Devrimi generallere, parlamenterlere, bürokratlara havale eden anlayışlar, Troçkizmi devrimci bir stratejiden çıkarıp sol bir vitrin süsüne çevirdi. Bizim geleneğimiz ise tam tersine, Troçki’nin mirasını sınıf mücadelesinin gerçek pratiğiyle birleştirmeye çalışan bir hattır. Bu hattın kurucusu Nahuel Moreno’dur.
Moreno için Troçkizm, konferans salonlarında tartışılan bir teori değil; grevlerde, direnişlerde, işgal edilen fabrikalarda sınanan bir pratiktir. Onun “fazla işçici” diye eleştirilen çizgisi, gerçekte işçi sınıfını yeniden siyasal özne haline getirme ısrarıdır. Bu dar anlamda bir sendikalizm değildir. Bu üretim ilişkilerinin merkezinde yer alan sınıfın aynı zamanda siyasal özne olarak inşasının merkezine konulması, işçi sınıfının iktidar hedefiyle örgütlenmesidir.
Şimdi “İşçicilik yapmayın!” diyenlere soruyoruz: İşçinin olmadığı bir merkez komite, işçinin konuşmadığı bir kürsü, işçinin önderlik etmediği bir devrimcilik toplumsal düzeni nasıl değiştirebilir?
ABD’li sosyolog ve Marksist düşünür Dylan Riley, New Left Review’da yayımlanan yazısında (Maddi Çıkarlar) son yıllarda Anglo-Amerikan solunda etkili hale gelen “Analitik Marksizm” anlayışını eleştiriyor. Riley’e göre insanların “maddi çıkarları” tarih dışı ve otomatik gerçekler değil; tarihsel koşullar, sınıf mücadeleleri ve insanların mümkün gördüğü gelecekler içinde şekilleniyor. Sınıf mücadelesi yalnızca mevcut çıkarların savunusu değil, hangi geleceğin kurulabilir olduğuna dair bir mücadele. Riley, Marksizmin yalnızca ekonomik ihtiyaçlara indirgenemeyeceğini; kolektif ufuklar, tarihsel olasılıklar ve toplumsal dönüşüm fikri olmadan siyasetin mekanikleşeceğini savunuyor.
Yeni Marksizm anlayışı, işçi sınıfının maddi çıkarlarını sanki tarihsel koşullardan bağımsız, değişmez bir gerçekmiş gibi ele almakta ve böylece farkında olmadan materyalizmi idealizme dönüştürmektedir. Oysa sınıfların çıkarları, mücadeleden önce gelmez; bilakis sınıf mücadelesi, hangi geleceğin mümkün olduğunu belirler ve çıkarlar ancak bu tarihsel ufuk içinde anlam kazanır. Devrimci siyaset, işçi sınıfını salt mevcut sömürü koşullarına karşı değil, somut ve ulaşılabilir bir gelecek projesi etrafında seferber etmelidir.
1974 yılının ulusal bayram günlerinde (28 ve 29 Temmuz), bir grup genç militan Peru’da partimiz Sosyalist İşçi Partisi’ni (PST) kurdu. Bugün partinin kuruluşunu anmak için, partimizin kısa bir tarihçesini sunmak ve partinin önüne koyduğu hedefleri gözden geçirmek, bugünün görevlerini vurgulamak amacıyla bir bilanço çıkarmak istiyoruz. Bu açık değerlendirme ve tarihçeyi, işçi sınıfının öncü kesimlerine ve bugün yeni bir sosyalist dünya için mücadele eden ve düş kuran kadınlara ve erkeklere bir mesaj olarak sunuyoruz.
Bu yazı Uluslararası İşçi Birliği – Dördüncü Enternasyonal / Liga Internacional de los Trabajadores – Cuarta Internacional (UİB-DE / LIT-CI) dünya çapında yaşanan siyasal süreçlere dair güncel değerlendirmeleridir.
LIT-CI / UİB-DE ile bir dizi tartışma yürüten Troçkist Fraksiyon’a (FT) yanıt olan üçüncü ve son makaleyi hem 20. yüzyılın devrimci değerlendirmesini daha iyi yapmak, hem de 21. yüzyılda yeni devrimci mücadelelerin teorik altyapısını güçlendirmesi hedefiyle yayınlıyoruz.
Aşağıda yayınladığımız yazı, Troçkist Fraksiyon (FT) ile olan iki tartışma makalesinin ikinci parçasıdır. Makalelerden biri Brezilya PSTU’daki yoldaşlarımızdan, diğeri ise LIT ekibindeki yoldaşlarımızdan ve ABD’deki partimizden. Bu makaleleri yayınlıyoruz, çünkü aynı konuyu ele almalarına rağmen, her biri kendi bakış açısıyla yazılmış ve birbirinden farklı bazı yönleri vurgulamaktadır.
Aşağıda yayınladığımız yazıda, Troçkist Fraksiyon (FT) ile yapılan iki tartışma makalesinin bir parçasıdır. Makalelerden biri Brezilya PSTU’lu yoldaşlarımızdan, diğeri ise LIT ekibinden ve ABD’deki partimizden yoldaşlarımızdan. Bu makaleleri yayınlıyoruz çünkü aynı konuyu ele almalarına rağmen, her biri kendi bakış açısıyla yazılmış ve birbirinden farklı bazı yönleri vurgulamaktadır.