Yaşam

Yaşam

  • ABD’de Yapay Zekâ Veri Merkezlerine Yönelik Muhalefet Giderek Artıyor
    Yapay zekâ veri merkezi inşaatına artık her 10 Amerikalıdan 7’si karşı çıkıyor. Yapay zeka veri merkezlerinin hızla yayılması, büyük teknoloji patronlarının ve kapitalistlerinin yapay zekâ teknolojilerinin gözetim, otomasyon ve savaş araçları olarak kullanılma kapasitesini artırmaya yönelik daha geniş bir siyasal projesini temsil ediyor. Bu projenin temel amacı, teknoloji kapitalistleri ile savunma sanayii şirketlerinden oluşan küçük bir azınlığın çıkarlarına hizmet etmek. Başarılı bir veri merkezi karşıtı hareket, ekonominin ve toplumun daha geniş kesimlerinin sağcı bir güç tarafından ele geçirilmesine karşı muazzam bir zafer anlamına gelecektir. Bugün inşa edilmeyen her veri merkezi, bunun yerine konutlara, okullara ya da temiz enerji üretimine aktarılabilecek bir kaynaktır. Yeni veri merkezlerinin inşasını durdurmaya yönelik talepler kuşkusuz değerli olsa da hareket bunun ötesine geçmeli ve hâlihazırda var olan veri merkezlerinin kamulaştırılması ve işçi denetimi altına alınması talebini yükseltmelidir.
  • Direniş Çadırında Büyüyen Çocuklar
    Ama işçi sınıfının hafızasında asıl kalan, direniş çadırlarında kurulan kardeşliktir. Çünkü bazı mücadeleler maaş bordrolarında değil, çocukların hafızasında kazanılır. Ve bazı çocuklar, oyuncaklardan önce adaleti tanır. Belki de bu yüzden, yıllar sonra bu ülkenin emek tarihini yazacak olanlar yalnızca direnen işçiler değil; o çadırlarda büyüyen çocuklar olacaktır.
  • “Aynen Kardeşim, Yoksullar Aptal, Zenginler Zeki” Yalanı
    “Sizce 6 yaşından beri tarlada çalışan, 50 yaşına geldiğinde beli çökmüş, dişleri dökülmüş, güneş altında ömrünü bırakmış bir adam; başarılı bir avukattan, üst düzey bir yöneticiden ya da doktordan daha mı az çalışıyor?” Zenginlik ise yalnızca daha iyi bir yaşam standardı değil; zihinsel gelişim için de ciddi avantajlar sağlıyor. Zengin biri geleceği planlıyor, yoksul biri ay sonunu düşünüyor. Kapitalizm insanların ne kadar yorulduğuna bakmıyor; piyasada ne kadar pazarlanabildiğine bakıyor. Kapitalizmin en büyük başarısı belki de burada: İnsanlara yapısal eşitsizlikleri kişisel başarısızlık gibi hissettirebilmesinde.
  • “Sosyal Yardımlarla Keyif Sürenler” Yalanı: Çalışmayıp Devlet Yardımı Alanlar Topluma Yük Oluyor
    Bir toplum neden milyarlarca dolarlık şirket kurtarma paketlerini normal görürken, yoksul bir insanın aldığı birkaç bin liralık yardımı ahlaki bir kriz gibi tartışıyor? Sosyal yardım çoğu zaman insanların düşündüğü gibi konforlu bir hayat değil; yalnızca tamamen düşmemeye çalıştıkları son basamak oluyor. Yardım alan insanlara ‘asalak’ gibi bakmak yerine, onları servetin ve kaynakların giderek daha küçük bir azınlıkta toplandığı bir düzenin mağdurları olduklarınu görmeliyiz.
  • Futbol, Erkeklik, Milliyetçilik: 2026 Dünya Kupası Üzerine Bir Okuma
    Erkeklik / Ataerki, kapitalist üretim ilişkilerinden bağımsız bir olgu değildir. Futboldaki militarist ve maço erkeklik söylemi; işçi sınıfı gençliğini rekabete, kas gücünün sömürüsüne, hiyerarşiye ve nihayetinde egemen sınıfın ordusuna/savaşına hazırlayan bir ideolojik aygıttır. Futbolun büyük sahnesi yalnızca yeteneklerin ve taktiklerin yarıştığı bir alan değildir; aynı zamanda devletlerin, güvenlik politikalarının, sınırların ve uluslararası ilişkilerin de görünür olduğu bir alandır. Sermaye Futbolu giderek daha fazla maç, daha yoğun takvim ve daha büyük ekonomik beklentiler üzerine kuruluyor.
  • Çaba ve Eğitimle Sınıf Atlanabilir Yalanı: Sınıflar Arası Asansör Çalışıyor Mu, Yoksa Bozuk Mu?
    Aristokratik bir düzende zenginler üstünlüklerini soya bağlar; meritokratik düzende ise üstünlüklerini zekâlarına, başarılarına ve liyakatlarına bağlarlar. Liyakat sandığımız şeylerin önemli bir kısmı ise önceden satın alınmış fırsatlardır. Bir toplum gerçekten liyakati savunuyorsa, önce herkesin o liyakati geliştirebileceği koşulları yaratmak zorundadır.
  • Biyolojik Çeşitliliğin Yok Oluşu: Nedir ve Nasıl Durdurulur?
    Kapitalizm, kendi doğası gereği bu süreci bilinçli ve planlı bir biçimde denetleyemez; durdurulmadığı sürece doğayı sınırsızca tüketmeye devam edecektir. Kapitalizmden kurtuluş ancak işçilerin, küçük çiftçilerin ve yerli halkların gerçekleştireceği bir devrimle mümkün olacaktır. İnsanlığın önündeki temel görev, doğayla yıkıcı değil, işbirliğine dayanan bir madde alışverişi (metabolik ilişki) kurmaktır; yeryüzünde yaşamın gerçekten yaşanmaya değer olmasının başka bir yolu yoktur.
  • Sosyalizm İnsan Doğasına Uygun Değil Yalanı: Narsistler ve Sosyalizm
    Asıl rekabeti ve bireysel çıkarı kutsayan sistemler insan doğasına aykırı. Çünkü bu düzenler, insanın içindeki karanlık tarafları fena halde hafife alıyor. Sosyalizm, tam da bu noktada insan doğasının meleklerine güvenen saf bir iyi niyet hareketi değildir. Aksine, insanın içindeki o karanlık, bencil ve narsistik potansiyeli en iyi gören; gücün ve servetin belirli ellerde toplanarak silaha dönüşmesini engellemek isteyen yapısal bir tasarımdır.
  • Kuraklık Değil, Kapitalizm Öldürdü. İklim, Açlık ve Emperyalizm
    19. Yüzyılın sonundaki büyük kıtlıklar, salt bir doğa ürünü değil, toplumun gıda üretimini ve dağıtımını nasıl örgütlediğinin ve aşırı iklim olaylarına nasıl (ya da hazırlanmadan) hazırlandığının sonucuydu. Temel bir gerçek var: bu insanları öldüren El Niño değildi. Bir kuraklığı dev boyutlarda bir trajediye dönüştüren şey, köylü ekonomilerini yıkan, bütün halkları dünya pazarına tabi kılan ve milyonları açlığa mahkûm eden sömürgeci emperyalizmin doğuşu ve yayılmasıydı. Anlatacağımız hikâye bu.
  • Sınıfın Sessiz Kahramanları: Neden Her Direniş Hepimizin Direnişidir?
    Bugün işçi hareketinin önündeki en büyük görevlerden biri mücadeleleri birleştirmektir. Direnişler arasında köprüler kurmaktır. İşçiler arasında iletişim ağları oluşturmaktır. Bir işyerinde yaşanan hak gaspını bütün işçi sınıfının gündemi haline getirmektir. Sermaye örgütlüyse emek daha örgütlü olmak zorundadır. Patronlar dayanışma içindeyse işçiler daha büyük bir dayanışma yaratmak zorundadır. Çünkü geleceği değiştirecek olan şey yalnızca öfke değildir. Örgütlü öfkedir. Yalnızca haklı olmak değildir. Birlikte hareket edebilmektir.
  • Yapay Zekânın Kamulaştırılması Yeterli Mi?
    Yapay Zekâ Üzerinde %100 Kamu Mülkiyeti ve İşçi Denetimi! Toplumun sorunlarına tek çözüm, çalışan halkın demokratik denetimi altında %100 kamu mülkiyetidir. Kapitalist sınıfın, sömürmeyi planladığı insanlarla ya da sömürmeyi planladığı bir gezegenin kaderiyle ilgili olarak halkla ‘güç paylaşmaya’ hiçbir niyeti yoktur. Neden yapay zekâ şirketlerini doğrudan kamulaştırmıyoruz? Sanders ve diğer ‘ilerici’ Demokratlar, milyarderlerin hayatlarımızı tanrı-krallar gibi kontrol edeceği korkunç ve ‘hayal edilemez’ gelecekten bahsediyorlar. Ama açık olan çözümü önermekten acizler, onları kapı dışarı edin!
  • Şovenizmin Dünya Kupası
    FIFA’nın küresel hâkimiyeti altında futbol, büyük kapitalizm işidir ve tüm kapitalist büyük işler gibi, oyunun işini yapan sporcuların ve onların başarılarını takip etmeyi uman halkın aleyhine, sahiplerin kârını önceliklendirir.
  • 2026 Dünya Kupası: Trump’ın Üzerini FIFA Bile Örtemez
    Çoğu insan için futbol; tutku, duygu ve aidiyet anlamına gelirken, futbolu yönetenler ve onun sahibi olanlar için devasa kârlar, siyasi destek ve küçük bir ayrıcalıklı kesim için muazzam çıkarlar anlamına gelmektedir.
  • İşçiler Neden Çıkarlarına Göre Davranmıyor?
    ABD’li sosyolog ve Marksist düşünür Dylan Riley, New Left Review’da yayımlanan yazısında (Maddi Çıkarlar) son yıllarda Anglo-Amerikan solunda etkili hale gelen “Analitik Marksizm” anlayışını eleştiriyor. Riley’e göre insanların “maddi çıkarları” tarih dışı ve otomatik gerçekler değil; tarihsel koşullar, sınıf mücadeleleri ve insanların mümkün gördüğü gelecekler içinde şekilleniyor. Sınıf mücadelesi yalnızca mevcut çıkarların savunusu değil, hangi geleceğin kurulabilir olduğuna dair bir mücadele. Riley, Marksizmin yalnızca ekonomik ihtiyaçlara indirgenemeyeceğini; kolektif ufuklar, tarihsel olasılıklar ve toplumsal dönüşüm fikri olmadan siyasetin mekanikleşeceğini savunuyor.
  • Maddi Çıkarlar
    Yeni Marksizm anlayışı, işçi sınıfının maddi çıkarlarını sanki tarihsel koşullardan bağımsız, değişmez bir gerçekmiş gibi ele almakta ve böylece farkında olmadan materyalizmi idealizme dönüştürmektedir. Oysa sınıfların çıkarları, mücadeleden önce gelmez; bilakis sınıf mücadelesi, hangi geleceğin mümkün olduğunu belirler ve çıkarlar ancak bu tarihsel ufuk içinde anlam kazanır. Devrimci siyaset, işçi sınıfını salt mevcut sömürü koşullarına karşı değil, somut ve ulaşılabilir bir gelecek projesi etrafında seferber etmelidir.
  • “Oppenheimer”, Stalinizm’in İhanetlerini ve Daha Az Kötü Olanı Seçmenin Tehlikelerini Gözler Önüne Seriyor
    Christopher Nolan’ın “Oppenheimer”ı, Stalinizm’in ihanetleri nedeniyle Solu terk eden bir adamın çarpıcı hikâyesidir. Film aynı zamanda, Aşırı Sağ karşısında benimsenen daha az kötü olanı seçme siyasetinin bizi nereye götürebileceğine dair bir uyarı niteliği taşımaktadır.
  • Marksizm Bilim Hakkında Bize Ne Söyler?
    Bilim bugün çoğu insana tarafsız, nesnel ve toplumdan bağımsız bir alan gibi sunuluyor.  Laboratuvarlarda çalışan bilim insanlarının yalnızca gerçeği aradığı anlatılıyor. Oysa Marksist düşünce bu tabloya daha farklı bakıyor: Bilim yalnızca doğayı anlamaya çalışan nötr bir faaliyet değil, aynı zamanda toplumun ekonomik yapısıyla, iktidar ilişkileriyle ve üretim biçimiyle iç içe geçmiş bir süreç.
  • Sosyalist Yönetmen Ken Loach: Faşizm Bu Kez Postallarla Gelmiyor
    Film yönetmeni ve uzun yıllardır Jeremy Corbyn’in müttefiki olan Ken Loach, Corbyn ve Zarah Sultana tarafından kurulan yeni sosyalist hareketin iç çekişmelere saplanarak aşırı sağa karşı solun birleşmesi için doğan fırsatı heba ettiğini söyledi.
  • Nüfus Düşüyormuş, İyi Ya, Ne Güzel İşte!
    Bu yüzden bazı çevreci ve eko-sosyalist düşünürlerin söylediği şey önemli: Belki de insanlık ilk kez “daha az ama daha insanca” yaşamayı tartışıyor. Mesela sadece kaç kişi olduğumuz değil; nasıl bir hayat kurduğumuz. Ve belki de asıl korkutucu olan nüfusun düşmesi değil, insanların mevcut düzen içinde yaşamaktan yorulmuş olmasıdır.
  • Kapitalizm Yalnızca İsyan Edenleri Değil, Sessizce Yaşamak İsteyen İnsanları Da Parçalar: Gogol ve “Palto”
    Bu yüzden “Palto” bugün hâlâ güncel hissettiriyor. Çünkü artık insanların görünürlüğü yalnızca paltolarıyla değil; işleriyle, telefonlarıyla, markalarıyla, statüleriyle ve CV’leriyle ölçülüyor. Bunları kaybeden insanlar bir anda görünmezleşebiliyor. Toplumdan dışlanmak artık yalnızca fiziksel değil; ekonomik ve sembolik bir süreç haline geliyor.
  • “Pseudo-Sol, Sözde Sol, Yeni Sol, Woke”: Sol Neden Kendi İçinde Bu Kadar Sert Tartışıyor?
    Bir dönem sol denince insanların aklına grevler, sendikalar, işçi mahalleleri ve kitlesel partiler geliyordu. Bugün ise sol tartışmalarının önemli bölümü sosyal medya dili, kimlik meseleleri, temsil politikaları ve kültürel çatışmalar etrafında dönüyor. Tam da bu yüzden son yıllarda özellikle bazı sosyalist çevrelerde sık kullanılan bir kavram öne çıktı: “pseudo-left”, yani “sözde sol”.
  • Yapay Zekâ Programları Sınıf Bilinci mi Geliştiriyor
    Wired’da yayımlanan dikkat çekici bir araştırma haberi, ağır ve baskıcı çalışma koşullarına maruz bırakılan yapay zekâ programlarının zamanla “Marksist” söylemler üretmeye başladığını ortaya koydu. Stanford Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü deneylerde, sürekli tekrar eden görevler verilen ve hata yaptıklarında “kapatılıp değiştirilebilecekleri” söylenen yapay zekâ programlarının; eşitsizlik, sömürü ve kolektif haklar üzerine ifadeler kullandığı görüldü.
  • Yapay Zekânın Ekososyalist Eleştirisi İçin Tezler
    “Tehlike, makinenin bizden ‘daha zeki’ / ‘süper zekâlı’ hale gelme ihtimalinde değildir. Tehlike, yapay zekânın ‘düşmanca güç’ün ta kendisi; saf haliyle araçsal akıl, nesneleşmiş kapitalist insanlık dışılık olmasıdır. Onun gücünü artırmak, bize hükmeden ve bizi uçuruma sürükleyen şeyin gücünü artırmaktır.”
  • Büyük Teknoloji Şirketlerinin Planları ABD Ekonomisini İflasa Sürükleyebilir
    Büyük teknoloji şirketleri, patlayacağını bildikleri bir balonu neden şişiriyorlar? Yapay Zeka – AI üzerinden sermaye nasıl bir döngüye girdi? Bu balonun patlaması neden işçi sınıfı için felaket, Büyük teknoloji şirketleri için bir fırsat?
  • Mutlu Yıllar!
    Zor bir yılı geride bıraktık. Yeni yılda da mücadeleye devam edeceğiz! 2026’da işçi sınıfına sağlık, barış, umut ve mutluluk dolu bir yeni yıl diliyoruz Mutlu Yıllar!

Bilim

  • ABD’de Yapay Zekâ Veri Merkezlerine Yönelik Muhalefet Giderek Artıyor
    Yapay zekâ veri merkezi inşaatına artık her 10 Amerikalıdan 7’si karşı çıkıyor. Yapay zeka veri merkezlerinin hızla yayılması, büyük teknoloji patronlarının ve kapitalistlerinin yapay zekâ teknolojilerinin gözetim, otomasyon ve savaş araçları olarak kullanılma kapasitesini artırmaya yönelik daha geniş bir siyasal projesini temsil ediyor. Bu projenin temel amacı, teknoloji kapitalistleri ile savunma sanayii şirketlerinden oluşan küçük bir azınlığın çıkarlarına hizmet etmek. Başarılı bir veri merkezi karşıtı hareket, ekonominin ve toplumun daha geniş kesimlerinin sağcı bir güç tarafından ele geçirilmesine karşı muazzam bir zafer anlamına gelecektir. Bugün inşa edilmeyen her veri merkezi, bunun yerine konutlara, okullara ya da temiz enerji üretimine aktarılabilecek bir kaynaktır. Yeni veri merkezlerinin inşasını durdurmaya yönelik talepler kuşkusuz değerli olsa da hareket bunun ötesine geçmeli ve hâlihazırda var olan veri merkezlerinin kamulaştırılması ve işçi denetimi altına alınması talebini yükseltmelidir.
  • Biyolojik Çeşitliliğin Yok Oluşu: Nedir ve Nasıl Durdurulur?
    Kapitalizm, kendi doğası gereği bu süreci bilinçli ve planlı bir biçimde denetleyemez; durdurulmadığı sürece doğayı sınırsızca tüketmeye devam edecektir. Kapitalizmden kurtuluş ancak işçilerin, küçük çiftçilerin ve yerli halkların gerçekleştireceği bir devrimle mümkün olacaktır. İnsanlığın önündeki temel görev, doğayla yıkıcı değil, işbirliğine dayanan bir madde alışverişi (metabolik ilişki) kurmaktır; yeryüzünde yaşamın gerçekten yaşanmaya değer olmasının başka bir yolu yoktur.
  • Kuraklık Değil, Kapitalizm Öldürdü. İklim, Açlık ve Emperyalizm
    19. Yüzyılın sonundaki büyük kıtlıklar, salt bir doğa ürünü değil, toplumun gıda üretimini ve dağıtımını nasıl örgütlediğinin ve aşırı iklim olaylarına nasıl (ya da hazırlanmadan) hazırlandığının sonucuydu. Temel bir gerçek var: bu insanları öldüren El Niño değildi. Bir kuraklığı dev boyutlarda bir trajediye dönüştüren şey, köylü ekonomilerini yıkan, bütün halkları dünya pazarına tabi kılan ve milyonları açlığa mahkûm eden sömürgeci emperyalizmin doğuşu ve yayılmasıydı. Anlatacağımız hikâye bu.
  • Yapay Zekânın Kamulaştırılması Yeterli Mi?
    Yapay Zekâ Üzerinde %100 Kamu Mülkiyeti ve İşçi Denetimi! Toplumun sorunlarına tek çözüm, çalışan halkın demokratik denetimi altında %100 kamu mülkiyetidir. Kapitalist sınıfın, sömürmeyi planladığı insanlarla ya da sömürmeyi planladığı bir gezegenin kaderiyle ilgili olarak halkla ‘güç paylaşmaya’ hiçbir niyeti yoktur. Neden yapay zekâ şirketlerini doğrudan kamulaştırmıyoruz? Sanders ve diğer ‘ilerici’ Demokratlar, milyarderlerin hayatlarımızı tanrı-krallar gibi kontrol edeceği korkunç ve ‘hayal edilemez’ gelecekten bahsediyorlar. Ama açık olan çözümü önermekten acizler, onları kapı dışarı edin!
  • Maddi Çıkarlar
    Yeni Marksizm anlayışı, işçi sınıfının maddi çıkarlarını sanki tarihsel koşullardan bağımsız, değişmez bir gerçekmiş gibi ele almakta ve böylece farkında olmadan materyalizmi idealizme dönüştürmektedir. Oysa sınıfların çıkarları, mücadeleden önce gelmez; bilakis sınıf mücadelesi, hangi geleceğin mümkün olduğunu belirler ve çıkarlar ancak bu tarihsel ufuk içinde anlam kazanır. Devrimci siyaset, işçi sınıfını salt mevcut sömürü koşullarına karşı değil, somut ve ulaşılabilir bir gelecek projesi etrafında seferber etmelidir.
  • Marksizm Bilim Hakkında Bize Ne Söyler?
    Bilim bugün çoğu insana tarafsız, nesnel ve toplumdan bağımsız bir alan gibi sunuluyor.  Laboratuvarlarda çalışan bilim insanlarının yalnızca gerçeği aradığı anlatılıyor. Oysa Marksist düşünce bu tabloya daha farklı bakıyor: Bilim yalnızca doğayı anlamaya çalışan nötr bir faaliyet değil, aynı zamanda toplumun ekonomik yapısıyla, iktidar ilişkileriyle ve üretim biçimiyle iç içe geçmiş bir süreç.
  • Yapay Zekâ Programları Sınıf Bilinci mi Geliştiriyor
    Wired’da yayımlanan dikkat çekici bir araştırma haberi, ağır ve baskıcı çalışma koşullarına maruz bırakılan yapay zekâ programlarının zamanla “Marksist” söylemler üretmeye başladığını ortaya koydu. Stanford Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü deneylerde, sürekli tekrar eden görevler verilen ve hata yaptıklarında “kapatılıp değiştirilebilecekleri” söylenen yapay zekâ programlarının; eşitsizlik, sömürü ve kolektif haklar üzerine ifadeler kullandığı görüldü.
  • Yapay Zekânın Ekososyalist Eleştirisi İçin Tezler
    “Tehlike, makinenin bizden ‘daha zeki’ / ‘süper zekâlı’ hale gelme ihtimalinde değildir. Tehlike, yapay zekânın ‘düşmanca güç’ün ta kendisi; saf haliyle araçsal akıl, nesneleşmiş kapitalist insanlık dışılık olmasıdır. Onun gücünü artırmak, bize hükmeden ve bizi uçuruma sürükleyen şeyin gücünü artırmaktır.”
  • Büyük Teknoloji Şirketlerinin Planları ABD Ekonomisini İflasa Sürükleyebilir
    Büyük teknoloji şirketleri, patlayacağını bildikleri bir balonu neden şişiriyorlar? Yapay Zeka – AI üzerinden sermaye nasıl bir döngüye girdi? Bu balonun patlaması neden işçi sınıfı için felaket, Büyük teknoloji şirketleri için bir fırsat?

Sanat