Fotoğraf: İran’da 1979’da üniversite kapısının önünde devrimci öğrencilerin fotoğrafı.
İran halkı! Bugün hepimiz İslam Cumhuriyeti’ne “Hayır” demek için birleşmeliyiz. Yarının ne getireceğini kimse bilemez ve kaderimizi tek bir bireysel güç belirleyemez. Ama bir şey kesin: harekete geçme, eyleme geçme zamanı geldi. Ayağa kalkmalı ve kaderimizi kendi ellerimizle yazmalıyız.
Tahran, Beheshti, Allameh ve İran Bilim ve Teknoloji Üniversitelerinin Öğrenci Aktivistleri / 16 Ocak 2026
Tahran, Beheşti, Allameh, İran Bilim ve Teknoloji ve Terbiyet Müderris Üniversitelerinden Öğrenci Aktivistlerin Ülke Çapındaki Protestolara Destek Veren Ortak Açıklaması:
Yıllardır iktidardakiler üniversiteden korkmuş ve onu baskı ve aşındırma yoluyla yok etmeye çalışmışlardır. Bugün krizler birbiri ardına yığılmış durumda: yoksulluk, eşitsizlik, sınıfsal baskı, toplumsal cinsiyet baskısı, uluslar üzerindeki baskılar, su ve çevre krizi. Bunların tümü; özellikle çeşitli toplumsal hareketlerin ardından, Kasım 2019 protestolarında ve “Kadın, Yaşam, Özgürlük” ayaklanmasında kanlı yüzü daha da belirginleşen baskıcı bir politikanın çıplak sembolü olan yozlaşmış ve yıpranmış bir sistemin doğrudan ürünleridir.
Rejimin üniversiteye yönelik politikası da aynı baskı modelini izlemektedir: Üniversiteyi her türlü siyasi ve eleştirel unsurdan arındırmak ve onu paralı paramiliter Besic güçlerinin egemen olduğu hadım edilmiş bir alana dönüştürmek. Bilim Bakanlığı’nın ve üniversite rektörlerinin eğitimi metalaştırmak ve tüm refah hizmetlerini ortadan kaldırmak için gösterdikleri amansız çabaların tamamı, üniversiteyi siyasi ve toplumsal duyarlılığı olan bir kurumdan, ekonomik ve pasif bir işletmeye dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Ancak tüm bunlara rağmen üniversite, tiranlığın karşısında durduğunu bir kez daha hatırlatmış ve tarihin en karanlık dönüm noktalarında –ister Pehlevi monarşisi ister İslami yönetim altında olsun– özgürlük arayışı ve eşitlik sınavından gururla çıkmıştır. Üniversite, her türlü gerici ve köhne kuruma karşı her zaman güçlü bir engel olmuş ve ilerici sesini her geçen gün daha gür çıkarmıştır.
Öğrenci, bu tarihin çocuğudur. Üniversite bünyesinden “Ne Pehlevi ne Lider; Özgürlük ve Eşitlik” sloganlarının yükselmesi ve “Kadın, Yaşam, Özgürlük” sesinin bu kadar güçlü yankılanması son derece doğaldır. Bu baskılar, özgür diyalog ve radikal eleştirinin büyümesini yavaşlatmış, toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ve özgürce yaşama hakkı tartışmalarını defalarca geriye itmiş olsa da, bu sesi susturamamıştır. Bugün üniversite, farklı görüşler arasındaki bağın atan kalbidir. Üniversite ve öğrenci hiçbir otoriteye boyun eğmez. “Diktatöre ölüm” diye haykıran sıkılı yumruklar, ister var olan ister olmayan her türlü otoriterliğe ve diktatörlük yönetimine hitap etmektedir.
Bugün üniversite, “Kadın, Yaşam, Özgürlük” ayaklanmasının o tarihi “Hayır”ını bir kez daha vurgulayarak, sahte ikiliklere karşı halkın yanında durmakta ve onlarla birlikte yürümektedir. Şu an gerekli olan; İslam Cumhuriyeti’ne, Pehlevi monarşisine ve Halkın Mücahitleri’ne karşı ulusun birliğidir. Halkın sesi olmanın anlamı burada başlar; ancak bu dayanışma, üniversiteyi kendi sesini duyurmaktan mahrum bırakmamalıdır. Bir iç diyalog yoluyla, İran’ın yarını için olumlu vizyonlara ve kolektif bir tahayyüle ulaşmaya çalışıyoruz – özgürlük ve eşitliğin el ele gittiği, kadınların kurtuluşunun ve toplumsal cinsiyet baskısının sona ermesinin değişimin itici güçleri olduğu bir yarın. Tahakküm ve sömürü yapılarının zayıflamasına paralel olarak demokratik kurumlar aracılığıyla gerçekleşecek değişimler. Velayet-i Fakih ilke ve söylemleri olmadan, zorunlu başörtüsü ve idamlar olmadan bir yarın gelecek ve biz özgürlük ile eşitliğin gerçekleşmesini deneyimleyeceğiz.
Öğrenci hareketi, dönüştürücü bir tahayyülle, tiranlıktan arınmış bir gelecek aramakta ve hiçbir otoriterlik biçimine boyun eğmeyecektir. Bugün ilerlememiz, elde yeni bir plan olmasını gerektiriyor. Toplumun krizleri ve İslam Cumhuriyeti’ne muhalif tüm tarafların yetersizliği, bizi öğrenci hareketinin olumlu/inşacı bir aktivizme ihtiyaç duyduğunu iddia ettiğimiz bir noktaya getirdi. Yani öğrenci hareketi zamanın taleplerine yanıt vermeli, halkın ve çeşitli toplumsal grupların adalet çağrılarının yanında durmalı ve bu taleplerin gerçekleştirilebileceği süreçleri formüle etmelidir.
İran Halkı! Bugün hepimiz İslam Cumhuriyeti’ne “Hayır” deme konusunda birlik olmalıyız. Yazılmamış yarının ne getireceğini kimse bilemez ve kaderimizi tek bir bireysel güç belirlemeyecektir. Ancak kesin olan bir şey var: Şimdi hareket etme zamanı, eylem zamanı. Ayağa kalkmalı ve kaderimizi kendi ellerimizle yazmalıyız.
İran’ın Çocukları, Üniversite Sokaklarından
Açıklamayı ilk olarak ortaklaşa yayımlayanlar:
Tahran Üniversitesi –Daneshjo, Telegram @daneshjo_ut
Beheşti Bağımsız Öğrenci Birliği (Senfi Mostaghel), Telegram @motalebe_shorayesenfi






