2 Mart’tan bu yana İsrail Devleti, Lübnan’a, özellikle güney bölgesine ve güney Beyrut’a, karşı yıkıcı saldırılar düzenlemektedir. Halihazırda 3.100’den fazla ölü, bir milyonun üzerinde yerinden edilmiş insan ve pek çok bölgede ağır tahribat mevcuttur. İsrail ne kadar ileri gidecek?
Uzun yıllardır Brezilya’da sendika lideri ve devrimci olan Zé Maria, Filistin özgürlüğünü savunan konuşması nedeniyle 2 yıl hapis cezasıyla karşı karşıya.
Durum, aktivistlere dayatılan insanlık dışı koşullar nedeniyle daha da ağırlaşmaktadır. Savunmaya göre Thiago ve Saif, tam izolasyon altında tutulmakta, hücrelerinde 24 saat boyunca yoğun ışığa maruz bırakılarak uyumaları engellenmektedir. Tıbbi muayeneler de dahil olmak üzere her türlü nakil sırasında gözleri bağlanmaktadır. Ayrıca siyonist ordunun ailelerine yönelik tehditleri de rapor edilmiştir.
Dünya işçilerinin ve emekçilerinin mücadelelerinin, dayanışmalarının ve direnişlerinin en güçlü, en gururlu günü, 1 Mayıs. İşçi sınıfının 140 yıl önce ABD’de sekiz saatlik iş günü talebiyle başlattığı grev, bugün hala tüm dünya işçilerini bir araya getiriyor. Mücadelemizin bayramı kutlu olsun!
Gazze’ye insani yardım taşıyan Küresel Sumud Filosu’na ait 58 gemiden 22’si, Girit’in (Yunanistan) 60 km açığında ve Gazze’den 1.200 km uzaklıkta, bir Yunan arama-kurtarma bölgesinde İsrail silahlı güçlerinin saldırısına uğradı. Netanyahu’nun soykırımcı hükümeti, uluslararası sularda filoya el koymak için insansız hava araçları, iletişim karartma teknolojileri ve silahlı sürat tekneleri kullandı. Saldırı karşısında filonun diğer gemileri Yunanistan karasularına çekildi.
“İsrail Devleti’nin sona ermesi gerektiğini söylemek, Yahudi halkına karşı nefret yaymak anlamına gelmez; bu, apartheid Güney Afrika devletinin sona ermesi gerektiğini söylemek gibidir. Bu, beyaz Güney Afrikalıların ölümünü istemek değil, ırksal ayrımcılığa dayalı bir devlet düzeninin son bulmasını savunmaktır” dedi. Gerçekte ülkede böyle bir karar için hukuki dayanak oluşturan hiçbir yasa yoktur; çünkü Zé María yalnızca dünya çapında geniş biçimde mahkûm edilen bir katliama karşı görüşünü ifade etmiştir.
İspanya’nın Barselona kentinden yola çıkan “Küresel Sumud Filosu” Gazze’ye uygulanan ablukayı yeniden zorlamayı hedefliyor. Bu filo şu ana kadarki en kapsamlı uluslararası girişimlerden biri. İlk etapta 12 Nisan için planlanan hareket, hava koşulları nedeniyle birkaç gün gecikerek gerçekleşti. Filo, farklı ülkelerden gelen yaklaşık 1000 aktivist ve 70’ten fazla tekneden oluşuyor. Akdeniz üzerinden ilerleyen konvoyun, İtalya açıklarında diğer katılımcılarla birleşerek Doğu Akdeniz’e yönelmesi ve nihai olarak Gazze kıyılarına ulaşması hedefleniyor.
İşçi Partisi’ni kontrol edenler hiçbir zaman Tony Blair’i Irak savaşı nedeniyle bir savaş suçlusu olarak yargılamayı planlamadı; bugün ise Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, Trump’ın talimatları doğrultusunda hareket eden İşçi Partisi hükümetiyle birlikte Blair’in yolunu izleyerek genişleyen bir bölgesel savaşa sürüklenmektedir.
Gazze yalnızca ilk perdeydi. Artık oyunun tam ortasındayız: “Yeni Batı Yüzyılı”, nükleer silahlara sahip Batılı güçlerin artık geçmişteki emperyalist “kurallara dayalı düzen”in hukuki görüntüsünü bile sürdürme gereği duymadığı bir dönemdir.
Biz, İran’ı emperyalist ve İsrail saldırısına karşı savunuyoruz! İran’ın kendini savunma hakkını ve hatta nükleer silahlara sahip olma hakkını savunuyoruz.
Bu emperyalist ve siyonist saldırıya karşı dünya çapında kitlesel eylemler çağrısı yapıyoruz!
Bu, İran’daki mollalar diktatörlüğüne herhangi bir politik destek verdiğimiz anlamına gelmez. İran diktatörlüğüne karşı kitlesel halk mobilizasyonlarını hep savunduk. Ancak İran’ın geleceğine karar verecek olan, ABD emperyalizmi ya da Netanyahu’nun soykırımcı siyonizmi değil; İran halkıdır.
Bu emperyalist ve siyonist saldırıya karşı dünya çapında mobilizasyon çağrımızı yineliyoruz!
Emperyalist ve İsrail saldırısına karşı İran’ın savunulması için ileri!
Trump İran’dan, Filistin’den ve Latin Amerika’dan defol!
Filistin’in kurtuluşu ve Arap kadınların özgürleşmesi, emperyalizm ve baskıya karşı ayrılmaz mücadelelerdir. Milyonlarca Arap kadın ve genç Filistin ile dayanışma içinde sokaklara dökülürken, rejimler her türlü halk hareketini acımasızca bastırıyor. Filistin halkının kurtuluşu, on yıllardır bu davayı ihanet eden diktatörlük ve yozlaşmış hükümetlerin düşüşüyle bağlantılıdır.