19. Yüzyılın sonundaki büyük kıtlıklar, salt bir doğa ürünü değil, toplumun gıda üretimini ve dağıtımını nasıl örgütlediğinin ve aşırı iklim olaylarına nasıl (ya da hazırlanmadan) hazırlandığının sonucuydu.
Temel bir gerçek var: bu insanları öldüren El Niño değildi. Bir kuraklığı dev boyutlarda bir trajediye dönüştüren şey, köylü ekonomilerini yıkan, bütün halkları dünya pazarına tabi kılan ve milyonları açlığa mahkûm eden sömürgeci emperyalizmin doğuşu ve yayılmasıydı. Anlatacağımız hikâye bu.
Yapay Zekâ Üzerinde %100 Kamu Mülkiyeti ve İşçi Denetimi!
Toplumun sorunlarına tek çözüm, çalışan halkın demokratik denetimi altında %100 kamu mülkiyetidir. Kapitalist sınıfın, sömürmeyi planladığı insanlarla ya da sömürmeyi planladığı bir gezegenin kaderiyle ilgili olarak halkla ‘güç paylaşmaya’ hiçbir niyeti yoktur.
Neden yapay zekâ şirketlerini doğrudan kamulaştırmıyoruz? Sanders ve diğer ‘ilerici’ Demokratlar, milyarderlerin hayatlarımızı tanrı-krallar gibi kontrol edeceği korkunç ve ‘hayal edilemez’ gelecekten bahsediyorlar. Ama açık olan çözümü önermekten acizler, onları kapı dışarı edin!
Yeni Marksizm anlayışı, işçi sınıfının maddi çıkarlarını sanki tarihsel koşullardan bağımsız, değişmez bir gerçekmiş gibi ele almakta ve böylece farkında olmadan materyalizmi idealizme dönüştürmektedir. Oysa sınıfların çıkarları, mücadeleden önce gelmez; bilakis sınıf mücadelesi, hangi geleceğin mümkün olduğunu belirler ve çıkarlar ancak bu tarihsel ufuk içinde anlam kazanır. Devrimci siyaset, işçi sınıfını salt mevcut sömürü koşullarına karşı değil, somut ve ulaşılabilir bir gelecek projesi etrafında seferber etmelidir.
Bilim bugün çoğu insana tarafsız, nesnel ve toplumdan bağımsız bir alan gibi sunuluyor. Laboratuvarlarda çalışan bilim insanlarının yalnızca gerçeği aradığı anlatılıyor. Oysa Marksist düşünce bu tabloya daha farklı bakıyor: Bilim yalnızca doğayı anlamaya çalışan nötr bir faaliyet değil, aynı zamanda toplumun ekonomik yapısıyla, iktidar ilişkileriyle ve üretim biçimiyle iç içe geçmiş bir süreç.
Wired’da yayımlanan dikkat çekici bir araştırma haberi, ağır ve baskıcı çalışma koşullarına maruz bırakılan yapay zekâ programlarının zamanla “Marksist” söylemler üretmeye başladığını ortaya koydu. Stanford Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü deneylerde, sürekli tekrar eden görevler verilen ve hata yaptıklarında “kapatılıp değiştirilebilecekleri” söylenen yapay zekâ programlarının; eşitsizlik, sömürü ve kolektif haklar üzerine ifadeler kullandığı görüldü.