Anasayfa / Enternasyonal / Pakistan Yönetimindeki Keşmir Yol Ayrımında

Pakistan Yönetimindeki Keşmir Yol Ayrımında

Pakistan Yönetimindeki Keşmir Yol Ayrımında kapak

Pakistan yönetimindeki Keşmir, yakın tarihinin en önemli siyasal ve toplumsal krizlerinden birini yaşamaktadır. Başlangıçta enflasyona, hızla yükselen elektrik fiyatlarına, ağır vergilere ve temel ihtiyaç maddelerinin artan maliyetine karşı kitlesel bir hareket olarak ortaya çıkan mücadele, zamanla demokratik haklar, siyasal temsil ve Cemmu Keşmir halkı ile Pakistan devleti arasındaki ilişki etrafında şekillenen çok daha kapsamlı bir mücadeleye dönüşmüştür.

Bu hareketin gelecekteki gücü yalnızca Cemmu Keşmir halkının cesaretine ve kararlılığına değil; dünyanın dört bir yanındaki işçilerin, sendikaların ve demokratik hareketlerin gerçek bir enternasyonalist dayanışma ruhuyla onların yanında durmasına da bağlı olacaktır.

Cemmu Keşmir Ortak Halk Eylem Komitesi (JAAC), Yükselen Demokratik Halk Hareketi ve Ulusal ile Uluslararası İşçi Sınıfı Dayanışmasını Örgütlemenin Önündeki Görevler / Mehnatkash Tehreek’ten Sajid Kasher ile Röportaj

Mazdoor Inquilab / 7 Temmuz 2026

Keşmir idari haritası
Keşmir İdari Haritası

Pakistan Yönetimindeki Keşmir’deki Mevcut Durum Nedir?

Pakistan yönetimindeki Keşmir, yakın tarihinin en önemli siyasal ve toplumsal krizlerinden birini yaşamaktadır. Başlangıçta enflasyona, hızla yükselen elektrik fiyatlarına, ağır vergilere ve temel ihtiyaç maddelerinin artan maliyetine karşı kitlesel bir hareket olarak ortaya çıkan mücadele, zamanla demokratik haklar, siyasal temsil ve Cemmu Keşmir halkı ile Pakistan devleti arasındaki ilişki etrafında şekillenen çok daha kapsamlı bir mücadeleye dönüşmüştür.

Hareket, Muzafferabad, Neelum, Jhelum Vadisi, Hattian Bala, Bagh, Ravalakot, Haveli, Sudhanoti, Kotli, Mirpur ve Bhimber dâhil olmak üzere Pakistan yönetimindeki Keşmir’in neredeyse bütün bölgelerine yayılmıştır. Kentlerde ve kırsal alanlarda büyük gösteriler, halk toplantıları, grevler ve oturma eylemleri gerçekleştirilmiştir. Hareketin en dikkat çekici özelliklerinden biri, sıradan emekçi halkın geniş katılımı olmuştur. İşçiler, esnaf, ulaşım işçileri, köylüler, öğrenciler, avukatlar, çeşitli meslek grupları, kadınlar, gençler ve bütün aileler aktif biçimde mücadeleye katılmış; böylece hareket, bölgenin son yıllarda tanık olduğu en geniş halk seferberliklerinden biri hâline gelmiştir.

Devletin baskıları sonrasında kitlesel gösterilerin yoğunluğu dönemsel olarak azalmış olsa da siyasal seferberlik devam etmektedir. Hareketin talepleri ekonomik sorunların ötesine geçerek siyasi tutsakların serbest bırakılmasını, keyfi gözaltıların ve zorla kaybetmelerin sona erdirilmesini, devlet şiddetinin sorumlularının hesap vermesini, demokratik özgürlüklerin yeniden tesis edilmesini ve hükümet ile Cemmu Keşmir Ortak Halk Eylem Komitesi (JAAC) arasında daha önce varılan anlaşmaların uygulanmasını da içermeye başlamıştır.

JAAC’ın merkez liderlerinden Şevket Navaz Mir’in 30 Haziran 2026 gecesi Bagh bölgesine bağlı Dirkot’ta gözaltına alınması, mücadelede yeni bir dönüm noktası olmuştur. Bu gözaltı hareketi zayıflatmak yerine yeniden canlandırmış görünmektedir. Hareket örgütleyicileri ve yerel katılımcıların aktardığına göre, Mir’in gözaltına alınmasının hemen ardından birçok kentte kendiliğinden protestolar patlak vermiş; eylemciler onun serbest bırakılmasını talep ederken JAAC’a desteklerini de yinelemişlerdir.

Gençlik aktivistleri duvar yazıları, slogan çalışmaları, sosyal medya faaliyetleri ve hareketi destekleyen protest şarkıları ile rap müzikleri de kapsayan kültürel faaliyetler aracılığıyla kampanyalarını sürdürmektedir.

Yetkililerin sürekli baskılarına rağmen birçok bölgeden gelen bilgiler, esnafın önemli bir bölümünün grev çağrılarına uymaya devam ettiğini göstermektedir. Hareket aktivistlerine göre yetkililer defalarca esnafı dükkânlarını yeniden açmaya zorlamaya ya da hükümet politikalarını destekleyen basın açıklamaları düzenlemeye ikna etmeye çalışmıştır. Ancak bu girişimler kalıcı sonuçlar vermemiş; birçok işyeri kısa süre sonra yeniden kepenk kapatmıştır.

Katılımcılar tarafından sıkça aktarılan olaylardan biri Muzafferabad’da yaşanmıştır. İddiaya göre bir esnaf resmi baskılar nedeniyle dükkânını açmış, ancak güvenlik güçleri bölgeden ayrıldıktan sonra kendisini nehre atmıştır. Hareket destekçileri bu tür olayları, halkın önemli kesimlerinin ağır risklere rağmen mücadeleyi sürdürme kararlılığının bir göstergesi olarak değerlendirmektedir.

Kamu ve özel sektörün bazı bölümlerindeki işçiler de disiplin soruşturmalarına, açığa almalara, işten çıkarmalara ve hukuki takibatlara rağmen protesto faaliyetlerine katılmayı sürdürmektedir. Hareket temsilcilerine göre gözaltılar, davalar, baskınlar, gözetim, zorla kaybetmeler ve devlet şiddeti halkın mücadeleye katılımını durdurmayı başaramamıştır.

JAAC, Şevket Navaz Mir’in ve gözaltındaki diğer aktivistlerin serbest bırakılması talebiyle hem ulusal hem de uluslararası protesto günleri ilan etmiştir. Örgütleyiciler, Keşmir diasporasının yanı sıra sendikaların, insan hakları örgütlerinin, öğrencilerin, avukatların ve farklı ülkelerdeki dayanışma gruplarının da bu eylemlere katılmasını beklemektedir.

Öte yandan geleneksel parlamenter partiler birçok bölgede halk desteğinin önemli bir kısmını kaybetmiş görünmektedir. Yerel kaynaklara göre, 27 Temmuz 2026’da yapılması planlanan seçimler için hazırlık yapan adaylar çeşitli seçim bölgelerinde halkın tepkisiyle karşılaşmıştır. Bazı yerlerde adayların seçim kampanyaları engellenmiş, bazı toplantılar ise öfkeli yurttaşlar tarafından dağıtılmıştır. Bu koşullar altında seçimlerin olağan biçimde yapılıp yapılamayacağı ise belirsizliğini korumaktadır.

Bütün bu gelişmeler, mevcut hareketin yalnızca ekonomik talepler etrafında şekillenen bir kampanya olmaktan çıktığını göstermektedir. Hareket artık Pakistan yönetimindeki Keşmir’deki mevcut yönetim yapıları açısından çok daha geniş bir siyasal meydan okumayı temsil etmektedir.

Bu Hareketin Karakteri Nedir?

Bugünkü hareket tek bir siyasal çerçeveyle açıklanamaz. Birbirini güçlendiren ve iç içe geçmiş üç temel boyutu bir araya getirmektedir.

Her şeyden önce hareket, özünde sınıfsal sorunlara dayanmaktadır. Mücadele; işçilerin, ulaşım işçilerinin, köylülerin, esnafın, öğrencilerin, işsiz gençlerin, kamu emekçilerinin ve alt orta sınıfların gündelik ekonomik sorunlarından doğmuştur. Artan elektrik fiyatları, enflasyon, ağır vergiler, işsizlik, alım gücündeki düşüş ve derinleşen ekonomik güvencesizlik kitlesel seferberliğin başlangıç zeminini oluşturmuştur.

İkinci olarak hareket giderek bir demokratik haklar mücadelesine dönüşmüştür. Devletin gözaltılar, siyasal faaliyetlere yönelik kısıtlamalar, cezai kovuşturmalar ve zor kullanımıyla yanıt vermesi üzerine talepler; toplanma özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü, siyasi tutsakların serbest bırakılmasını, zorla kaybetmelerin sona ermesini ve insan hakları ihlallerinin sorumlularının hesap vermesini de kapsayacak şekilde genişlemiştir.

Üçüncü olarak hareket giderek ulusal sorunu da yansıtmaktadır. Birçok katılımcı, Cemmu Keşmir halkının siyasal, ekonomik ve toplumsal yaşamı üzerinde daha fazla söz sahibi olması gerektiğini, yaşamlarının İslamabad’ın aşırı müdahalesine tabi olmaması gerektiğini savunmaktadır. Bölgenin gelecekteki anayasal statüsüne ilişkin farklı siyasal görüşler bulunsa da, halkın günlük yaşamını etkileyen konularda belirleyici söz hakkının bizzat halka ait olması gerektiği konusunda geniş bir mutabakat bulunmaktadır.

Bu üç boyut, ekonomik, demokratik ve ulusal, birbirinden ayrı ele alınmamalıdır. Tam tersine, hareket geliştikçe bu unsurlar giderek daha fazla iç içe geçmiş ve birbirini beslemiştir.

Cemmu Keşmir Ortak Halk Eylem Komitesi (JAAC) Nedir?

Cemmu Keşmir Ortak Halk Eylem Komitesi (JAAC), geleneksel anlamda bir siyasi parti değildir. Aksine, toplumun farklı kesimlerini demokratik ve ekonomik talepler temelinde ortak bir program etrafında birleştiren geniş bir birleşik cephe platformu olarak faaliyet yürütmektedir.

JAAC’ın bileşenleri arasında esnaf, ulaşım işçileri, avukatlar, öğrenciler, öğretmenler, gençlik örgütleri, sivil toplum aktivistleri, çeşitli meslek grupları, yerel toplum temsilcileri ve farklı siyasal geleneklerden bireyler bulunmaktadır. Bu geniş toplumsal bileşim, JAAC’ın hareketin başlıca koordinasyon merkezi hâline gelmesini sağlamıştır.

JAAC tek bir ideolojiyi temsil etmekten ziyade, farklı toplumsal kesimlerin gösterileri, grevleri, müzakereleri, halk kampanyalarını ve ortak siyasal kararları birlikte örgütleyebildiği bir örgütsel çerçeve sunmaktadır.

Hareket; köy, kasaba, nahiye ve ilçe düzeylerinde faaliyet gösteren yerel komiteler aracılığıyla örgütlenirken, merkezi bir liderlik bölge genelindeki faaliyetleri koordine etmektedir. Bu görece merkezi olmayan yapı, gözaltılar ve yoğun siyasal baskılara rağmen JAAC’ın örgütsel sürekliliğini korumasına olanak sağlamıştır.

JAAC’ın en büyük güçlerinden biri, geçmişte birbirinden kopuk biçimde hareket eden toplumsal güçleri ortak bir mücadelede buluşturabilmesidir. Ortak demokratik ve ekonomik talepler etrafında odaklanarak Pakistan yönetimindeki Keşmir’in siyasal tarihinde görülen en geniş halk ittifaklarından birini oluşturmayı başarmıştır.

Mehnatkash Tehreek Yoldaşları Hareket İçinde Nasıl Bir Rol Oynuyor?

Yoldaşlarımız, diğer ilerici güçlerle birlikte, hareket üzerinde tek başına bir önderlik kurmak yerine, onun içerisinde yer alan siyasal akımlardan biri olarak mücadele yürütmektedir.

Özellikle Bagh bölgesi başta olmak üzere birçok ilçede yoldaşlarımız gösterilerin örgütlenmesinde, dayanışma kampanyalarının koordinasyonunda ve işçi örgütleri ile uluslararası dayanışma ağları arasındaki bağların güçlendirilmesinde önemli roller üstlenmiştir.

Yoldaşlarımızdan bazıları ağır devlet baskısıyla karşı karşıya kalmıştır. Bunlar arasında Dördüncü Çizelge (Fourth Schedule) kapsamına alınmaları, seyahat özgürlüğünün kısıtlanması, kimlik belgeleri ile banka hesaplarının dondurulması ve terörle mücadele yasaları kapsamında yargılanmaları bulunmaktadır.

Siyasal katkıları esas olarak hareketin demokratik niteliğini güçlendirmeye, işçi sınıfının birliğini geliştirmeye, mezhepçi ve etnik bölünmelere karşı mücadele etmeye ve Cemmu Keşmir’deki mücadele ile Pakistan’daki ve uluslararası düzeydeki daha geniş işçi hareketleri arasında dayanışmayı geliştirmeye odaklanmıştır.

İlerici yoldaşlar, kendilerini kitlesel hareketin yerine koymaya çalışmak yerine, hareketin demokratik, sınıfsal ve enternasyonalist yönelimini daha da güçlendirmeye çalışmaktadır.

Haziran Ayındaki Devlet Saldırısından Sonra Ne Yaşandı?

Haziran ayında yaşananlar, hareket açısından belirleyici bir dönüm noktası olmuştur. Güvenlik güçleri göstericilere karşı yoğun şiddet kullanmış; bunun sonucunda ölümler, çok sayıda yaralanma ve kitlesel gözaltılar yaşanmıştır.

Bu gelişmelerin ardından devlet, cezai kovuşturmaları artırarak, güvenlik güçlerinin konuşlandırılmasını genişleterek, gözetim faaliyetlerini yoğunlaştırarak, siyasal faaliyetleri sınırlandırarak ve hareketin örgütleyicilerine yönelik baskınlar düzenleyerek baskı politikasını daha da tırmandırmıştır.

Haziran ayındaki kitlesel seferberliğin zirvesine kıyasla sokak çatışmalarının yoğunluğu azalmış olsa da devlet baskısı sona ermemiştir. Aksine baskının biçimi değişmiştir.

Kitlesel çatışmaların yerini giderek daha fazla hedef gözeten gözaltılar, hukuki kovuşturmalar, istihbarat gözetimi, işyerlerinin kapatılması, yurttaşlık belgeleri ve banka hesaplarının bloke edilmesi, işten çıkarmalar ve ve örgütleyiciler ile katılımcılar üzerindeki sürekli siyasal baskılar almıştır.

Yerel kaynaklara göre güvenlik güçleri özellikle Ravalakot’ta uzun süredir devam eden oturma eylemi çevresindeki görünür varlığını sürdürmektedir. Katılımcılar, güvenlik güçlerinin zaman zaman bölgede devriye gezdiğini ve bazı durumlarda havaya ateş açtıktan sonra geri çekildiğini aktarmaktadır. Bu uygulamaların yıldırma mı yoksa kalabalığı kontrol etme amacı mı taşıdığı tartışmalı olsa da, hareket üzerinde sürekli bir gerilim atmosferi yarattığı açıktır.

Bu nedenle Haziran olaylarından sonra devletin geri çekildiğini söylemek doğru olmaz. Görünen o ki devlet, doğrudan çatışma stratejisinden; seçici baskı, hukuki yaptırımlar ve siyasal baskıyı birleştiren, gerektiğinde ise yeniden daha sert müdahalelere başvurabilecek bir stratejiye yönelmiştir.

Protestolar Hâlâ Devam Ediyor mu?

Evet, ayaklanmanın zirvesinde görülen sürekli kitlesel gösteriler önceki yoğunluğunda sürmese de hareket Pakistan yönetimindeki Keşmir’in tamamında siyasal olarak canlılığını korumaktadır. Aylar süren gözaltılar, davalar ve güvenlik operasyonlarına rağmen devlet siyasal normalleşmeyi yeniden tesis edebilmiş değildir.

Farklı bölgelerde protestolar, halk toplantıları, sembolik gösteriler, grevler ve yerel kampanyalar devam etmektedir.

Bugün direnişin en görünür merkezi hâlâ Ravalakot oturma eylemidir. Bu alan yalnızca fiziksel bir protesto mekânı değil, aynı zamanda hareketin siyasal ve sembolik merkezi hâline gelmiştir.

Her gün çevredeki köylerden, kasabalardan ve farklı ilçelerden insanlar aileleriyle birlikte oturma eylemine katılmaktadır. Burada konuşmalar yapılmakta, devrimci ve kültürel marşlar söylenmekte, siyasal sloganlar atılmakta ve hareketin geleceği üzerine tartışmalar yürütülmektedir.

Bütün ailelerin bu sürece katılması, hareketin artık yalnızca örgütlü aktivistlerle sınırlı olmadığını; toplumun derinliklerine kök saldığını göstermektedir.

15 Haziran 2026 olaylarından sonra kadınlar hareket içerisinde giderek daha görünür ve belirleyici bir rol üstlenmiştir. Kadınlar yalnızca gösterilere katılmakla kalmamış; yerel protestoların örgütlenmesinde, halk toplantılarında konuşmalar yapmada ve kendi mahallelerinde hareketi savunmada da aktif rol oynamıştır.

Hareket örgütleyicilerine göre bazı bölgelerde barışçıl gösterilere katılan ev kadınları da dâhil olmak üzere birçok kadın hakkında polis tarafından davalar açılmıştır. Ancak bu baskılar kadınların mücadeleden çekilmesine yol açmamış; tersine hareket lehine daha geniş bir toplumsal sempati yaratmıştır.

Gençlik de aynı derecede önemli bir rol oynamaya devam etmektedir. Genç aktivistler duvar yazıları yapmakta, bildiriler dağıtmakta, protest şarkıları ve rap müzikleri üretmekte, Pakistan’ın farklı bölgelerinden sosyal medya aracılığıyla bilgi akışını sağlamakta ve mahalle düzeyinde örgütlenme faaliyetleri yürütmektedir.

Bütün bu gelişmeler hareketin yeni bir aşamaya geçtiğini göstermektedir. İlk ayaklanma dönemindeki kadar sık kitlesel sokak çatışmaları yaşanmasa da siyasal direniş artık daha yerelleşmiş, toplumun içine daha güçlü biçimde yerleşmiş ve uzun vadede kendisini sürdürebilecek bir karakter kazanmıştır.

Pakistan Yönetimindeki Keşmir Yol Ayrımında

Pakistan’ın Geri Kalanı Bu Harekete Nasıl Tepki Verdi?

Pakistan genelindeki tepkiler homojen değildir; ülkenin kendi siyasal çelişkilerini de yansıtan farklı eğilimler ortaya çıkmıştır.

Bir yandan devlet, yoğun güvenlik önlemleri, kamusal toplantılara getirilen yasaklar ve siyasal faaliyetlerin sıkı biçimde izlenmesi yoluyla hareket hakkındaki tartışmaları sınırlandırmaya çalışmıştır. Aktivistlere göre, 144. Madde kapsamındaki yasaklar birçok bölgede sık sık uygulanmış ve kitlesel gösterilerin örgütlenmesini zorlaştırmıştır.

Gazeteciler ve medya kuruluşları da Pakistan yönetimindeki Keşmir’deki gelişmeleri aktarma konusunda ciddi engellerle karşılaşmıştır. Ana akım medyanın büyük bölümü ise devletin resmi söylemini benimseyerek hareketi esas olarak bir “güvenlik sorunu” olarak sunmuştur.

Buna karşın Pakistan’ın ilerici siyasal çevreleri içerisinde giderek artan bir dayanışma da gelişmiştir.

Sendika aktivistleri, sol örgütler, öğrenci hareketleri, avukatlar, gazeteciler, insan hakları savunucuları ve demokratik kitle örgütleri; İslamabad, Lahor, Karaçi, Peşaver, Faysalabad ve Ketta gibi kentlerde dayanışma açıklamaları yayımlamış, toplantılar düzenlemiş ve tartışmalar örgütlemiştir.

Her ne kadar bu faaliyetler Cemmu Keşmir’deki kitlesel gösteriler kadar büyük olmasa da, ülke çapında daha geniş bir dayanışma hareketinin inşası açısından önemli bir başlangıç oluşturmaktadır.

Bununla birlikte Pakistan henüz Cemmu Keşmir’deki mücadeleyle aynı ölçekte birleşik ve ülke çapında örgütlü bir dayanışma hareketi yaratabilmiş değildir. Bu nedenle hareket, ilerici çevrelerde artan sempatiye rağmen hâlâ belirli ölçüde siyasal bir yalıtılmışlık yaşamaktadır.

Bu süreçte dikkat çeken gelişmelerden biri İşçi Dayanışma Kervanı (Workers’ Solidarity Caravan) girişiminin kurulması olmuştur.

Bu girişim, sendika aktivistlerini, ilerici örgütleri, ezilen ulusların temsilcilerini ve Pakistan’ın çeşitli bölgelerindeki sosyalist örgütleri ortak bir platformda buluşturmaktadır.

Kervan bugüne kadar, Cemmu Keşmir halkıyla pratik dayanışmayı geliştirmek amacıyla çevrim içi koordinasyon toplantıları düzenlemiştir. Tartışmalarda oturma eylemlerine heyetler gönderilmesi, siyasal eğitimin güçlendirilmesi, işçiler arasında dayanışmanın geliştirilmesi ve hareket hakkında yayılan yanlış bilgilerin teşhir edilmesi gibi başlıklar ele alınmıştır.

Örgütleyiciler aynı zamanda Pakistan’ın farklı bölgelerini dolaşarak işçiler, öğrenciler, ezilen uluslar ve demokratik örgütler arasında daha geniş katılım sağlamaya çalışmaktadır.

Henüz başlangıç aşamasında olsa da bu çalışmalar, hareket hakkındaki tartışmaların Keşmir’in dışına taşınmasına katkıda bulunmakta ve gelecekte daha güçlü ortak mücadelelerin zeminini hazırlamaktadır.

Bazı parlamenter muhalefet temsilcileri ile bağımsız gazeteciler de Pakistan yönetimindeki Keşmir’de demokratik hakların savunulması yönünde açıklamalar yapmıştır.

Hareket katılımcılarının aktardığına göre muhalefet siyasetçilerinin Keşmir’i ziyaret etme girişimleri devlet tarafından engellenmiş; bunun üzerine bu siyasetçiler basın toplantılarını başka şehirlerde yapmak zorunda kalmıştır.

Bu girişimler henüz sınırlı olsa da, hareket etrafındaki siyasal tartışmaların yalnızca aktivist çevrelerle sınırlı kalmadığını göstermektedir.

Pakistan’ın Eyaletleri Siyasal Olarak Nasıl Tepki Verdi?

Pakistan’ın farklı eyaletlerinde verilen tepkiler önemli ölçüde farklılık göstermektedir. Bu farklılıklar, her bölgenin kendi tarihsel deneyimlerini, siyasal geleneklerini ve toplumsal mücadelelerini yansıtmaktadır.

Pencap

Pencap, Pakistan’ın en büyük eyaleti ve devlet aygıtının siyasal merkezidir.

İşçiler, öğrenciler, avukatlar ve ilerici aydınlar arasında, özellikle güvenilir bilgiye ulaşılabilen çevrelerde, harekete yönelik giderek artan bir sempati bulunmaktadır.

Ancak halkın genelinde hareketin gerçek niteliğine ilişkin bilgi düzeyi hâlâ sınırlıdır.

Ana akım medya ya gelişmeleri büyük ölçüde görmezden gelmiş ya da resmi güvenlik söylemi çerçevesinde aktarmıştır. Bunun sonucunda geniş halk kesimleri hareketin demokratik ve ekonomik taleplerinden haberdar değildir.

Dolayısıyla destek esas olarak siyasal olarak örgütlü çevrelerle sınırlı kalmış; henüz kitlesel bir olguya dönüşmemiştir.

Sind

Sind eyaletindeki ilerici örgütler arasında harekete yönelik siyasal sempati daha güçlüdür.

Sind, uzun yıllara yayılan demokratik mücadelelerin, sendikal örgütlenmenin ve eyalet özerkliği ile anayasal haklar mücadelesinin önemli merkezlerinden biridir.

Bu nedenle birçok Sindli aktivist, kendi tarihsel deneyimleri ile Cemmu Keşmir’de yükselen talepler arasında önemli benzerlikler görmektedir.

Çeşitli sol örgütler, sendikacılar, öğrenci örgütleri ve demokratik kitle örgütleri kamuoyu önünde JAAC ile dayanışmalarını açıklamış ve devlet baskısını kınamıştır.

Belucistan

İlerici Beluç örgütleri arasında verilen destek özellikle dikkat çekicidir.

Birçok Beluç aktivist zorla kaybetmeler, devlet iktidarının merkezileşmesi, militarizasyon ve demokratik özgürlüklere yönelik saldırılar konularında kendi deneyimleri ile Keşmir halkının yaşadıkları arasında önemli benzerlikler kurmaktadır.

Her ne kadar iki hareketin tarihsel gelişimi ve siyasal hedeflerinin farklı olduğu kabul edilse de, birçok örgüt dayanışmayı temel demokratik bir ilke olarak değerlendirmektedir.

Bu dayanışma daha çok siyasal açıklamalar, ortak tartışmalar ve ilerici örgütler arasındaki işbirliği biçiminde gelişmiştir; henüz kitlesel sokak gösterilerine dönüşmüş değildir.

Hayber Pahtunhva

Hayber Pahtunhva’daki destek esas olarak sendika aktivistlerinden, öğrenci örgütlerinden, avukatlardan, ilerici siyasal örgütlerden ve demokratik haklar mücadelesi yürüten toplumsal hareketlerden gelmektedir.

Bu eyalette yaşayan birçok topluluk da uzun süredir sivil özgürlükler, güvenlik politikaları ve anayasal haklar üzerine benzer tartışmalar yürüttüğünden, Cemmu Keşmir’deki hareketin dile getirdiği demokratik taleplere önemli ölçüde anlayış göstermektedir.

Ancak Pakistan’ın diğer bölgelerinde olduğu gibi burada da dayanışma esas olarak örgütlü siyasal çevrelerle sınırlı kalmış; henüz sürekli kitlesel bir seferberliğe dönüşememiştir.

Daha Geniş Dayanışma Neden Sınırlı Kaldı?

Materyalist bir bakış açısından bunun temel nedeni, Pakistan’daki mücadelelerin parçalanmış olmasıdır.

Pencap, Sind, Belucistan, Hayber Pahtunhva, Gilgit-Baltistan ve Cemmu Keşmir’deki işçiler benzer sorunlarla karşı karşıyadır:

hayat pahalılığı, işsizlik, özelleştirmeler, demokratik haklara yönelik kısıtlamalar ve devlet iktidarının giderek merkezileşmesi.

Buna rağmen bu mücadeleler hem coğrafi hem de örgütsel olarak birbirinden kopuk kalmaktadır.

Pakistan’ın örgütlü işçi hareketi geçmiş on yıllara kıyasla önemli ölçüde zayıflamıştır. Sendikalar sektörler ve bölgeler arasında parçalanmış durumdadır; bu da ülke çapında birleşik seferberliklerin örgütlenmesini güçleştirmektedir.

Bölgesel mücadeleleri birbirine bağlayabilecek güçlü bir ulusal işçi hareketi bulunmadığı sürece, demokratik halk hareketleri devletle tek tek karşı karşıya kalmaktadır.

Medya üzerindeki baskılar da bu siyasal yalıtılmışlığı daha da derinleştirmektedir.

Ana akım medyanın önemli bir bölümü gelişmeleri ya yeterince haberleştirmemiş ya da resmi güvenlik söylemi çerçevesinde sunmuştur. Bunun sonucu olarak kamuoyunun hareket hakkındaki bilgisi sınırlı kalmış ve yanlış bilgiler yaygınlaşmıştır.

Özellikle hareket örgütleyicileri, devletin JAAC’ı “Pakistan karşıtı” veya “yabancı güçlerin etkisi altında” göstermek için sistematik propaganda yürüttüğünü; böylece hareketin toplumsal, ekonomik ve demokratik taleplerinin görünmez kılınmaya çalışıldığını belirtmektedir.

Siyasal örgütlerin kendi iç bölünmüşlüğü de önemli bir etkendir.

Farklı eyaletlerdeki demokratik hareketler önceliği kendi yerel mücadelelerine vermekte; ortak koordinasyon ve dayanışma ise sınırlı düzeyde kalmaktadır.

Bütün bu engellere rağmen umut verici gelişmeler de yaşanmaktadır.

İşçi Dayanışma Kervanı’nın kurulması, ilerici örgütler arasındaki işbirliğinin artması ve sendika aktivistlerinin giderek daha fazla sürece katılması, daha geniş bir işçi sınıfı dayanışmasının yavaş da olsa gelişmekte olduğunu göstermektedir.

Her ne kadar bu girişimler henüz başlangıç aşamasında olsa da gelecekte daha koordineli bir işçi hareketinin temellerini oluşturabilir.

Sonuç olarak demokratik mücadelelerin parçalanmış olması yalnızca Cemmu Keşmir’deki hareketi değil, Pakistan’ın tamamındaki işçi ve demokrasi mücadelelerini de zayıflatmaktadır.

Bu parçalanmışlığın aşılması bugün ilerici güçlerin önündeki en temel stratejik görevlerden biridir.

Cemmu Keşmir Haritası
Cemmu Keşmir Haritası

Uluslararası Dayanışma Nasıl Bir Rol Oynayabilir?

Pakistan yönetimindeki Keşmir’deki mücadele artık uluslararası dayanışmanın somut siyasal katkılar sunabileceği bir aşamaya ulaşmıştır. Sendikalar, işçi örgütleri, insan hakları kuruluşları ve uluslararası dayanışma ağlarının bugüne kadar yaptığı destek açıklamaları dünya kamuoyunun dikkatini bu mücadeleye çekmeye yardımcı olmuştur. Ancak bundan sonraki görev, dayanışma açıklamalarını koordineli ve pratik eylemlere dönüştürmektir.

Tarih boyunca uluslararası işçi sınıfı dayanışması, devlet baskısına karşı yürütülen demokratik mücadelelere önemli katkılar sunmuştur. Cemmu Keşmir’deki mücadele yalnızca bölgesel bir sorun olarak değil; ekonomik adalet, demokratik haklar, işçi hakları ve insan onuru mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak görülmelidir.

Sendikalar ve demokratik kitle örgütleri birçok somut dayanışma girişimi geliştirebilir.

Bunlar arasında şunlar yer almaktadır:

Pakistan’ın kendi ülkelerindeki büyükelçilik ve konsolosluklarına protesto mektupları göndermek, Kendi dışişleri bakanlıklarına başvurarak siyasal baskının sona erdirilmesini talep etmek, Tutuklu aktivistlerin serbest bırakılmasını istemek, Demokratik özgürlüklere saygı gösterilmesini savunmak ve JAAC ile daha önce imzalanan anlaşmaların uygulanmasını talep etmek.

Bunun yanında sendikalar işyeri toplantıları, eğitim seminerleri, halka açık tartışmalar, bildiri kampanyaları ve dayanışma gösterileri örgütleyerek hareketin demokratik ve sınıfsal karakterini işçilere ve emekçi halka anlatabilir.

Bu faaliyetler yalnızca uluslararası kamuoyunu bilgilendirmekle kalmayacak, farklı ülkelerde benzer sorunlarla mücadele eden işçiler arasında da bağların güçlenmesini sağlayacaktır.

Uluslararası dayanışmanın en önemli görevlerinden biri de özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika’da yaşayan Keşmir diasporasını sürece daha aktif biçimde katmaktır.

Yurt dışında yaşayan çok sayıda Keşmirli sendikalarda, göçmen işçi örgütlerinde, öğrenci hareketlerinde, toplumsal derneklerde ve demokratik kampanyalarda aktif rol almaktadır.

Bu kesimlerin katılımı hem Cemmu Keşmir’deki mücadeleyi güçlendirecek hem de uluslararası işçi sınıfı dayanışmasını ileri taşıyacaktır.

Keşmir diasporası örgütleri ile yerel sendikalar arasında yürütülecek ortak kampanyalar, Keşmir’deki mücadele ile uluslararası emek hareketi arasında güçlü bir köprü oluşturabilir.

Bu işbirliği aynı zamanda devlet propagandasının yaydığı yanlış bilgilerin etkisini kıracak ve göçmen işçilere kendi ülkelerindeki demokratik haklar mücadelesinde aktif rol oynama olanağı sağlayacaktır.

ILNSS’nin Rolü

Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Emek Ağı (International Labour Network of Solidarity and Struggle – ILNSS) bu bağların kurulması açısından son derece önemli bir konumdadır.

Farklı ülkelerdeki sendikaları, işçi örgütlerini ve toplumsal hareketleri bir araya getiren uluslararası bir ağ olarak ILNSS, Cemmu Keşmir halkı ile dünya işçi hareketi arasında güçlü bir köprü işlevi görebilir.

Ağ içerisinde yer alan yoldaşlarla yapılan tartışmalar, ILNSS’nin uluslararası işçi sınıfı dayanışmasının koordinasyonu açısından önemli bir platform hâline geldiğini göstermektedir.

Bu nedenle Cemmu Keşmir’deki mücadele, bu ağla daha güçlü ve sistematik ilişkiler geliştirmekten büyük yarar sağlayacaktır.

Bu doğrultuda ILNSS ve ona bağlı örgütlere şu çağrı yapılmaktadır:

Üye örgütleri Pakistan büyükelçiliklerine ve dışişleri bakanlıklarına protesto mektupları göndermeye teşvik etmek, İşyerlerinde toplantılar, konferanslar ve eğitim etkinlikleri düzenlemek, Uluslararası dayanışma günleri ve kitlesel gösteriler örgütlemek, Keşmir diasporasını yerel sendikalarla ortak çalışmalar içine katmak, İşçi örgütleri ile ezilen ulusların hareketleri arasındaki işbirliğini güçlendirmek ve JAAC ve Cemmu Keşmir’deki demokratik örgütlerle doğrudan örgütsel ilişkiler kurmak.

Uluslararası Dayanışma Kampanyası (ISC) ile Cemmu Keşmir’deki birçok ilerici aktivist, ILNSS aracılığıyla düzenlenecek gelecekteki kampanyalara, konferanslara, eğitim çalışmalarına ve dayanışma faaliyetlerine aktif olarak katılmaya hazır olduklarını ifade etmektedir.

Hareketin Başlıca Güçlü ve Zayıf Yanları Nelerdir?

Hareketin en büyük gücü, son derece geniş toplumsal tabanıdır.

Tek bir siyasi partinin ya da tek bir sınıfın öncülüğündeki birçok protesto hareketinden farklı olarak JAAC işçileri, esnafı, ulaşım işçilerini, köylüleri, avukatları, öğrencileri, öğretmenleri, çeşitli meslek gruplarını, kadınları, gençleri ve ve emekçi halkın geniş kesimlerini ekonomik adalet ve demokratik haklar temelinde ortak bir mücadelede birleştirmeyi başarmıştır.

Bir diğer önemli güç ise kitlesel öz-örgütlenme kapasitesidir.

Yerel komiteler, farklı bölgelerde gösterileri, grevleri, halk toplantılarını ve dayanışma kampanyalarını örgütleme konusunda büyük inisiyatif göstermiştir.

Yoğun devlet baskısına rağmen hareket, yerel önderlikler ve yaygın halk katılımı sayesinde kendisini sürekli yeniden üretmeyi başarabilmektedir.

Hareket ayrıca katılımcılar arasındaki ideolojik farklılıklara rağmen önemli ölçüde birlik sağlayabilmiştir.

Siyasi görüş ayrılıklarının mücadeleyi bölmesine izin vermek yerine JAAC ortak demokratik ve ekonomik taleplere odaklanmayı tercih etmiştir.

Zayıf Yanları

Bununla birlikte hareket ciddi zayıflıklarla da karşı karşıyadır.

En önemli siyasal zayıflıklarından biri, kitlelerin ihtiyaç duyduğu ölçüde ileri bir siyasal program ortaya koyamamasıdır.

İkinci temel sorun ise siyasal yalıtılmışlıktır.

Her ne kadar Pakistan’daki ve uluslararası alandaki ilerici örgütlerden önemli destek görse de, bu destek henüz hareketin büyüklüğüne denk düşen kalıcı örgütsel işbirliklerine dönüşebilmiş değildir.

Bir başka sorun örgütsel yapıyla ilgilidir.

JAAC demokratik merkeziyetçilik temelinde örgütlenmiş bir devrimci siyasi örgüt değil; geniş bir birleşik cephe platformudur.

Bu esnek yapı farklı toplumsal güçleri bir araya getirmeyi kolaylaştırırken, hareket geliştikçe uzun vadeli stratejik koordinasyonu zorlaştırabilmektedir.

Bunun yanında devlet baskısı sürekli devam etmektedir.

Gözaltılar, davalar, gözetim, seyahat yasakları ve aktivistlere yönelik ekonomik yaptırımlar hareket açısından sürekli örgütsel sorunlar yaratmaktadır.

Son olarak Pakistan genelindeki işçi örgütleriyle daha güçlü bağlar kurulması stratejik bir zorunluluk olarak durmaktadır.

İşçi sınıfının ülke çapındaki daha güçlü dayanışması sağlanmadığı sürece bölgesel demokratik hareketler devlet baskısı karşısında daha kırılgan kalacaktır.

Bu Hareketten Hangi Stratejik Dersler Çıkarılabilir?

Bu deneyim göstermektedir ki ekonomik mücadeleler, devlet meşru toplumsal taleplere diyalog yerine baskıyla karşılık verdiğinde kısa sürede daha kapsamlı demokratik hareketlere dönüşebilir.

Hareket aynı zamanda sınıf mücadelesi, demokrasi mücadelesi ve ulusal sorunun her zaman birbirinden ayrı ele alınamayacağını da göstermektedir.

Pakistan yönetimindeki Keşmir’de bu üç boyut giderek iç içe geçmiş; hayat pahalığına karşı mücadele, demokratik özgürlükler, hesap verebilirlik ve halkın siyasal karar alma süreçlerine daha fazla katılım talepleri tek bir mücadelede birleşmiştir.

Bununla birlikte hareket, kendiliğinden gelişen kitlesel seferberliklerin hem olanaklarını hem de sınırlarını da ortaya koymaktadır.

Geniş halk katılımı güçlü bir siyasal ivme yaratmış olsa da uzun vadeli başarı işçi hareketi, demokratik örgütler, öğrenci hareketi, kadın örgütleri ve ve uluslararası dayanışma ağları ile daha güçlü örgütsel bağların kurulmasına bağlı olacaktır.

Bu mücadele aynı zamanda enternasyonalizmin günümüzde hâlâ yaşamsal önem taşıdığını göstermektedir.

Giderek daha fazla birbirine bağlanan dünyamızda demokratik mücadeleler yalnızca yerel destekle başarıya ulaşamaz.

Sınırları aşan pratik dayanışma hem tek tek mücadeleleri hem de uluslararası işçi hareketinin tamamını güçlendirmektedir.

Sonuç

Pakistan yönetimindeki Keşmir’deki hareket başlangıçtaki ekonomik taleplerini çoktan aşmıştır.

Bugün bu mücadele; toplumsal adalet, demokratik özgürlükler, siyasal hesap verebilirlik ve halkın kendi geleceğini belirleme hakkı taleplerini birleştiren bölgenin en önemli demokratik hareketlerinden biri hâline gelmiştir.

Yoğun devlet baskısına rağmen hareket olağanüstü bir direnç göstermektedir.

Farklı bölgelerde kitlesel katılım sürmekte; yeni genç kuşaklar siyasal mücadeleye katılmakta; kadınlar giderek daha görünür roller üstlenmekte ve yerel halk toplulukları gözaltılar, davalar, işten çıkarmalar ve diğer devlet baskılarına rağmen mücadeleyi ayakta tutmaktadır.

Bununla birlikte hareketin geleceği yalnızca Cemmu Keşmir’deki gelişmelere bağlı değildir.

Uzun vadeli başarısı işçi örgütleri, demokratik hareketler, insan hakları kuruluşları, öğrenci örgütleri, göçmen toplulukları ve ve uluslararası dayanışma ağlarıyla kuracağı daha güçlü ilişkilere bağlı olacaktır.

Cemmu Keşmir halkı, Pakistan işçi sınıfı, Keşmir diasporası ve uluslararası işçi hareketi arasında daha güçlü bağlar kurulması, önümüzdeki dönemin en önemli stratejik görevlerinden biridir.

Bu nedenle uluslararası dayanışma yalnızca destek açıklamalarıyla sınırlı kalmamalı; örgütlü, sürekli ve pratik bir işbirliğine dönüşmelidir.

Cemmu Keşmir’deki demokratik haklar mücadelesi tek başına yerel bir sorun değildir.

Bu mücadele dünya ölçeğinde işçi hakları, toplumsal adalet, demokrasi ve insan onuru mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Uluslararası işçi hareketinin yıllardır dile getirdiği şu slogan bugün de güncelliğini korumaktadır:

“Birimize yapılan saldırı hepimize yapılmış bir saldırıdır.”

Bu hareketin gelecekteki gücü yalnızca Cemmu Keşmir halkının cesaretine ve kararlılığına değil; dünyanın dört bir yanındaki işçilerin, sendikaların ve demokratik hareketlerin gerçek bir enternasyonalist dayanışma ruhuyla onların yanında durmasına da bağlı olacaktır.

Yazının İngilizcesini okumak için tıklayınız.

Etiketlendi: