Anasayfa / Enternasyonal / Bolivya’daki Mayıs Protestoları Hakkında Notlar

Bolivya’daki Mayıs Protestoları Hakkında Notlar

Bolivya'da eylemler sürüyor

Ülke giderek kutuplaşmış durumda. Seferberlik esas olarak La Paz’da ve bazı departmanlarda köylü hareketinin örgütlediği yol kapatma eylemleriyle sürüyor; ancak yeterli hazırlığın olmayışı nedeniyle işçi hareketinin geri kalanı henüz greve katılmış değil. Öğretmenler de sendika yönetimlerinin yaptığı anlaşmalar sonrasında birçok kentte eylemlerden çekildi; La Paz ve Oruro gibi bazı istisnai yerlerde ise taban, anlaşmayı reddederek mücadeleyi sürdürmektedir.

Genel olarak kentli orta sınıflar olağanüstü hâl ilan edilmesini ve protestoculara yönelik sert baskı uygulanmasını talep ediyor. Buna karşılık hükümet, COB yöneticileri hakkında yakalama kararları çıkardı.

Burjuvazinin bütünü hükümetin arkasında saf tutmuş durumda; hükümetin beceriksizliğini eleştirseler de hep birlikte “demokrasinin savunulması” ve protestocuların bastırılması çağrısı yapıyorlar.

Emilio / 23 Mayıs 2026

18 Mayıs 2026’da, Bolivya İşçi Konfederasyonu, La Paz Tupak Katari Köylü Sendikaları Federasyonu, La Paz Kentsel ve Kırsal Öğretmenler Federasyonları, Fabrika İşçileri Federasyonu ve diğer sektörler tarafından seferber edilen kitleler ile Evo Morales taraftarlarının örgütlediği “Bolivya’yı Kurtarmak İçin Yaşam Yürüyüşü”, El Alto kentinden ve diğer bölgelerden hareket ederek Bolivya hükümeti ve Kongresi’nin bulunduğu Plaza Murillo’ya ulaştı. Polisle yaşanan çatışmalar ve gösterinin vahşice bastırılması eşliğinde yaklaşık dört saat boyunca meydanı kuşatan eylemin temel sloganı şuydu: “Rodrigo Paz Pereira İstifa Etmelidir!”

O gün yaşananlar, Rodrigo Paz hükümetinin, 22 Ekim 2025’teki seçim zaferi ve göreve başlamasından yalnızca altı ay sonra içine girdiği derin siyasal aşınma sürecinin sonuçlarından biridir.

Paz Hükümetinin Aşınması

Göreve geldiğinden beri Rodrigo Paz hükümeti, ekonomik krizi tersine çevirme bahanesiyle kemer sıkma politikalarını hayata geçiriyor; bu politikalar açık biçimde Bolivya oligarşisinin tarım-sanayi sektörünü kayırmaya ve krizin yükünü işçi sınıfı ile yoksul halkın omuzlarına yıkmaya yönelmiştir. İlk olarak doğrudan tarım-sanayi sektöründen gelen isimlerden oluşan bir bakanlar kurulu atandı. Ardından büyük servet vergisi kaldırıldı, un sübvansiyonu geri çekildi, bu da halkın temel besinlerinden biri olan ekmeğin fiyatının yükselmesine yol açtı, ve Aralık ayında akaryakıt sübvansiyonu kaldırılarak emekçi halkın yaşam maliyetlerinde genel bir artışa neden olundu. Ancak uygulamanın en kötü yanı, yakıt kalitesini dahi güvence altına alamamış olmasıydı; o tarihten bu yana kötü yakıt karışımı nedeniyle binlerce aracın zarar gördüğü bildirildi. Bu durum özellikle halka ulaşım hizmeti sunan bağımsız şoförleri etkiledi. Üstelik 10 Nisan’da Paz, tarımsal mülkiyetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin 1720 Sayılı Yasayı yürürlüğe koyarak küçük toprak sahiplerinin mülksüzleştirilmesinin önünü açtı.

Ancak hükümet daha en başından itibaren işçi ve halk hareketinin örgütlü yanıtıyla karşılaştı.

Ocak ayında gerçekleşen güçlü seferberlik, yakıt fiyat artışıyla birlikte gündeme gelen bir dizi halk düşmanı önlemi geri püskürttü; fiyat artışı geri çektirilemese de hükümetin diğer saldırılarının önüne set çekildi. Mart ve Nisan ayları arasında gerçekleştirilen çeşitli ulaşım grevleri, hükümeti kötü kaliteli yakıtın araçlarda yarattığı zararları tazmin etmeye zorladı. Paz Pereira’nın Küçük Tarımsal Mülkiyetin Yeniden Yapılandırılması Yasası’nı yürürlüğe koyduğu gün, doğudaki yerli halkların yürüyüşü yasanın iptalini talep ederek başladı; yaklaşık bir aylık yürüyüşün ardından La Paz’a ulaşan kitleler yasanın geri çekilmesini sağladı.

1 Mayıs’ta Bolivya İşçi Merkezi (COB), El Alto kentinde ücret artışı, 1720 Sayılı Yasa’nın iptali, araç hasarlarının tazmini ve devlet işletmelerinin savunulması talepleriyle bir halk meclisi topladı. Halk meclisi, talepler karşılanana ya da Rodrigo Paz bunları çözme konusunda yetersiz kalırsa istifasına kadar sürecek süresiz genel grev ilan etti.

La Paz Köylü Federasyonu da çağrıya katılarak La Paz departmanında yol kapatma eylemleri ilan etti ve Paz Pereira’nın istifasını talep etti.

Bu sırada Cochabamba yaylalarında, Evo Morales önderliğindeki koka üreticileri federasyonları “Bolivya’yı Kurtarmak İçin Yaşam Yürüyüşü” çağrısı yaptı; yaklaşık 300 kilometrelik yürüyüş 18 Mayıs’ta La Paz’a ulaştı.

Mevcut Durum

Üç haftadır özellikle La Paz departmanı ve El Alto kentinde yoğunlaşan seferberliklerin temel talebi Paz Pereira’nın istifasıdır. Hükümet, hareketi bölmek amacıyla kısmi anlaşmalar yapmaya çalışmaktadır: kentli ve kırsal öğretmen sendikalarının yöneticileriyle ücret artışı yerine yıllık prim konusunda anlaşma sağlandı; doğudaki yerli topluluklar için 1720 Sayılı Yasa geri çekildi; El Alto Bölgesel İşçi Birliği ile El Alto okullarına internet sağlanması konusunda anlaşma yapıldı; ulaşım işçileriyle ise araç zararlarının karşılanmasına ilişkin mutabakatlara varıldı. Aynı zamanda hükümet, COB’un üst düzey yöneticileri, El Alto’daki liderler ve köylü önderleri hakkında terörizm gibi suçlamalarla yakalama kararları çıkardı; bu suçlamalar 3 ila 5 yıl arasında hapis cezaları tehdidi içeriyor.

Ülke giderek kutuplaşmış durumda. Seferberlik esas olarak La Paz’da ve bazı departmanlarda köylü hareketinin örgütlediği yol kapatma eylemleriyle sürüyor; ancak yeterli hazırlığın olmayışı nedeniyle işçi hareketinin geri kalanı henüz greve katılmış değil. Öğretmenler de sendika yönetimlerinin yaptığı anlaşmalar sonrasında birçok kentte eylemlerden çekildi; La Paz ve Oruro gibi bazı istisnai yerlerde ise taban, anlaşmayı reddederek mücadeleyi sürdürmektedir.

Genel olarak kentli orta sınıflar olağanüstü hâl ilan edilmesini ve protestoculara yönelik sert baskı uygulanmasını talep ediyor. Buna karşılık hükümet, COB yöneticileri hakkında yakalama kararları çıkardı.

Burjuvazinin bütünü hükümetin arkasında saf tutmuş durumda; hükümetin beceriksizliğini eleştirseler de hep birlikte “demokrasinin savunulması” ve protestocuların bastırılması çağrısı yapıyorlar.

Sırada Ne Var?

Önümüzdeki günlerde çatışmanın seyri belirlenebilir. Bir yandan seferberlik Paz Pereira’nın istifasına kadar yoğunlaşabilir; ancak bunun gerçekleşebilmesi için diğer kentlerdeki tüm işçi ve halk hareketinin mücadeleye katılması gerekir. Bu da önderliklerin eylemi örgütleme ve güçlendirme konusunda daha kararlı bir rol üstlenmesini gerektiriyor, ki şu anda böyle bir durum söz konusu değil.

Bu sonucun önünde duran etkenlerden biri de Paz sonrası dönemde kimin yöneteceği sorusudur. Yakın seçenekler şunlardır: Devlet Başkan Yardımcısı Lara mı? Erken seçimler mi? Bu bağlamda Evo Morales’in adaylığı mı? Ancak bunun gerçekleşebilmesi için onun adaylığını engelleyen tüm hukuki çerçevenin ortadan kaldırılması gerekir. Bu durum aynı zamanda aşırı sağcı bir hükümet olasılığının önünü açmaktadır. Bu belirsizlik, işçi ve halk hareketinin daha geniş kesimlerinin mücadeleye katılımını frenleyen etkenlerden biridir.

Bir başka olasılık ise orta sınıfların ve burjuva partilerinin desteğiyle protestocuları geri çekilmeye zorlamak için sert bir baskı rejiminin dayatılmasıdır. Bu seçenek şiddet yöntemlerinin kullanılmasını ve çok sayıda can kaybını beraberinde getirecektir. Böyle bir yol aynı zamanda hükümetin daha fazla zayıflaması anlamına gelir; bu nedenle hükümet şu anda bu seçeneğe tam olarak yönelmemektedir, ancak siyasal varlığını korumak buna bağlı hâle gelirse bu ihtimal dışlanamaz.

Üçüncü olasılık ise hukuki süreçlerde belirli tavizler ve sınırlı sosyal kazanımlar karşılığında önderliklerle bir uzlaşmaya gidilmesidir. Şu anda önderliklerin bazı kesimleri bu seçeneğe açık görünmektedir; ancak bu kesimler tabanları nezdinde zayıflamış ve itibar kaybetmiş durumdadır.

Gerçek şu ki Paz Pereira hükümeti giderek daha fazla zayıflamaktadır ve bu durum sınıf bağımsızlığına dayanan bir alternatifin inşa edilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Yazının İngilizcesini okumak için tıklayınız.

Etiketlendi: