Onur Yürüyüşü yalnızca LGBTİ+ bireylerin görünür olduğu bir etkinlik değil; kapitalist ataerkinin ürettiği baskıya, sömürüye ve ayrımcılığa karşı verilen kolektif mücadelenin kamusal ifadesidir. Bu mücadele, vitrinleri süsleyen bir kimlik siyasetinden çok daha derin bir yerde, hayatın tam kalbinde atıyor.
Bugün nefret suçlarının artması, sağlık ve eğitim hizmetlerine erişimin engellenmesi, iş yaşamındaki ayrımcılık; emeği değersizleştiren ve toplumu bölen muhafazakâr otoriter rejimin kendini koruma refleksidir. Bu nedenle Onur Yürüyüşü yalnızca bir kimlik mücadelesi değildir; aynı zamanda emeğin, özgürlüğün ve demokrasinin mücadelesidir.
Bir dönem sol denince insanların aklına grevler, sendikalar, işçi mahalleleri ve kitlesel partiler geliyordu. Bugün ise sol tartışmalarının önemli bölümü sosyal medya dili, kimlik meseleleri, temsil politikaları ve kültürel çatışmalar etrafında dönüyor. Tam da bu yüzden son yıllarda özellikle bazı sosyalist çevrelerde sık kullanılan bir kavram öne çıktı: “pseudo-left”, yani “sözde sol”.
Bu sistem bize sabretmeyi, susmayı ve kaderimize razı olmayı öğütlüyor. Biz ise: “Yıkım ve yoksulluk getiren sisteminizi yıkacağız!” diyoruz.
Eşit ve özgür bir dünya kendiliğinden kurulmayacak. O dünya; sömürüye, şiddete ve tahakküme karşı kurulan ortak mücadeleyle yükselecek. Bir kişi daha eksilmemek, özgür ve eşit bir gelecek kurmak için mücadelemizi büyütelim!
Göçmenler ve transseksüeller, her ikisi de büyük ölçüde marjinalleştirilmiş ve çoğunlukla işçi sınıfına mensup gruplardır. Bu makalenin amaçları doğrultusunda, “işçi sınıfı” gelir düzeyini değil, hayatta kalmak için genellikle ücretli emek şeklinde emeğini satmak zorunda olan insanları ifade etmektedir. Kapitalist bir ekonomik sistemde, işçileri birbirlerine düşman edilebilecek ayrı gruplara ayırmak kârlıdır. Bu, işçi istihdam etmek isteyen kapitalistler için işgücü maliyetlerini düşük tutmaya yarar ve kapitalist sisteme özgü sorunların suçlusu, insanların ihtiyaçlarını karşılamaktan çok kâr elde etmeye hizmet eden bir ekonomik sistemi süresiz olarak sürdürmek isteyen kapitalist sınıf değil, savunmasız işçiler olarak gösterilir.