Anasayfa / Enternasyonal / Büyük Teknoloji Şirketlerinin Planları ABD Ekonomisini İflasa Sürükleyebilir

Büyük Teknoloji Şirketlerinin Planları ABD Ekonomisini İflasa Sürükleyebilir

AI / Yapay Zeka balonu ne zaman patlayacak?

Büyük teknoloji şirketleri, patlayacağını bildikleri bir balonu neden şişiriyorlar?
Yapay Zeka – AI üzerinden sermaye nasıl bir döngüye girdi?
Bu balonun patlaması neden işçi sınıfı için felaket ve büyük teknoloji şirketleri için bir fırsat?

Herman Morris / 22 Ocak 2026

Üç yıl önce ChatGPT’nin piyasaya sürülmesinden bu yana, ABD’nin kapitalist liderleri arasındaki heyecan ateşli bir noktaya ulaştı. Yeni bir sanayi devrimi yaratacağı iddiasıyla grafik kartları, veri merkezleri ve yapay zekâ modelleri tasarlamak ve üretmek için trilyonlarca dolar yatırım yapıldı; bu yarışın internetin yarattığı dönüşüm ölçeğinde olduğu ileri sürülüyor. Aynı zamanda, herhangi bir gerçek kârlı yatırımın olmaması, OpenAI CEO’su Sam Altman ve Uluslararası Para Fonu direktörü Kristalina Georgieva gibi sanayi ve finans önderlerini bir ekonomik balon oluştuğunu açıkça kabul etmeye zorladı.

Bu kabul, yatırımlarda bir yavaşlamaya değil, tam tersine hızlanmaya yol açtı. İş araştırma firması Gartner, 2024’te 1 trilyon dolar olan küresel yapay zekâ yatırımının 2025’te 1,5 trilyon dolara çıkacağını, 2026’da daha da artacağını tahmin ediyor. Financial Times’tan Ruchir Sharma durumu en iyi şekilde özetliyor: “Amerika, baştan aşağı yapay zekâya bir bahis haline geldi.”

Peki Balon Nedir?


Halk diliyle, bir şeyin alıcı açısından gerçek değerinin çok üzerinde satılmasıdır. Bir balon; emek ve sermayenin, ekonominin geri kalanının dayandığı genel meta alışverişiyle bütünleşme kapasitesini aşan spekülatif bir sektöre yığılmasıyla ortaya çıkar. Serbest piyasa rasyonel planlamaya değil spekülasyona dayandığından, yatırımcılar gelecekte tüketicilerin ne isteyebileceğini tahmin etmekte özgürdür ve biriken fazla servetlerini hayal ettikleri talebi yaratmak için harcarlar. Eğer talep gerçekleşmez ve yatırımcı parasız kalır ya da borçlarını ödeyemez hale gelirse, balon “patlar”; yatırımcılar borçlarını ödemek için varlıklarını satmak zorunda kalır ve bu sektörde çalışan işçiler işsiz bırakılır.

Buna ünlü bir örnek dot-com balonudur. Şirketler, fiber internet altyapısı kurmak için devasa borçlar almıştı; startup’lar ise internet kullanımının yaygınlaşmasından çok önce, internet siteleri işletmek için yatırım çekmişti. Balon patladığında, hem altyapı şirketleri hem de web tabanlı girişimler battı.

Bir balonun varlığı, o teknolojinin yararsız olduğu ya da bir gün ekonomiye entegre olamayacağı anlamına gelmez; sadece bugünkü koşullarda bunun mümkün olmadığını gösterir. Dot-com örneği bize bunun en açık kanıtını verir: İnternet ve internet hizmetleri bugün ABD ekonomisinin yıl be yıl kâr büyüten tek sektörlerinden biridir.

AI balonunun varlığı ise basit bir gerçeğe dayanıyor:
Yapay zekâ araçlarına yatırım yapan hiçbir şirket bu hizmetlerden kâr etmiş değildir. Tarih boyunca Silikon Vadisi, pazar payını ele geçirene dek yeni hizmet ve ürünleri zararına satacak süper kârlar elde edebildiği için bu modele dayanabilmiştir. Bu strateji, Netflix, Uber ve Airbnb’nin ABD’de mevcut pazarları ele geçirmesini sağladı. Ancak yapay zekâda durum farklıdır: Yatırımlar artık trilyonlarca dolar ölçeğindedir ve şirket patronları daha fazlasını istemektedir.

Sam Altman, AI altyapısını büyütmeye devam edebilmek için devlet desteği fikrini açıkça dillendirmeye başlamıştır. SoftBank gibi yatırımcılar, AI yatırımlarını sürdürebilmek adına diğer tüm varlıklarını satmak zorunda kalıyor.

OpenAI tek başına, önümüzdeki sekiz yıl içinde karşılaması gereken 1,4 trilyon dolarlık finansal yükümlülük altındadır. Buna karşılık, 2025 için tahmin edilen geliri 12 milyar dolar civarındadır, yıllık yükümlülüklerinin %7’sinden bile az. Bu borçların geri ödeneceğine inanmak için hiçbir neden yoktur. Diğer birçok şirketin de AI yatırımları söz konusu olduğunda benzer biçimde gerçeküstü bilançolara sahip olduğu görülüyor.

Peki Balon Nasıl Patlar?


Kesin olarak söylemek zor, ancak birkaç belirgin risk noktası var.

Birincisi Nvidia. Nvidia’nın çip tasarımları, yapay zekânın bu kadar değerli görülmesinin tüm maddi temelidir. Yatırımcılara sattıkları hikâyeye göre, AI küresel ekonomiyi dönüştürecek ve bu nedenle Nvidia her yıl daha fazla çip satacaktır; dolayısıyla Nvidia’ya yatırım yapmak AI devrimine yatırım yapmak demektir. Eğer satışlar artarsa hikâye mantıklı görünür. Ancak satışlarda beklenmedik bir düşüş yaşanırsa, bu hikâye tamamen çöker.

Bu hikâyenin zayıf olduğuna dair işaretler şimdiden ortaya çıkıyor. Birincisi, Nvidia depolarında bekleyen grafik kartlarının artması. MarketWatch’a göre Nvidia’nın stoklarının toplam değeri geçen yıla göre ikiye katlanmış durumda. Yani satışlar artıyor olsa bile, Nvidia talebi yanlış tahmin ederek fazla üretim yapıyor, klasik bir “talep fazlası tahmini” balon göstergesi. İkinci örnek, CoreWeave ve OpenAI gibi şirketlere sağlanan satıcı finansmanı: Bu şirketler Nvidia çipleri alıyor, Nvidia da onlara yatırım yapıyor. Böylece gerçek ekonomik dolaşıma bağlanmayan döngüsel bir sermaye akışı yaratılıyor.

Bu finansman modeli ikinci riskle bağlantılı:
AI inşasının ön cephesinde yer alan ve devasa miktarda borç üstlenen şirketlerin durumu… OpenAI bunun en açık örneğidir: Hiç kâr açıklamamış bir firma, milyarlarca dolar sermaye toplamış ve teknoloji endüstrisinin geri kalanına trilyon doları aşan finansman vaat etmiş durumda.

Şimdilik teknoloji şirketleri OpenAI’yi batırmak istemiyor; zira popülaritesi hisse değerlerini şişiriyor. Fakat birkaç şirketin parasını geri istemesi tüm yapının çökmesine yeter. Benzer bir vaka olan CoreWeave ise, Nvidia GPU’larıyla AI veri merkezleri inşa etmek için büyük borç almış fakat bunları kiralayacak müşteri bulamıyor. Hem OpenAI hem CoreWeave, Nvidia’nın süper kârlarıyla ayakta tutuluyor; Nvidia bu şirketleri finanse ederek onları “suni olarak” canlı tutuyor. Sermayenin kendi kuyruğunu yiyen yılan gibi yaşaması, yalnızca Nvidia’nın bunu karşılamaya istekli ve muktedir olduğu sürece devam edebilir.

Sermayenin kendi kuyruğunu yiyen yılan gibi oluşturduğu döngü.
Sermayenin kendi kuyruğunu yiyen yılan gibi oluşturduğu döngü.

Bir diğer büyük risk, AI veri merkezlerinin doğurduğu elektrik sınırı. Veri merkezleri zaten yüksek enerji maliyetlerine sahipti; ancak AI merkezleri çok daha fazla güç tüketiyor. ABD’nin AI GPU’larını ve veri merkezlerini bir araya getirecek sermaye ve işgücü var; ancak bu merkezleri çalıştıracak enerji arzı artık ciddi bir engel haline geldi.

Silikon Vadisi’nin merkezindeki Santa Clara’da Nvidia’nın kurduğu AI merkezleri, yeterli enerji olmadığı için çalıştırılamıyor. Amazon, enerji talebini karşılamayan Oregon’daki tedarikçiye dava açmış durumda. Yerel topluluklar, kendi elektrik faturalarını yükselteceği için AI veri merkezlerini veto etmeye başladı.

Buna karşı teknoloji şirketleri nükleer enerji ve kendi yerinde enerji kaynaklarına yatırım yapıyor; fakat çok az, çok geç. Enerji Bilgi İdaresi’ne göre bir nükleer santral inşası en az beş yıl sürer; yeni tasarımların onayı ise beş yıla kadar çıkabilir. AI şirketleri ise finansal yükümlülüklerini şimdi, yani önümüzdeki aylarda ve yıllarda yerine getirmek zorunda. Bu yüzden daha fazla veri merkezi şebekeden bağımsız enerji üretimine yöneliyor ki bu da işletme maliyetlerini daha da artıracaktır.

Bir Kriz Senin İçin Felaket, Büyük Teknoloji Şirketleri İçin Fırsat

Tüm bu büyük finansal riskler şu soruyu gündeme getiriyor:
Neden teknoloji şirketleri bir balon olduğunu kabul ettikleri halde onu şişirmeye devam ediyorlar?

Cevap açık:
En büyük teknoloji şirketleri için bir durgunluğu tetiklemek, olumlu sonuçlar doğurabilir.

Büyük Teknoloji Şirketleri, AI balonunun tehdit etmediği hâlihazırda kârlı işlere sahip. AI’ye bel bağlayan küçük rakiplerin batması, onlar için avantajdır. Birincisi, piyasayı ele geçirme iddiasındaki startup rekabetini yok eder. İkincisi, teknoloji sektöründe yıllardır ortalamanın çok üzerinde ücret alan işçilerin işsiz bırakılması, ücretleri baskılamak ve işçileri disipline etmek için fırsat yaratır.

Son olarak, balonun patlaması en büyük şirketler için varoluşsal bir tehdit haline gelirse, Beyaz Saray’a gidip kurtarma paketi alabilirler. Trump yönetimi bunu Intel için zaten yaptı: Şirkete %10 hisse karşılığı 5,7 milyar dolar verdi.

Sonuçta, AI balonunun çöküşü ABD işçi sınıfı için büyük acı yaratacaktır; orta sınıf kesimler ve bazı kapitalistler de etkilenecektir. Ancak Büyük Teknoloji Şirketleri, startup rakiplerine kıyasla çok daha az kaybedecektir. Hatta mali olarak sıkıntıya düşseler bile, doğrudan siyasi bağlantılarını kullanarak ABD hazinesinden kendilerini kurtarabilirler.

AI sektöründe çalışmayan ABD işçileri için ise kriz zaten başladı.
İşsizlik dört yılın zirvesinde.
İpotek hacizleri geçen yıla kıyasla %19 arttı.
Araç hacizleri Büyük Durgunluk düzeylerine ulaştı.

Trump yönetimi, bankaların ve yatırımcıların ekonomiyi takip etmek için kullandığı BLS ve TÜFE raporlarını geciktirerek resesyon haberlerini bastırmaya çalışıyor. Borsadaki yükseliş, kapitalist sınıfın “her şey yolunda” propagandasına kalkan sağlıyor; ancak Nisan ayındaki kurtuluş günü sarsıntıları ve önceki düzeltmeler, bu anlatının bir günde çökebileceğini gösterdi.

Ekonomik bir çöküş, ABD’de ve dünya çapında işçilere daha fazla acı getirecek. Trump’ın Venezuela’ya yönelik tehditleri, AI endüstrisi çöktüğünde nelerin geleceğine dair bir işarettir. Piyasa düzeldiğinde ve kapitalistler içeride yatırım yapacak alan bulamadığında, yeni pazarlar için dışarıya yönelme baskısı artacaktır. Trump’ın son dış politika belgesine bakılırsa, bu çok açık: Monroe Doktrini’nin “Trump Yorumu”, Latin Amerika’daki solcu hükümetleri disipline etmek ve ABD müdahalesine direnemeyen ülkelere yatırım dayatmak için kullanılacaktır.

Kamulaştırma ve İşçi Denetimi İçin

ABD’de ve dışında çalışan insanlar farklı bir yola ihtiyaç duyuyor.
Devlet, mevcut Büyük Teknoloji Şirketleri devlerini kamulaştırıp işçi denetimi altında işletmelidir. Bu şirketlerde çalışan işçiler, onları temsil edecek sendikalar kurar ve işyerlerini yönetmek üzere demokratik olarak seçilmiş komiteler oluşturur.

Kısa vadede bu adım, yalnızca ABD ekonomisinin değil dünya ekonomisinin büyük bölümünün yönünü belirleyen büyük kapitalistlerin kontrolünü kıracaktır. Uzun vadede ise demokratik ve rasyonel bir üretim planlaması sağlar. Örneğin AI araştırma bütçesi, işçilerin makul gördüğü düzeyde sınırlandırılabilir; araştırılacak uygulamalar ise halkın yararını önceleyen biçimde demokratik olarak belirlenebilir.

Bu, gerçekten yararlı AI teknolojilerinin gelişimini hızlandırır bile; çünkü şirketlerin bilim kurgu düşleri uğruna trilyonlar harcamasını ve kendi bile inanmadıkları “genel yapay zekâ” fantezisini kovalamalarını engeller.

2008 Büyük Durgunluğu hâlâ çoğu yetişkinin hafızasında; bıraktığı tahribat kuşakları yaraladı. Bir kuşak işçi sınıfı iş fırsatlarını gözünün önünde yok olmuş gördü. Bir diğeri evlerini kaybetti ve yeniden ev sahibi olabilmek için yıllarca birikim yapmak zorunda kaldı. O krizden çıkan zayıf reformlar ilk Trump yönetiminde ortadan kaldırıldı.

Aradan yirmi yıl bile geçmeden, AI balonu çok daha ağır sonuçlar yaratma potansiyeline sahip; çünkü tüm ABD ekonomik sistemini tehdit ediyor. Bu spekülasyon-çöküş-toparlanma döngüsü, ekonomi bir avuç tekelci kapitalistin çıkarları uğruna örgütlendiği sürece kendini tekrar etmeye mahkûm. Teknoloji devlerini yöneten elitlerin elinden bu kurumları çekip almak, yalnızca ABD’deki milyonlarca işçi için değil, dünyanın her yerindeki emekçiler için bir zorunluluktur.

Yazının İngilizcesini okumak için tıklayınız.

Etiketlendi: