CHP kurultayına yönelik butlan kararı ve eski genel başkan Kılıçdaroğlu’nun Saray talimatıyla, bir kayyum gibi yargı eliyle partinin başına getirilmesi; burjuva anayasasının ve kurumlarının artık sembolik düzeyde dahi işlevini yitirdiğinin belgesidir. 1950’den bu yana burjuva demokrasisinin seçim güvenliği için var olan Yüksek Seçim Kurulu, artık doğrudan Saray yargısının bir aparatına dönüşmüştür. Karşımızdaki tablo hukuki değil, siyasi bir darbedir; dolayısıyla bu kararlar gayrımeşrudur. Ancak yalnızca bunu söylemek sorunu çözmemize fayda sağlamıyor. Dolayısıyla çözüm, sokaklardan yükselen ve daha radikal bir birleşik mücadeleyi örgütlemekten geçmektedir.
Şimdi “İşçicilik yapmayın!” diyenlere soruyoruz: İşçinin olmadığı bir merkez komite, işçinin konuşmadığı bir kürsü, işçinin önderlik etmediği bir devrimcilik toplumsal düzeni nasıl değiştirebilir?
Dünya işçilerinin ve emekçilerinin mücadelelerinin, dayanışmalarının ve direnişlerinin en güçlü, en gururlu günü, 1 Mayıs. İşçi sınıfının 140 yıl önce ABD’de sekiz saatlik iş günü talebiyle başlattığı grev, bugün hala tüm dünya işçilerini bir araya getiriyor. Mücadelemizin bayramı kutlu olsun!
İran savaşı bahanesiyle rejim, emperyalist dengelere uyum sağlarken içeride “iç cephe”yi tahkim ediyor: Bir yanda işçi sınıfına saldırıyı derinleştiriyor, diğer yanda toplumsal muhalefetin soluğunu kesiyor. Çıkış için sandığı beklemeye değil, bağımsız bir sınıf cephesine ihtiyacımız var.
Bu sistem bize sabretmeyi, susmayı ve kaderimize razı olmayı öğütlüyor. Biz ise: “Yıkım ve yoksulluk getiren sisteminizi yıkacağız!” diyoruz.Eşit ve özgür bir dünya kendiliğinden kurulmayacak. O dünya; sömürüye, şiddete ve tahakküme karşı kurulan ortak mücadeleyle yükselecek. Bir kişi daha eksilmemek, özgür ve eşit bir gelecek kurmak için mücadelemizi büyütelim!