Bu sistem bize sabretmeyi, susmayı ve kaderimize razı olmayı öğütlüyor. Biz ise: “Yıkım ve yoksulluk getiren sisteminizi yıkacağız!” diyoruz.Eşit ve özgür bir dünya kendiliğinden kurulmayacak. O dünya; sömürüye, şiddete ve tahakküme karşı kurulan ortak mücadeleyle yükselecek. Bir kişi daha eksilmemek, özgür ve eşit bir gelecek kurmak için mücadelemizi büyütelim!
Dolayısıyla gerçek şu ki Şubat Devrimi aşağıdan başladı; hatta kendi devrimci örgütlerinin direncini aşarak başladı. Girişim, proletaryanın en ezilen ve en horlanan kesimi olan tekstil işçisi kadınlar tarafından, kuşkusuz aralarında birçok asker eşinin de bulunduğu kadınlar tarafından alındı.Kadınların ezilmişliği sorunu sosyalizm mücadelesinden ayrılamaz ve kadınlar kendi kurtuluşlarının koşullarını yaratmak için proletaryanın komünist öncüsüyle koordinasyon içinde örgütleyici ve öncü bir rol oynamalıdır.
Filistin’in kurtuluşu ve Arap kadınların özgürleşmesi, emperyalizm ve baskıya karşı ayrılmaz mücadelelerdir. Milyonlarca Arap kadın ve genç Filistin ile dayanışma içinde sokaklara dökülürken, rejimler her türlü halk hareketini acımasızca bastırıyor. Filistin halkının kurtuluşu, on yıllardır bu davayı ihanet eden diktatörlük ve yozlaşmış hükümetlerin düşüşüyle bağlantılıdır.
Bu mücadele üremeyi kimin kontrol edeceği konusundaki bir mücadeledir ve bununla birlikte üretimi de kontrol edecektir, çünkü üreme olmadan üretim olamaz. Üretimi ve üremeyi kontrol edenler kapitalist elitler mi olacak, yoksa çalışanlar ve ezilenler mi?
Son yıllarda, feminizm ve antifeminizm arasındaki tartışma giderek ahlaki bir çekişmeye dönüşmüştür. Bir tarafta antifeministler “Feminizm sizin için ne yaptı?” diye soruyor. Ya da “erkekler kadınlara oy hakkı verdi” gibi ifadeler kullanıyor. Diğer tarafta ise birçok feminist, feminizmin “iyiliksever” veya “yararlı” olduğunu kanıtlamak gerekmişçesine “kazanımlar” listeleriyle yanıt veriyor.