Anasayfa / Yaşam / Sosyalist Yönetmen Ken Loach: Faşizm Bu Kez Postallarla Gelmiyor

Sosyalist Yönetmen Ken Loach: Faşizm Bu Kez Postallarla Gelmiyor

2019'da Ken Loach ve Jeremy Corbyn. Fotoğraf Sean Smith, The Guardian

2019’da Ken Loach ve Jeremy Corbyn. (Fotoğraf: Sean Smith, The Guardian)

Film yönetmeni ve uzun yıllardır Jeremy Corbyn’in müttefiki olan Ken Loach, Corbyn ve Zarah Sultana tarafından kurulan yeni sosyalist hareketin iç çekişmelere saplanarak aşırı sağa karşı solun birleşmesi için doğan fırsatı heba ettiğini söyledi.

Loach, Cannes’da gösterilen İspanya İç Savaşı filmi Toprak ve Özgürlük’teki hizipsel bölünmeler temasının günümüzde de geçerliliğini koruduğunu söyledi.

Nadia Khomami, The Guardian / 17 Mayıs 2026

“Tarihi Bir Fırsatı Kaçırdılar”: Ken Loach, Your Party’deki İç Çekişmeleri Eleştiriyor

“Jeremy Corbyn ve Zarah Sultana güçlerini birleştirdiğinde büyük bir umut doğmuştu; 800 bin kişi ilgi gösterdi. Bu sayı, birçok siyasi partinin üye sayısının üç katı,” diyen Loach şöyle devam etti: “Ama ne yazık ki bazı davranışlar son derece olumsuzdu ve tarihsel bir fırsatı kaybettiler.”

Britanyalı yönetmen ve Corbyn’in uzun yıllardır yakın destekçisi olan Loach, bu açıklamaları, Land and Freedom (Toprak ve Özgürlük) filminin Cannes Film Festivali’ndeki resmî gösterimi öncesinde yaptı. İspanya İç Savaşı’nı konu alan film, ilk kez 31 yıl önce Cannes’da gösterilmişti.

Film, birleşik bir anti-faşist mücadele beklentisiyle İspanya’ya giden Britanyalı bir komünistin hikâyesini anlatır. Ancak karakter, sol içindeki farklı fraksiyonlar arasındaki sert ideolojik ayrışmalarla karşılaşır. Loach’a göre bu gerilimler bugün de güncelliğini koruyor.

“Soldaki bölünmeyi filmde ele almak çok önemliydi,” dedi Loach. “Bu bölünme, İspanya’daki yenilgiye katkıda bulundu.”

2021 yılında, partiden ihraç edilen diğer üyeleri kınamayı reddettiği için İşçi Partisi’nden çıkarılan Loach, ana akım siyasi partilerin giderek geçmişte aşırı sağla özdeşleşen söylemleri benimsediğini söyledi.

“Muhafazakâr Parti liderliği, Nigel Farage ile aynı dili kullanıyor; İşçi Partisi’nin sağ kanadı da buna yanıt veriyor,” dedi.

“Hiçbir şeye sahip olmayan insanlar sürekli suçlanıyor; buna karşılık sistem sayesinde zenginleşenler hesap vermeden kurtuluyor. Bugün aşırı sağı finanse edenler de onlar. Trump’ı onlar destekliyor. Farage’ın aldığı 5 milyon sterlin buzdağının yalnızca görünen kısmı.”

Loach, İşçi Partisi lideri Keir Starmer’a yönelik sert eleştirilerini sürdürdü ve hükümet içindeki mevcut gerilimleri “hırsızların kendi aralarında kavga etmesi” olarak nitelendirdi.

“İnsanların Starmer hükümetine sırt çevirmesi hiç şaşırtıcı değil. Starmer iletişim kuramıyor; bu da bir siyasetçi için ölümcül bir kusurdur. Tony Blair korkunç şeyler yaptı ama insanlarla iletişim kurabilme yeteneğine sahipti,” dedi.

“Bu hükümetin işçi hareketiyle ya da emekçi sınıfların çıkarlarıyla hiçbir bağı yok. Andy Burnham’ı yarışın dışında tutmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklar; çünkü Burnham sadece biraz daha solda duruyor.”

1995 yılında Cannes’da Uluslararası Film Eleştirmenleri Ödülü (FIPRESCI) ve Ekümenik Jüri Ödülü’nü kazanan Toprak ve Özgürlük, 4K olarak restore edildi ve festivalin açık hava gösterimleri bölümü olan Cinéma de la Plage kapsamında salı günü yeniden gösterilecek. Loach da gösterime katılacak.

Gelecek ay 90 yaşına girecek olan Loach, Cannes tarihinin en çok seçilen ve en çok ödül kazanan yönetmenlerinden biri. Yarışma bölümünde 15 filmi yer aldı ve The Wind That Shakes the Barley (Özgürlük Rüzgârı) ile I, Daniel Blake (Ben, Daniel Blake) filmleriyle iki kez Altın Palmiye kazandı. Uzun yıllardır birlikte çalıştığı senarist Paul Laverty ise bu yılki Cannes yarışma jürisinin üyeleri arasında bulunuyor.

“Bu filmle yeniden burada olmak olağanüstü bir duygu,” dedi Loach. “Film, faşizme karşı verilen ilk büyük savaşı anlatıyor. Biz filmi yaptığımızda faşizmin bir daha ortaya çıkmayacağını düşünüyorduk. Ama bugün aşırı sağ yeniden karşımızda. Yalnızca bu kez çizmelerle yürüyerek gelmiyor; farklı bir kılık altında ortaya çıkıyor.”

Loach’a göre filmin temel temaları olan ırkçılık, toplumsal bölünme ve ekonomik güvencesizlik, bugün Avrupa genelinde yeniden yakıcı bir önem kazanmış durumda.

“Göçmenlere karşı kullandıkları dil, ırkçı imalar, yoksulluğa ve savaşlara yol açan gerçek sorunlara bakmayı reddederken günah keçileri yaratmaları… İnsanların yaşadığı korku ve güvensizlik duygusuna bir suçlu gösteriyorlar ve histeriyi körüklüyorlar.”

Yönetmen, sinemanın siyasetten ayrı tutulması gerektiğini savunan bazı sinemacıları da eleştirdi. Bu bağlamda, bu yılki Berlin Film Festivali’nde Wim Wenders’in yaptığı açıklamalara atıfta bulundu.

“Dostum Wim Wenders’in sinemacıların siyasetin dışında durması gerektiğini söylemesi beni çok hayal kırıklığına uğrattı,” dedi Loach.

“İnsanların karşı karşıya kaldığı sorunlar, önümüzde duran siyasi tercihler ve siyasi süreç üzerindeki etkimiz tarafından belirleniyor. Bu nedenle siyaset sinema için kesinlikle merkezî bir meseledir. Sinemacılar yaşadıkları çağın tanıkları olmalıdır.”

Loach, İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşına duyulan öfkenin dünya çapında siyasi mücadeleyi ve aktivizmi canlandırdığını, ancak aynı zamanda sesini yükselten sanatçılar için ciddi riskler yarattığını da vurguladı.

“İnsanlar bu konuda konuştuğunda büyük bir cesaret gösteriyorlar; çünkü bunun bedeli kariyerlerini tehlikeye atmak olabiliyor.”

Ken Loach Kimdir?

Ken Loach, Britanya’nın en önemli sosyalist yönetmenlerinden biri olarak kabul ediliyor. 1960’lardan bu yana işçi sınıfı, yoksulluk, güvencesizlik, devlet şiddeti ve sınıf eşitsizlikleri üzerine filmler çekiyor. Gerçekçi sinema dili ve açık politik tavrıyla tanınan Loach, özellikle neoliberal dönüşümün Britanya işçi sınıfı üzerindeki etkilerini anlatan filmleriyle uluslararası ün kazandı.

Uzun yıllardır sendikal mücadelelere, Filistin dayanışmasına ve Britanya soluna açık destek veren yönetmen, eski İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’in de yakın siyasi müttefiklerinden biri olarak biliniyor.

Öne çıkan filmlerinden bazıları:

  • Kes: 1969
  • Land and Freedom (Ülke ve Özgürlük): 1995
  • Bread and Roses (Ekmek ve Güller): 2000
  • Sweet Sixteen (Afili Delikanlı): 2002
  • The Wind That Shakes the Barley (Özgürlük Rüzgarı): 2006
  • I, Daniel Blake (Ben, Daniel Blake): 2016
  • Sorry We Missed You: 2019

Yazının İngilizcesini okumak için tıklayınız.

Etiketlendi: