Fotoğraf: Göstericiler, 1 Mayıs 2026’da ABD – Philadelphia’da düzenlenen “İşçiler Milyarderlere Karşı Ayaklanıyor” mitinginde bir araya geldi. (Lisa Lake / Getty Images for May Day Strong)
Köklü dönüşüm stratejisinin vazgeçilmez bir bileşeni, işçilerin ve ezilenlerin egemen sınıf partilerinden siyasi bağımsızlığıdır. Demokratlar, sosyal hareketlere fren olmaya devam ettiklerini defalarca kanıtlamıştır. Aynı durum, Demokrat Parti’ye bağlı STK’lar için de geçerlidir; bu yapılar hareketleri seçimcilik ve reformizmin güvenli sularına yönlendirmektedir. Emek bürokratlarından kürtaj hakkı hareketine ve Siyah özgürlük mücadelesine uzanan pek çok hareket önderi kendini Demokratlara tabi kılmıştır.
Güncel krizle yüzleşmek için hazırlanacak bir İşçi Eylem Programı, işçilerin, öğrencilerin ve ezilenlerin gücünü ortak bir karşı saldırıda buluşturmalıdır. Böyle bir hareket; sendikacıların, taban örgütlerinin ve ezilenlerin örgütlerinin yerel, bölgesel ve ulusal meclisler aracılığıyla bir program ve eylem hattı oluşturmaları üzerine inşa edilmelidir.
John Leslie – Workers’ Voice (ABD) / 17 Mayıs 2026
May Day Strong, bu yılın 1 Mayıs iş bırakma eylemlerini ve protestolarını örgütlemek amacıyla yüzlerce sendika ve sosyal adalet grubundan oluşan bir koalisyon başlattı. Ülke genelindeki eylemler; savaş karşıtı, pro-demokratik, emeği savunan ve göçmen hakları talepleri etrafında şekillendi.
Birkaç ay önce May Day Strong, Demokrat Parti’den sempatik milletvekilleri ve diğer müttefikleriyle birlikte “Gerçek Karşılanabilirlik Gündemi” başlıklı programatik bir belge yayımladı. Bu belge, zenginler ile işçi sınıfı arasındaki giderek derinleşen ekonomik ve toplumsal kutuplaşmayı ele almaya çalışıyor.
İşçi sınıfı için karşılanabilirlik krizi giderek daha da ağırlaşmaktadır. Fiyatlar yükselmeye devam etmekte, kiralar kontrol edilemez hale gelmekte ve pek çok insan yerinde saymak için birden fazla işte çalışmak zorunda kalmaktadır. Genç işçilerin büyük bir kısmı yüksek öğrenci kredisi borçlarının altında ezilmektedir. Bankaları ve şirketleri kurtarmaya her an hazır olan hükümetin onlara yardım etmek için hiçbir şey yapmadığını da kimse gözden kaçırmamaktadır.
Karşılanabilirlik Gündemi; karşılanabilir konut, iyi ücretli işler ve ücret durgunluğuna son verilmesi ile “adil hizmet sağlayıcı ücretleriyle çocuk bakımı, ücretsiz okul yemekleri ve fiyat sömürüsüne karşı önlemlerle birlikte genişletilmiş gıda yardımı” gibi evrensel ihtiyaçların karşılanabilir kılınması taleplerini öne çıkarmaktadır. Gündem ayrıca ücretsiz yükseköğretim, herkes için kapsamlı sağlık hizmeti, ücretsiz toplu taşıma ve kamucu denetimli hizmet işletmeleri talep etmektedir.
Bu programdaki maddeler hem doğru hem de desteklenebilir niteliktedir; ancak sınırlılıkları da göz ardı edilmemelidir. Oy Hakları Yasası’nın son dönemdeki budanmasından çıkarılması gereken ders şudur: Kapitalizm varlığını sürdürdükçe, ne kadar güçlükle kazanılmış olursa olsun hiçbir reform kalıcı değildir.
Servet eşitsizliğinin büyümesi ve karşılanabilirlik krizi; egemen sınıfın işçi sınıfının yaşam standartlarına yönelik saldırılarının bir ürünüdür. Kapitalizm, bize kemer sıkma politikaları, egemen zenginlere ise vergi indirimleri sunmaktadır. ABD’li işçiler ve dünyanın dört bir yanındaki işçiler, elli yılı aşkın süredir tek taraflı bir sınıf savaşına maruz kalmaktadır; her iki kapitalist parti de bu saldırılara ortak olmuştur. Trump’ın ikinci döneminde bu saldırılar hız kazanmıştır.
Reformizmin Sınırları
Demokrat Parti’nin kurucu çevrelerinin tepkisi tutarsız ve yetersiz kalmıştır. 2024 seçimlerinde Donald Trump’a yenilginin hesabını tam olarak veremeyen Demokratlar, sağa kaymaya ve “uyanık” olarak değerlendirilebilecek toplumsal meseleleri önemsizleştirmeye karar vermiştir.
Demokratların tabanı ABD’nin Apartheid Devleti İsrail’e verdiği desteği giderek daha güçlü bir biçimde reddederken, parti liderliği İsrail politikasına yönelik en fazla birkaç kırık eleştiriyle yetinmiştir. Öte yandan Demokrat ön seçimlerinde aday olan Filistin yanlısı ilerici adaylar, İsrail yanlısı bağışçıların büyük çaplı finansman saldırısıyla yüz yüze gelmiştir.
Demokratların eski sadık seçmen tabanları, pek çok LGBTİ+ birey, kadın ve Siyah insan dahil, daha kurban edilmedilerse de edilmeye hazır tutulmaktadır. Demokrat Parti’nin sosyal demokrat kanadı Karşılanabilirlik Gündemi’ne benzer alternatifler ortaya koymuştur; ancak bu reformlar, özünde kapitalizmin hizmetinde olan bir parti içinde çok az destek bulacaktır.
Siyah Amerikalıların, kadınların ve LGBTİ+ bireylerin geçmişte elde ettiği kazanımlar artan bir baskıyla karşı karşıyadır. Medicare, Medicaid ve Sosyal Güvenlik gibi temel sosyal güvenlik ağı reformları tehlike altındadır. Bu saldırılara karşı yükselen tepkilerin büyük bölümü Trump karşıtlığı biçiminde dışa vurulmaktadır. Trump iğrenç bir figür olsa da ona yönelik eleştiriler, bu egemen sınıf saldırısının altında yatan sistemsel sorunu kavrayamamaktadır. Açıkça belirtmek gerekir ki: Trump, kapitalist sınıfın en azından bir kesiminin desteği olmaksızın bu korkunç hedeflerine ulaşamaz. Sorun kapitalizmin kendisidir; onun efendilerine hizmet eden politikacılar değil.
Peki bu, sosyalistlerin reformlara karşı çıktığı ve değişim için yalnızca “devrimi beklediği” anlamına mı gelir? Hayır. Sosyalistler, ezilenlerin ve işçi sınıfının bugün somut kazanımlar elde etmesi için mücadele etmek gerektiğinin bilincindedir. Zira bu reformlar için verilen mücadele, bu kavgaların başını çeken aktivistlerin büyük bölümünü radikalleştirecektir. Devrimciler olarak, ekonomik ve toplumsal adalet için kararlılıkla mücadele eden herkesle omuz omuza durmak, reformların tek başına köklü bir dönüşümü gerçekleştiremeyeceğini açıklarken bunu yapmak istiyoruz.
Köklü dönüşüm stratejisinin vazgeçilmez bir bileşeni, işçilerin ve ezilenlerin egemen sınıf partilerinden siyasi bağımsızlığıdır. Demokratlar, sosyal hareketlere fren olmaya devam ettiklerini defalarca kanıtlamıştır. Aynı durum, Demokrat Parti’ye bağlı STK’lar için de geçerlidir; bu yapılar hareketleri seçimcilik ve reformizmin güvenli sularına yönlendirmektedir. Emek bürokratlarından kürtaj hakkı hareketine ve Siyah özgürlük mücadelesine uzanan pek çok hareket önderi kendini Demokratlara tabi kılmıştır.
Sınıf Mücadelesi İçin Acil Eylem Programı
Kapitalist sistem; çevresel, siyasi ve ekonomik boyutlarıyla derin bir kriz içindedir. Egemen sınıfımız yurt dışında savaşlar sürdürmekte, Filistin’deki soykırımı finanse edip desteklemekte ve yurt içinde işçi sınıfına savaş açmaktadır. Demokratik haklar hızla aşınmakta, Sivil Haklar Hareketi’nin kazanımları geri alınma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Egemen sınıf saldırısının ivme kazanmasıyla derinleşen bu acil durum; sınıf mücadelesinin yöntemleriyle ve yalnızca reformların ötesine geçen, devrimci dönüşümü işaret eden bir programla göğüslenmek zorundadır. İşçiler ve ezilenler, sistemi durma noktasına getirecek toplumsal ve ekonomik güce sahiptir. Minneapolis’te ICE zorbalığına karşı yükselen direniş, 23 Ocak iş bırakma eylemlerini örgütleyerek ve on binlerce kişinin sokaklarda yürüdüğü kitlesel eylemle bu gücü gözler önüne serdi.
23 Ocak gerçek anlamıyla bir genel grev değildi; ancak böyle bir grevin potansiyelini gözler önüne serdi ve bir kesim işçinin kendi toplumsal güçlerini somut olarak kavramasına zemin hazırladı.
Güncel krizle yüzleşmek için hazırlanacak bir İşçi Eylem Programı, işçilerin, öğrencilerin ve ezilenlerin gücünü ortak bir karşı saldırıda buluşturmalıdır. Böyle bir hareket; sendikacıların, taban örgütlerinin ve ezilenlerin örgütlerinin yerel, bölgesel ve ulusal meclisler aracılığıyla bir program ve eylem hattı oluşturmaları üzerine inşa edilmelidir.
Yazının İngilizcesini okumak için tıklayınız.






