Sosyalist İşçiler Birliği (Socialist Workers’ Unity – UST) / 19 Aralık 2025
Aşırı sağcı Donald Trump’ın liderliğindeki ABD hükümeti, genel olarak Latin Amerika’ya, özel olarak ise Venezuela’ya yönelik savaş kışkırtıcılığını ve müdahaleci saldırganlığını artırmayı sürdürüyor.
16 Aralık’ta ABD, ülkeye giren ya da ülkeden çıkan petrol tankerlerine yönelik tam bir abluka ilan etti. Bu adım; Venezuela’ya uçuşların tehlikelerine dair uyarıların yayımlanmasının, Skipper adlı petrol tankerinin keyfi biçimde alıkonulmasının (kaçırılmasının), tonlarca Venezuela petrolüne el konulmasının ve komşu Kolombiya’nın Devlet Başkanı Gustavo Petro’ya “bir sonraki hedefin kendisi olacağı” tehdidinde bulunulmasının ardından geldi. Ayrıca Karayip Denizi ve Pasifik’te yaklaşık üç düzine gemiye saldırı düzenlenmiş, bu saldırılar neredeyse yüz kişinin ölümüne yol açmıştır.
Bu durum, petrol ihracat gelirlerine büyük ölçüde bağımlı olan bir ülke açısından son derece ciddidir. Söz konusu gelirlerin kaybı, özellikle temel ve stratejik sektörlerin bizzat diktatörlük tarafından tahrip edilip yağmalandığı bir bağlamda, ekonomiye ağır bir darbe vuracaktır. ABD emperyalizminin bu önlemlerle hedeflediği tam da budur: Halihazırda ağır yara almış olan Venezuela ekonomisini boğmak. Bunun bedelini ise esas olarak, Nicolás Maduro’nun kapitalist ve diktatörlük rejiminin dayattığı acımasız kemer sıkma politikalarının yükünü zaten taşıyan işçiler ve yoksul halk kesimleri ödemektedir.
Venezuela işçilerinin ücretleri, enflasyon ve bolivarın ABD doları karşısındaki sürekli değer kaybı nedeniyle adeta yok olmuştur. Maduro’nun işveren yanlısı ve işçi karşıtı kemer sıkma politikaları çerçevesinde emek ve sendikal haklar sistematik biçimde ihlal edilmektedir. Diktatörlüğün ülke egemenliğini teslim eden politikaları sonucunda ülke yoksullaşmış, temel hizmetler ise tamamen çökme noktasına gelmiştir. Emperyalist yaptırımlar ve şimdi buna eklenen savaşçı ve müdahaleci saldırılar, bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktan başka bir işe yaramamakta; işçi sınıfının ve halk kesimlerinin zaten dramatik olan yaşam koşullarını daha da kötüleştirmektedir.
Sosyalist İşçiler Birliği (UST), ABD emperyalizminin Venezuela’ya yönelik bu saldırgan eylemini ve tüm savaşçı, müdahaleci politikasını en güçlü biçimde kınamaktadır. Bunu yaparken, Maduro’nun kapitalist diktatörlüğüne ve işçilere dayattığı acımasız kemer sıkma önlemlerine zerre kadar destek vermiyoruz. Hükümetin baskıcı politikalarını da teşhir etmeye devam ediyoruz. Buna, örneğin Venezuela İşçi Konfederasyonu (CTV) Başkanı José Elías Torres’in ve bağımsız haber ve yorum sitesi Punto de Corte’un yöneticisi siyaset bilimci Nicmer Evans’ın son dönemdeki tutuklanmaları (kaçırılmaları) da dahildir.
Donald Trump’ın, “ABD’den çalınan tüm petrolün, toprakların ve diğer varlıkların geri verilmesi” yönündeki açıklamalarını reddediyoruz; sanki bu kaynaklar bir zamanlar ABD’ye aitmiş gibi. Gerçek şu ki, enerji, petrol, maden, toprak ve diğer kaynakları tarihsel olarak yağmalayan bizzat ABD emperyalizmidir. Bu yağma, Punto Fijo dönemindeki hükümetlerden Chavistalara ve özellikle de mevcut Maduro hükümetine kadar, dönemin Venezuela yönetimleriyle işbirliği içinde gerçekleştirilmiştir. Trump’ın kıta çapındaki emperyalistler arası rekabette amaçladığı şey, bu yağmayı kendi seçeceği bir ortakla —bu durumda María Corina Machado ve temsil ettiği burjuva kesimle— güçlendirmek ve güvence altına almaktır.
Bu bağlamda, Machado’nun ve Venezuela muhalefetinin diğer temsilcilerinin Trump öncülüğündeki emperyalist önlemlere verdiği utanç verici desteği; Venezuela’ya ve tüm kıtaya yönelik saldırgan politikaları, Gazze’deki İsrail soykırımına verdikleri destek ile kıtanın aşırı sağcı hükümetlerinin kemer sıkma ve baskı politikalarını açıkça kınıyoruz.
Maduro hükümeti ise kendi kemer sıkma ve baskı politikalarıyla, rejimine yönelik işçi sınıfı içindeki tepkiyi büyütmekte ve olası bir müdahale için yanlış bir “meşruiyet” zemini yaratmaktadır.
Bizce emperyalizme karşı tutarlı bir mücadele; Venezuela işçilerini ve halkını, ücret ve emekli maaşlarının en az temel ihtiyaç sepeti düzeyine çıkarılması ve enflasyona endekslenmesi, gasp edilen emek, sözleşme ve sendikal hakların iadesi, demokratik özgürlüklerin savunulması, siyasi tutukluların serbest bırakılması, Orinoco Madencilik Kuşağı (AMO) ve Orinoco Petrol Kuşağı’ndaki (FPO) kaynak teslimine son verilmesi ve emperyalist müdahale ile tehditlerin reddedilmesini içeren bir program etrafında birleştirmeyi gerektirir.
Sol örgütler olarak, olası bir müdahaleye karşı çıkmak ve onu durdurmak için en geniş eylem birliğini geliştirmeliyiz. Müdahaleye karşı olan ama Maduro’yu da desteklemeyen devrimci örgütler olarak; hem müdahaleye karşı mücadeleyi anlatacak hem de Maduro’nun işçi karşıtı politikalarına karşı seferberliği büyütecek birlik zeminleri inşa etmeli, kıta genelindeki hükümetleri ve kemer sıkma planlarını teşhir etmeliyiz.
Lula, Petro ve Claudia Sheinbaum gibi kıta hükümetlerinin, Venezuela’ya ve tüm bölgeye yönelik emperyalist müdahalelere karşı açık ve net bir tutum almalarını ve bunu somut eylemlerle ifade etmelerini talep ediyoruz.
Latin Amerika’nın işçilerini ve halklarını, ABD emperyalizminin kıta genelinde yürüttüğü eylemlere karşı birleşmeye ve mücadeleye çağırıyoruz. Bunlar, tüm kıta halklarına karşı yürütülen savaş eylemleridir; özellikle de Venezuela halkına karşı.
Venezuela’ya ve petrolüne yönelik deniz ablukasına koşulsuz ve kesin hayır!
Venezuela petrolünün çalınmasına ve petrol taşıyan gemilerin kaçırılmasına hayır!
Karayipler ve Pasifik’teki bombalamalar ve cinayetler durdurulsun!
ABD emperyalizminin Venezuela, Kolombiya, Meksika ve tüm Latin Amerika’ya yönelik savaş tehditlerine ve müdahalelerine hayır!
Donald Trump’ın kıtadaki savaş eylemlerine topyekûn hayır!
Trump ve ABD emperyalizmi Latin Amerika ve Karayipler’den defolun!






