Pankartlarda yer alan sloganlar: Faşizme Karşı Gaziler, Zenginlerin Savaşlarına Artık Hayır, Yurt İçinde ve Yurt Dışında Savaşlara Son Verin, Yasadışı Emirlere İtiraz Görevdir.
Fotoğraf: ABD Ordusu gazileri ve aile üyeleri, 4 Temmuz Bağımsızlık Günü’nde, Philadelphia’da Bağımsızlık Meydanında yürürken. (John Leslie / Workers’ Voice)
Yaygın kanının aksine, bütün gazilerin yabancı ülkelere yönelik askerî saldırganlığı desteklemediğini gösteriyor. Savaşın anlamsız öldürme ve yıkımını bizzat yaşamış olanlar, çoğu zaman savaşın boşunalığını da en iyi görenler oluyor. Ölümle ve savaşın dehşetiyle yüz yüze gelmek, çoğu zaman insanların hayatları boyunca kurtulamayacakları travmalara yol açıyor. “Yüce bir dava” uğruna savaşa katılmanın heyecanı, kısa sürede savaşın çirkinliği içinde hayatta kalma mücadelesine dönüşebiliyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nde gaziler hak etmedikleri ölçüde büyük bir toplumsal güvenilirliğe sahip. Bu ayrıcalığı, bizi egemen sınıfın kârları uğruna ölüme gönderen sistemi yıkmak için kullanmamız önemli. Aynı zamanda bu, benim açımdan savaşın yarattığı ahlaki travmayla baş etmenin bulabildiğim tek somut yolu.
Richard Wesley / 9 Temmuz 2026
1 Temmuz 2026’da ABD Kongre Binası’nın merdivenlerinde konuşan ABD Hava Kuvvetleri Binbaşısı Jason Watson, Savunma Bakanlığına ve Askerî Adaletin Tek Tip Yasası’na (UCMJ) meydan okuyarak, Anayasa’yı ihlal ettikleri gerekçesiyle başkanın, başkan yardımcısının ve yönetimdeki diğer yetkililerin “görevden alınması, mahkûm edilmesi ve makamlarından uzaklaştırılması” çağrısında bulundu.
Binbaşı Watson, eleştirilerine başlamadan önce, Amerika Birleşik Devletleri Anayasası’nı içeriden ve dışarıdan gelecek tüm düşmanlara karşı koruyup savunacağına dair ettiği yemini hatırlattı. Başkan Trump ile Başkan Yardımcısı Vance’in de göreve gelirken ettikleri aynı yemini ihlal eden eylemlerde bulunduklarını söyledi. Özellikle, Venezuela ve İran’ın egemenliğine karşı Kongre’den Anayasa’nın öngördüğü savaş ilanını almaksızın girişilen askerî operasyonları hukuka aykırı olarak değerlendirdiğini ve bunların “ağır suçlar ve görev suistimalleri” kapsamında ele alınması gerektiğini ifade etti.
Binbaşı Watson ayrıca, İç Güvenlik Bakanlığı tarafından uygulanan yönetim politikalarının, Haklar Bildirgesi’nin yurttaşlara tanıdığı hakları ihlal ettiğini belirtti. Üniformasıyla gerçekleştirdiği bu protesto nedeniyle Watson, emekliliğine yalnızca üç yıl kala ordudan ihraç edilmeye kadar varabilecek disiplin cezalarıyla, hatta askerî mahkemede yargılanma riskiyle karşı karşıya bulunuyor.
Bu eylem, 20 Nisan’da Kongre Binası’nın rotunda salonunda gaziler ve aile üyelerinin gerçekleştirdiği daha önceki protestonun ardından geldi. Vietnam, Irak ve Afganistan savaşlarının yaklaşık 60 gazisi, İran’a karşı yürütülen savaşı protesto ettikleri gerekçesiyle gözaltına alınmıştı.
Binbaşı Watson’ın gözaltına alınmasının ardından, 4 Temmuz Bağımsızlık Günü kutlamaları sırasında Philadelphia’da yüzlerce gazi ve ailelerinin katıldığı “Faşizme Karşı Özgürlük” şiarıyla bir miting ve yürüyüş düzenlendi. Muhtemelen Binbaşı Watson’dan ilham alan eylemciler, “Vicdan Cesaret İster” yazılı pankartlar da taşıdı. Gazilerin oluşturduğu kortej, yaklaşık 1.200 savaş karşıtı ve sosyal adalet savunucusunun katıldığı daha geniş yürüyüşe katıldı. Yürüyüş, Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nın Meçhul Askeri Anıtı’nın bulunduğu Washington Meydanı’ndan başlayarak, Independence Hall gibi tarihî mekânların önünden geçerek kent sokaklarında ilerledi.
Gaziler, ülkenin dört bir yanından Philadelphia’ya geldi. Katılımcıların büyük bölümü About Face, Veterans for Peace, Center on Conscience and War, 50501 Vets, Military Families Speak Out, Common Defense, Chamberlain Network ve Fayetteville Resistance Coalition tarafından seferber edildi ve temsil edildi. Bu örgütler, Veterans Against Fascism (Faşizme Karşı Gaziler) adlı bir koalisyon çatısı altında birlikte çalışıyor. Bu gazi kortejinin, Vietnam Savaşı’ndan bu yana askerlerin oluşturduğu en büyük örgütlü direniş olduğu belirtiliyor.
Mitingde konuşan isimlerden biri de Gazze’deki soykırım nedeniyle subaylık görevinden istifa eden Rebecca Roberts oldu. Roberts, “Askerî direniş, faşizme karşı elimizde kalan tek güvenlik bariyeridir” dedi.
Washington eyaletinin Tacoma kentinden bir başka gazi olan Aran Myracle ise şunları söyledi:
“Amerika Birleşik Devletleri’nde gaziler hak etmedikleri ölçüde büyük bir toplumsal güvenilirliğe sahip. Bu ayrıcalığı, bizi egemen sınıfın kârları uğruna ölüme gönderen sistemi yıkmak için kullanmamız önemli. Aynı zamanda bu, benim açımdan savaşın yarattığı ahlaki travmayla baş etmenin bulabildiğim tek somut yolu.”
Bu son eylemler, yaygın kanının aksine, bütün gazilerin yabancı ülkelere yönelik askerî saldırganlığı desteklemediğini gösteriyor. Savaşın anlamsız öldürme ve yıkımını bizzat yaşamış olanlar, çoğu zaman savaşın boşunalığını da en iyi görenler oluyor. Ölümle ve savaşın dehşetiyle yüz yüze gelmek, çoğu zaman insanların hayatları boyunca kurtulamayacakları travmalara yol açıyor. “Yüce bir dava” uğruna savaşa katılmanın heyecanı, kısa sürede savaşın çirkinliği içinde hayatta kalma mücadelesine dönüşebiliyor.
20. yüzyıl boyunca askerî direnişin uzun bir tarihi bulunuyor. Birinci Dünya Savaşı’ndaki “Noel Ateşkesi”nden, subayların ve astsubayların hedef alınması (fragging) ile “search and hide” gibi direniş taktiklerini anlatan “Sir! No Sir!” belgeseline kadar pek çok örnek bu tarihin parçasıdır. Konuya ilişkin önemli kaynaklardan biri de David Cortright’ın Soldiers in Revolt: GI Resistance During the Vietnam War (2. Baskı, Chicago: Haymarket Books, 2005) adlı çalışmasıdır. 1971’de düzenlenen Winter Soldier Investigation (Kış Askeri Soruşturması) ise, Güneydoğu Asya’daki görevleri sırasında tanık oldukları ya da işledikleri savaş suçlarına ilişkin 125’i aşkın gazinin tanıklık yaptığı geniş yankı uyandıran bir etkinlik olmuştu.
Hatırlanmalıdır ki zorunlu askerlik, Vietnam’daki askerî birlikler içinde huzursuzluğun başlıca nedenlerinden biri olduğu gibi, ülke içinde genç erkeklerin, kadınların ve ailelerinin savaş karşıtı direnişini büyüten temel etkenlerden biriydi. Bu nedenle, Aralık ayından itibaren Seçici Hizmet Sistemi’nin (Selective Service) 18 ile 25 yaş arasındaki genç erkekleri kendi rızaları olmaksızın otomatik olarak kaydetmeye başlayacağı gerçeğine dikkat edilmelidir. Şimdilik olduğu gibi kayıt yaptırmak zorunlu olsa da, bugüne kadar bireylerin bu işlemi kendilerinin başlatması gerekiyordu.
Daha önce kayıt yaptıranların vicdani retçi olma niyetlerini beyan etme imkânı bulunuyordu. Ancak Aralık ayından sonra bu niyet ancak zorunlu askerlik uygulaması fiilen yürürlüğe girer ve kişiye göreve çağrı emri gönderilirse ifade edilebilecek. Bu durumda vicdani retçi statüsü kazanmak çok daha güç hale gelecek.
Cortright’ın kitabı, ordudaki disiplinin nasıl çözüldüğünü ayrıntılarıyla anlatıyor. Vietnam Savaşı’nın sonlarına gelindiğinde erlerin önemli bir bölümü artık komuta zincirine itaat etmiyordu. Bütün birliklerin emirleri yerine getirmeyi reddettiği durumlar sık sık yaşanıyordu. Ülke içinde kitlesel savaş karşıtı hareket büyüdükten sonra Vietnam bozgunu, 55 binden fazla ABD askerinin ölümü ve çok daha fazlasının fiziksel ve psikolojik olarak kalıcı biçimde sakatlanmasıyla sonuçlandı. Eğer yeniden zorunlu askerlik uygulamaya konulursa, tarihin bu sayfasının tekrar yaşanması kuvvetle muhtemeldir.
Bu yazının İngilizcesini okumak için tıklayınız.










