başkan ve onun yakın çevresi, yaptıklarının gerçek niteliğini açıkça itiraf ediyor.
  • Peru: Devrimci Partinin Kurulması İçin Elli Yıllık Mücadele
    1974 yılının ulusal bayram günlerinde (28 ve 29 Temmuz), bir grup genç militan Peru’da partimiz Sosyalist İşçi Partisi’ni (PST) kurdu. Bugün partinin kuruluşunu anmak için, partimizin kısa bir tarihçesini sunmak ve partinin önüne koyduğu hedefleri gözden geçirmek, bugünün görevlerini vurgulamak amacıyla bir bilanço çıkarmak istiyoruz. Bu açık değerlendirme ve tarihçeyi, işçi sınıfının öncü kesimlerine ve bugün yeni bir sosyalist dünya için mücadele eden ve düş kuran kadınlara ve erkeklere bir mesaj olarak sunuyoruz.
  • Petrobras İşçilerinin Tarihi Grevinden Çıkarılan Dersler
    Temel ders şudur: Mücadele yalnızca şirket yönetimine ve hissedarlara karşı değil, aynı zamanda kapitalist işleyişin devamını güvence altına alan mevcut hükümete karşı da verilmelidir. Lula hükümeti, işçileri savunduğunu iddia etse de gerçekte savunmamaktadır. Bolsonaro ve aşırı sağdan farklı bir projeye sahip olsa bile, bu proje kapitalist milyarderler için yönetme sınırları içindedir.
  • İran’daki Katliamlara Son! Kahrolsun Diktatörlük! Halk Protestolarına Tam Destek! ABD Müdahalesine Hayır!
    Ne yazık ki dünya genelindeki sol örgütlerin çoğu, sınıf mücadelesini emperyalist bloklar arasındaki çatışmalarla ikame etmiştir. Bu anlayışta işçi sınıfından, Çin ve Rus emperyalizmini ve onlara bağlı İran gibi rejimleri sorgusuz sualsiz desteklemesi beklenmektedir. Bu “kampçı” bakış açısı, İran gibi kapitalist diktatörlüklerin desteklenmesine ve bu ülkelerde işçi sınıfına yönelik katliamların üzerinin örtülmesine yol açmaktadır. Biz bu kampçı görüşe karşıyız ve tüm ülkelerde kapitalist hükümetlere karşı işçi sınıfının bağımsız mücadelesini savunuyoruz. Bu nedenle İran’daki işçi ve halk protestolarını destekliyoruz. 1979 işçi ve halk devrimi, sokak eylemleriyle genel grevin “özellikle petrol işçilerinin grevinin” bir diktatörlüğü devirebileceğini göstermiştir. Şah Rıza Pehlevi’nin devrilmesi bunun kanıtıdır. İzlenmesi gereken yol budur.
  • Küresel Düzensizlik, Yeni Suriye ve Türkiye’nin Çıkmazı
    Savaşlar, protestolar, grevler ve direnişlerle dolu bir yıl kapıda. Dünya, sert rekabetin, korumacılığın ve çatışmanın belirlediği bir döneme sürükleniyor. Suriye’de eski rejimin çöküşüyle birlikte yeni bir belirsizlik dönemi başladı. Kürtlerin siyasal kazanımları tasfiye edilirken, ABD emperyalizminin müttefiki, Siyonizm ve İsrail’le barışık, yeni bir İslamcı bir yönetimin sınırlarımızda yükselmesi riski var. Türkiye’de ise derinleşen ekonomik kriz, toplumsal yaşamın tüm alanlarını kuşatmış durumda. Saray rıza üretemedikçe şiddetini arttırıyor. Son dönemde grevler ve direnişler artış gösterse de mevcut örgütlenme düzeyi sistemsel bir kırılma yaratmak için yeterli değil. Sosyalist hareketin daha tutarlı bir mücadeleye ve sınıf içerisinde kök salmaya ihtiyacı var.
  • İranlı Öğrenciler Protestoları Destekliyor
    İran halkı! Bugün hepimiz İslam Cumhuriyeti’ne “Hayır” demek için birleşmeliyiz. Yarının ne getireceğini kimse bilemez ve kaderimizi tek bir bireysel güç belirleyemez. Ama bir şey kesin: harekete geçme, eyleme geçme zamanı geldi. Ayağa kalkmalı ve kaderimizi kendi ellerimizle yazmalıyız.
  • Venezuela’da ABD Müdahalesi: Siyasal Kontrol ve Petrol Açlığı
    Venezuela’nın bağımsızlığı hem ABD ordusu hem de görünüşe göre artık ABD emperyalizmiyle el ele çalışmaya hazır olan Boliburjuvazi tarafından tehdit ediliyor.
  • İran’daki Halk Protestolarına Tam Destek! Kahrolsun Hamaney ve Pehlevi! İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri, Elinizi Çekin! Demokratik İşçi ve Halk İktidarı İçin!
    Reza Pehlevi, İsrail veya ABD ile hiçbir bağı olmayan, işçi sınıfından yeni bir liderliğin inşa edilmesi gerekmektedir. Bu liderlik; her mahallede ve her şehirde işçi ve halk konseylerinin kurulmasını teşvik etmeli, seferberlikleri büyütmeli ve güvenlik güçlerinin tabanında bölünmeler yaratarak rejimin işçi sınıfının elleriyle yıkılmasının yolunu açmalıdır.
  • ABD’nin Venezuela’da ve Kendi Ülkemizde İşçilere Karşı Yürüttüğü Savaşlara Hayır!
    Venezuela’daki işçilerin, öğrencilerin ve ezilenlerin kaderi ile ABD’deki emekçilerin kaderi birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. ABD, Büyük Petrol şirketleri ve bankaların çıkarları için Venezuela’yı işgal ederken, aynı egemen sınıf güçleri bu ülkede de sivil haklar, emek ve diğer toplumsal hareketlerin kazanımlarını yok etmektedir.
  • Venezuela’ya Karşı ABD Saldırganlığına Son!
    Uluslararası İşçi Birliği – Dördüncü Enternasyonal (LIT-CI) Açıklaması: ABD ve Latin Amerika’daki işçileri ve halkları, emperyalist saldırganlığa karşı birleşmeye ve harekete geçmeye çağırıyoruz. Tüm kitle hareketleri örgütlerini ve siyasi partileri, Trump’a, Venezuela’nın işgaline ve Maduro’nun kaçırılmasına karşı dünya çapında eylemlerde yer almaya çağırıyoruz. Yankee emperyalizminin yenilgisini ve Venezuela’nın zaferini savunmalıyız.
  • Kahrolsun ABD Saldırganlığı! Venezuela’yı Savunalım!
    ABD’nin Venezuela ve Latin Amerika’ya yönelik saldırılarına karşı Uluslararası İşçi Birliği – Dördüncü Enternasyonal (IWL-FI, LIT-CI), İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal (IWU, UIT-CI) ve Uluslararası Devrimci Komünist Eğilim (RCIT) Ortak Açıklaması:
  • LIT-CI ve Brezilya’dan İzlenimler
    Bu yazı Uluslararası Devrimci Komünist Eğilim (RCIT) tarafından uluslararası devrimci dayanışma ve işbirliğinin güçlendirilmesi amacıyla Brezilya’ya yaptıkları ziyaretin ardından zengin fotoğraflar ve videolarla bir rapor halinde web sitelerinde yayınlanmıştır. LIT-CI ve Brezilya seksiyonu olan PSTU hakkında geniş bilgilere yer vermesi nedeniyle bu yazıyı okuyucularımızla paylaşıyoruz.
  • Venezuela’ya Deniz Ablukasına Hayır!
    Donald Trump’ın, “ABD’den çalınan tüm petrolün, toprakların ve diğer varlıkların geri verilmesi” yönündeki açıklamalarını reddediyoruz; sanki bu kaynaklar bir zamanlar ABD’ye aitmiş gibi. Gerçek şu ki, enerji, petrol, maden, toprak ve diğer kaynakları tarihsel olarak yağmalayan bizzat ABD emperyalizmidir. Bu yağma, Punto Fijo dönemindeki hükümetlerden Chavistalara ve özellikle de mevcut Maduro hükümetine kadar, dönemin Venezuela yönetimleriyle işbirliği içinde gerçekleştirilmiştir. Trump’ın kıta çapındaki emperyalistler arası rekabette amaçladığı şey, bu yağmayı kendi seçeceği bir ortakla —bu durumda María Corina Machado ve temsil ettiği burjuva kesimle— güçlendirmek ve güvence altına almaktır.
  • Portekiz’de Genel Grev: İşçi Sınıfı Hükümetin Saldırısına Yanıt Veriyor
    Brezilya’daki Lula gibi, PSD hükümeti de işçilerin haklarını ve yaşam koşullarını kötüleştiren iş kanunlarını kabul ettirmeye çalışıyor. Şimdi Portekiz’de işçiler buna karşı mücadele ediyor.