Emek

  • Maaşı Yok, Emekliliği Yok, Prim Günü Dolmuyor: Ev İçi Emeğin Görünmez Prangası
    Kapitalizm fabrikadaki işçiye ücret öder, çünkü onun emeğini görünür kılmak işine gelir. Ancak aynı işçinin ertesi gün işe dinç, tok ve temiz gidebilmesi için gereken yemek, temizlik, bakım, çocuk yetiştirme ve duygusal destek faaliyetleri görünmez kabul edilir. Kapitalizm, tam da bu görünmeyen emekten beslenir. Bu nedenle ev işi, yalnızca özel bir aile meselesi değil, makro-ekonomik bir meseledir. Sistem, kadını sadece emeği üzerinden sömürmekle kalmaz; bu emeğin bir “iş” olduğunu fark edip hak talep eden kadını “kötü eş” veya “yetersiz anne” olmakla itham ederek ona bir de vicdan azabı yükler. “Demek ki bizi sevmiyorsun” retoriği, kadının harcadığı fiziksel, zihinsel ve duygusal enerjiyi görünmez kılan, suçluluk duygusuyla örülmüş toplumsal bir prangadır. Oysa bu süreç, romantize edilmiş bir his değil; baştan aşağı planlama, kriz yönetimi ve sabır gerektiren profesyonel bir emek biçimidir.
  • Sınıfın Sessiz Kahramanları: Neden Her Direniş Hepimizin Direnişidir?
    Bugün işçi hareketinin önündeki en büyük görevlerden biri mücadeleleri birleştirmektir. Direnişler arasında köprüler kurmaktır. İşçiler arasında iletişim ağları oluşturmaktır. Bir işyerinde yaşanan hak gaspını bütün işçi sınıfının gündemi haline getirmektir. Sermaye örgütlüyse emek daha örgütlü olmak zorundadır. Patronlar dayanışma içindeyse işçiler daha büyük bir dayanışma yaratmak zorundadır. Çünkü geleceği değiştirecek olan şey yalnızca öfke değildir. Örgütlü öfkedir. Yalnızca haklı olmak değildir. Birlikte hareket edebilmektir.
  • Bolivya: Devrim ve Karşı-Devrim
    Deneyim bir kez daha göstermektedir ki bir hükümetin düşüşünü talep etmek yetmez. Bir iktidar alternatifi inşa etmek gereklidir… Bu nedenle başlıca stratejik görev, Bolivya kitlelerinin gösterdiği muazzam gücü, işçilerin, köylülerin ve yerli halkların gerçek bir hükümet alternatifine dönüştürebilecek devrimci bir önderlik inşa etmeye devam etmektir.
  • Türkiye’de Ayakların Baş Olduğu Yıllar: 15-16 Haziran Başkaldırısının Yolunu Açan Mücadeleler
    1950’lerde köylerden şehirlere başlayan büyük göç, Türkiye’de yalnızca yeni mahalleler değil yeni bir toplumsal güç yarattı. Fabrikaların büyümesiyle birlikte işçiler ilk kez kitlesel bir sınıf haline gelirken, dünyayı sarsan 1968 dalgası Türkiye’yi de etkisi altına aldı. 1961 anayasasıyla kazandıkları haklarını kullanmaya başlayan işçiler, örgütlenmeyi, toplu hareket etmeyi ve haklarını aramayı öğrendi.  Grevler, fabrika işgalleri ve öğrenci hareketleri giderek büyüdü; sonunda on binlerce işçi 15-16 Haziran 1970’te sokaklara çıktı.
  • İşçiler Neden Çıkarlarına Göre Davranmıyor?
    ABD’li sosyolog ve Marksist düşünür Dylan Riley, New Left Review’da yayımlanan yazısında (Maddi Çıkarlar) son yıllarda Anglo-Amerikan solunda etkili hale gelen “Analitik Marksizm” anlayışını eleştiriyor. Riley’e göre insanların “maddi çıkarları” tarih dışı ve otomatik gerçekler değil; tarihsel koşullar, sınıf mücadeleleri ve insanların mümkün gördüğü gelecekler içinde şekilleniyor. Sınıf mücadelesi yalnızca mevcut çıkarların savunusu değil, hangi geleceğin kurulabilir olduğuna dair bir mücadele. Riley, Marksizmin yalnızca ekonomik ihtiyaçlara indirgenemeyeceğini; kolektif ufuklar, tarihsel olasılıklar ve toplumsal dönüşüm fikri olmadan siyasetin mekanikleşeceğini savunuyor.
  • Maddi Çıkarlar
    Yeni Marksizm anlayışı, işçi sınıfının maddi çıkarlarını sanki tarihsel koşullardan bağımsız, değişmez bir gerçekmiş gibi ele almakta ve böylece farkında olmadan materyalizmi idealizme dönüştürmektedir. Oysa sınıfların çıkarları, mücadeleden önce gelmez; bilakis sınıf mücadelesi, hangi geleceğin mümkün olduğunu belirler ve çıkarlar ancak bu tarihsel ufuk içinde anlam kazanır. Devrimci siyaset, işçi sınıfını salt mevcut sömürü koşullarına karşı değil, somut ve ulaşılabilir bir gelecek projesi etrafında seferber etmelidir.
  • 15–16 Haziran Mirası, Uluslararası İşçi Sınıfı Mücadelesi Deneyimleri ve Geleceği
    Türkiye İşçi Sınıfının tarihsel mücadelesinde önemli bir dönüm noktası 15–16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişinin yıldönümünde işçi sınıfının örgütlü mücadelesini büyütmenin yollarını tartışıyoruz. Tüm dünyada işçi sınıfı neo-liberalizme ve emperyalizme karşı direnmeye devam ediyor. Bolivya’da emekçiler başkenti kuşattılar, Avrupa’da örgütlü işçi sınıfı Filistin için peş peşe grevler gerçekleştiriyor. Brezilya’dan Bolivya’ya, İspanya’dan Türkiye’ye işçi sınıfının uluslararası mücadele deneyimlerini ve geleceğini tartışıyoruz. İçinde bulunduğumuz cendereden çıkışın işçi sınıfının örgütlü mücadelesiyle, bir işçi eylem programının oluşturulmasıyla ve kitle taban örgütleri zemininde bir araya gelerek mümkün olacağını düşünenleri panelimize katılmaya davet ediyoruz. Deneyimlerimizi paylaşmak ve geleceği birlikte tartışmak için buluşuyoruz.
  • 123 Gün Sonra Sınıflara Döndüler: İtalyan Lisesi Öğretmenleri Haklarını Kazandı
    Beyoğlu Özel İtalyan Lisesi’nde 14 öğretmen, 123 gün boyunca hem okul yönetimine hem de Milli Eğitim Bakanlığı’nın grev kırıcılığına karşı direndiler ve kazandılar. Bugün imzalanan toplu iş sözleşmesiyle yalnızca kendi hakları için değil, özel eğitim sektöründe güvencesiz çalışan tüm öğretmenlerin mücadelesi için de örnek olacak bir kazanıma ulaştılar. İlk defa uluslararası bağlantıları olan bir eğitim kurumunda çok uluslu bir süreç yürütülerek Toplu İş Sözleşmesi (TİS) imzalandı.
  • ABD: İşçilerin Demokratlardan Bağımsız Bir Eylem Programına İhtiyacı Var
    Güncel krizle yüzleşmek için hazırlanacak bir İşçi Eylem Programı, işçilerin, öğrencilerin ve ezilenlerin gücünü ortak bir karşı saldırıda buluşturmalıdır. Böyle bir hareket; sendikacıların, taban örgütlerinin ve ezilenlerin örgütlerinin yerel, bölgesel ve ulusal meclisler aracılığıyla bir program ve eylem hattı oluşturmaları üzerine inşa edilmelidir.
  • Öğretmenlerin Grevi 123. Gününde Kazanımla Sona Erdi
    İstanbul Özel İtalyan Lisesi Öğretmenlerinin 2 Şubat 2026’dan bu yana sürdürdükleri grev 123. Gününde kazanımla sonuçlandı. İnsanca yaşamaya yetecek ücret, eşit statü ve adil çalışma koşulları talebiyle greve çıkan öğretmenler yapılacak basın açıklamasından sonra grevin yasal olarak bitiş saatinde, 12.00’de sınıflarına ve öğrencilerine dönecekler.
  • Bolivya Halkı Sokaklarda! Rodrigo Paz Defol!
    Kasım 2025’te Bolivya’da göreve gelen Devlet Başkanı Rodrigo Paz Pereira, iktidarının en derin siyasal ve toplumsal kriziyle karşı karşıya. Ülke genelinde büyüyen grevler ve yol kapatma eylemleri Bolivya’yı neredeyse tamamen durma noktasına getirdi.
  • Bolivya’da Emekçi Halk Toprakları için Sokaklarda
    Genel grev, hükümetin küçük çiftçilerin tarım arazilerini kredi karşılığı ipotek gösterebilmesine imkan tanıyan yeni düzenlemesine karşı başladı.  İpotek yasası adıyla bilinen bu yasa küçük çiftçilerin tarım arazilerini banka kredileri için teminat olarak gösterebilmesine imkan tanıyor. Bolivya’da toprak meselesi sıradan bir mülkiyet tartışması değil. Ülkenin modern siyasi tarihi büyük ölçüde köylü ayaklanmaları, yerli hareketleri ve toprak mücadeleleriyle şekillendi.
  • İşçiler İktidarın Tadına Baktığında: Britanya Genel Grevinin Yüzüncü Yılı
    2026, Britanya genel grevinin yüzüncü yılına işaret ediyor. 4-12 Mayıs 1926 tarihleri arasında işçiler, Britanya işçi sınıfı tarihinin bugüne kadarki en önemli olayında kendi güçlerinin tadına baktılar. Lloyd George’un korktuğu yıl: 1919’daki toplumsal huzursuzluk ve grevlerin düzeyi, Liberal başbakan David Lloyd George’un “Ülke hiçbir zaman Bolşevizme bu kadar yakın olmamıştı” demesine yol açtı.
  • İhtiyacımız Olan Tam da “İşçicilik”
    Şimdi “İşçicilik yapmayın!” diyenlere soruyoruz: İşçinin olmadığı bir merkez komite, işçinin konuşmadığı bir kürsü, işçinin önderlik etmediği bir devrimcilik toplumsal düzeni nasıl değiştirebilir?
  • Zé Maria Kimdir?
    Uzun yıllardır Brezilya’da sendika lideri ve devrimci olan Zé Maria, Filistin özgürlüğünü savunan konuşması nedeniyle 2 yıl hapis cezasıyla karşı karşıya.
  • Hindistan’daki Göçmen İşçiler Trump’ın Savaşının Bedelini Ödüyor
    ABD’nin İran’a yönelik savaşı nedeniyle yakıt fiyatlarının fırlaması, Hindistan’ın kentlerindeki göçmen işçilerin kitlesel biçimde kaçışına yol açıyor. Bugünkü manzaralar, COVID-19 pandemisi sırasında göçmen işçilerin köylerine geri dönüşünü andırıyor; ancak kriz henüz başlangıç aşamasında.
  • 1 Mayıs Dünya Genelinde Baskı Altında ve Coşkuyla Kutlandı
    Milyonlarca işçi ve emekçi, 2026 1 Mayıs’ında dünyanın dört bir yanında sokaklara çıktı. Avrupa’dan Latin Amerika’ya, Asya’dan Afrika’ya uzanan eylemlerde ortak talepler öne çıkarken, birçok ülkede güvenlik önlemleri ve yasaklar dikkat çekti. 1 Mayıs eylemlerinde bu yıl artan yaşam maliyetleri, dijital dönüşüm ve barış talebi öne çıktı. Milyonlarca emekçi, “yapay zekâ çağında işin geleceği” tartışmasının tam ortasında, sosyal adalet ve eşitlik çağrısı yaptı.
  • Dünya İşçilerinin Mücadele, Dayanışma ve Direniş Günü 1 Mayıs’ı Selamlıyoruz!
    Dünya işçilerinin ve emekçilerinin mücadelelerinin, dayanışmalarının ve direnişlerinin en güçlü, en gururlu günü, 1 Mayıs. İşçi sınıfının 140 yıl önce ABD’de sekiz saatlik iş günü talebiyle başlattığı grev, bugün hala tüm dünya işçilerini bir araya getiriyor. Mücadelemizin bayramı kutlu olsun!
  • Uluslararası İşçi Birliği – Dördüncü Enternasyonal (UİB-DE / LIT-CI) 1 Mayıs Bildirisi
    Dünyanın dört bir yanında işçilerin emperyalizme ve kapitalist baskıya karşı bağımsız mücadelesi için.
  • Brezilya İşçilerinin Bağımsız ve Birleşik Güçlerinin Sendikası CSP-Conlutas 6. Kongresi Bugün Başlıyor
    Tüm Brezilya’dan CSP-Conlutas üyesi 3 milyona yakın işçilerin oylarıyla seçilen 1100’ün üzerinde delege ve uluslararası delegeler 18-21 Nisan 2026 tarihlerinde Sao Paulo’da bir araya geliyor
  • Özel İtalyan Lisesi Öğretmenleri Grevde: Enternasyonal Dayanışma Büyüyor
    İstanbul’daki tarihi Özel İtalyan Lisesi öğretmenlerinin 2 Şubat 2026’da başlattığı grev devam ediyor. “Eşit İşe Eşit Ücret” sloganıyla greve devam eden öğretmenler insanca yaşamaya yetecek ücret, eşit statü ve adil çalışma koşulları talebiyle mücadelelerini sürdürüyor. Eğitim emekçilerinin günlerdir devam eden mücadeleleri de uluslararası sendikal ve emekçi dayanışmasını da güçlendiriyor. İtalyan Öğretmenler Sendikası UIL Scuola Rua ve İtalya’da kemer sıkma önlemlerine karşı mücedele eden emekçilerin örgütü Fronte di Lotta No Austerity grevdeki öğretmenlerle dayanışma mesajları yayınladılar.
  • Özel İtalyan Lisesi Öğretmenleri Grevde: “Eşit İşe Eşit Ücret” Talebiyle Mücadele Sürüyor
    Özel İtalyan Lisesi’nde çalışan öğretmenlerin grevi sürüyor. Öğretmenler; eşit işe eşit ücret, yoksulluk sınırının üzerinde maaş ve eşit statü talebiyle mücadele ediyor.
  • İşçi Düşmanı Reforma Hayır!
    İşçi Reformuna Karşı Mücadele: İşçilerin Sömürüye ve Toplumsal Gerilemeye Karşı Direnişi. Hiç çalışmamış, fahiş maaşlar alan, pazarlıklarla servet biriktiren milletvekillerinin iş yasalarını “modernleştirme” yetkisi yoktur. Peronist sendika bürokrasisinin bize inandırmak istediğinin aksine, bu insanlarla pazarlık yapılacak veya onları ikna edecek hiçbir şey yok; onlar bizi daha da köleleştirmek istiyor.
  • Petrobras İşçilerinin Tarihi Grevinden Çıkarılan Dersler
    Temel ders şudur: Mücadele yalnızca şirket yönetimine ve hissedarlara karşı değil, aynı zamanda kapitalist işleyişin devamını güvence altına alan mevcut hükümete karşı da verilmelidir. Lula hükümeti, işçileri savunduğunu iddia etse de gerçekte savunmamaktadır. Bolsonaro ve aşırı sağdan farklı bir projeye sahip olsa bile, bu proje kapitalist milyarderler için yönetme sınırları içindedir.
  • LIT-CI ve Brezilya’dan İzlenimler
    Bu yazı Uluslararası Devrimci Komünist Eğilim (RCIT) tarafından uluslararası devrimci dayanışma ve işbirliğinin güçlendirilmesi amacıyla Brezilya’ya yaptıkları ziyaretin ardından zengin fotoğraflar ve videolarla bir rapor halinde web sitelerinde yayınlanmıştır. LIT-CI ve Brezilya seksiyonu olan PSTU hakkında geniş bilgilere yer vermesi nedeniyle bu yazıyı okuyucularımızla paylaşıyoruz.
  • Portekiz’de Genel Grev: İşçi Sınıfı Hükümetin Saldırısına Yanıt Veriyor
    Brezilya’daki Lula gibi, PSD hükümeti de işçilerin haklarını ve yaşam koşullarını kötüleştiren iş kanunlarını kabul ettirmeye çalışıyor. Şimdi Portekiz’de işçiler buna karşı mücadele ediyor.
  • Emperyalist Savaşlara, Haklara Yönelik Saldırılara Karşı ve Çevreyi Savunmak İçin
    Katılımcı örgütler, ekonomik çıkarlarını korumak için savaş ve şiddeti kullanan emperyalist hükümetlere karşı olduklarını bir kez daha teyit ettiler. 6. Toplantı, farklı ülkelerdeki sendikal deneyimler ve mücadele hareketleri arasında diyalog ve işbirliğini genişletmenin önemini gösterdi. Çevre krizi, savaşların tırmanması ve temel haklara yönelik saldırılar, işçi sınıfının ortak düşmanlarla karşı karşıya olduğunu gösteriyor: otoriter hükümetler, çokuluslu şirketler ve insan hayatı ve gezegenin zararına kârı önceliklendiren politikalar.
  • Göçmenler ve Trans Bireyler için Sınırlara Hayır, İkili Cinsiyet Sistemine Hayır!
    Göçmenler ve transseksüeller, her ikisi de büyük ölçüde marjinalleştirilmiş ve çoğunlukla işçi sınıfına mensup gruplardır. Bu makalenin amaçları doğrultusunda, “işçi sınıfı” gelir düzeyini değil, hayatta kalmak için genellikle ücretli emek şeklinde emeğini satmak zorunda olan insanları ifade etmektedir. Kapitalist bir ekonomik sistemde, işçileri birbirlerine düşman edilebilecek ayrı gruplara ayırmak kârlıdır. Bu, işçi istihdam etmek isteyen kapitalistler için işgücü maliyetlerini düşük tutmaya yarar ve kapitalist sisteme özgü sorunların suçlusu, insanların ihtiyaçlarını karşılamaktan çok kâr elde etmeye hizmet eden bir ekonomik sistemi süresiz olarak sürdürmek isteyen kapitalist sınıf değil, savunmasız işçiler olarak gösterilir.