Dünyanın dört bir yanında işçilerin emperyalizme ve kapitalist baskıya karşı bağımsız mücadelesi için.
Uluslararası İşçi Birliği – Dördüncü Enternasyonal (UİB-DE) / 26 Nisan 2026
Dünya İşçileri ve Emekçileri:
Bu 1 Mayıs’ta, işçilerin bağımsız mücadelesinin özünü yeniden sahiplenmenin zamanıdır. Bugün, kitlesel bir işçi seferberliğinden doğmuştur ve böyle kalmalıdır. 1886’da Amerika Birleşik Devletleri’nde yüz binlerce işçi, sekiz saatlik işgünü talebiyle greve çıktı ve gösteriler düzenledi. Patronların ve polisin baskısı; tutuklamalara, kovuşturmalara ve emek hareketinin uluslararası direniş sembolleri hâline gelen önderlerinin idamına yol açtı. 1889’da II. Enternasyonal, 1 Mayıs’ı sekiz saatlik işgünü ve işçi sınıfının hakları için uluslararası mücadele günü ilan etti. Bu nedenle bu tarih, egemen sınıflarla birlikte “emeği kutlama” günü değildir; sermayeye ve onun hükümetlerine karşı mücadelenin canlı hafızasıdır.
Bugün çok şey tehlikededir; çünkü ABD emperyalizmi, tehdit altında hissettiği küresel hegemonyasını savaş ve baskı yoluyla dayatmaya çalışmaktadır. Bu amaçla Trump, İran’a karşı savaşta görüldüğü üzere, Netanyahu’nun soykırımcı Siyonizmiyle bağlantılı biçimde emperyalist sömürgeci yöntemlere açıkça başvurmaktadır. Venezuela’yı işgal etti, Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu kaçırdı ve Venezuela petrolüne el koydu. Küba’yı işgal etmekle tehdit ediyor ve petrol tedarikine abluka uygulamış durumda.
Trump, ABD içinde demokratik özgürlüklere saldırmakta; bu da dünyanın dört bir yanındaki aşırı sağ hükümetlerin izlediği otoriter bir anlayışın ifadesidir. Göçmenlik Polisi ICE’nin göçmenlere ve genel olarak işçilere yönelik saldırıları, yıl sonundaki seçimlerde yaşanabilecek bir yenilgiyi önlemeye dönük manevraların parçasıdır.
“İyi” emperyalizm diye bir şey yoktur. Rus emperyalizmi dört yıl önce Ukrayna’yı işgal etti ve yüz binlerce can pahasına kendi egemenliğini dayatmaya çalışıyor. Dahası, Putin diktatörlüğünü 27 yıldır sürdürmektedir. Çin emperyalizmi kendisini Trump’a alternatif gibi sunmaya çalışıyor; ama gerçekte tıpkı diğer emperyalizmler gibi yalnızca kendi kârının peşindedir. Düşük ücretleri dayatmak için Çinli işçilere karşı acımasız baskıya dayanmaktadır.
Gerileme içindeki Avrupa emperyalist hükümetleri ise tüm söylemlerine rağmen (Sánchez’inki gibi) ne NATO’dan ne de İsrail’den kopmaktadır. Aynı zamanda silahlanma programları dayatmakta ve kendi ülkelerindeki işçilere neoliberal saldırılar uygulamaktadırlar. Bu hükümetler ayrıca işçi mücadelelerini kriminalize etmekte ve Filistin’le dayanışma hareketlerini sert biçimde bastırmaktadır.
Biz işçiler, her ülkede, ücretlerimizin sefaletini ve işlerimizin güvencesizliğini yaşıyoruz. Gençliğin eğitim ya da insanca bir iş umudu yoktur. Dünyanın büyük kentlerinin varoşlarında barbarlık herkesin gözleri önünde büyümektedir.
Barbarlık, kapitalizmin dizginsiz birikim hırsının yol açtığı çevresel yıkımda da kendini göstermektedir. Son üç yıl, sanayi çağının tamamındaki en sıcak yıllar olmuştur. Doğada geri dönülmez eşikler şimdiden görünmektedir; bu da çevre alanındaki kapitalist barbarlığın ifadesidir.
Barbarlığın işaretleri; göçmenlere yönelik şiddette, yoksul mahallelerde Siyah gençlere uygulanan baskıda, kadın cinayetlerindeki artışta ve LGBTİ+ düşmanlığında da büyümektedir. Aşırı sağ, işçileri bölmek için aktif biçimde çalışmakta; bütün burjuva hükümetler ise bu baskının suç ortağı olmaktadır.
Ama emperyalizm yenilebilir. İran’a yönelik vahşi saldırılara rağmen Trump; İran’ın kahramanca askerî direnişi ile ABD’deki kitlesel seferberliklerin birleşimi sayesinde yenilgiye uğratılabilir. Minneapolis’teki seferberliğe, son “No Kings” eylemleri de katılmıştır (sokaklarda sekiz milyondan fazla insan). Bu mücadele 1 Mayıs’ta sürmelidir. İran savaşının yarattığı ekonomik ve siyasal kriz, Trump’ın gerileyişini hızlandırmakta ve ABD egemen sınıfları içindeki bölünmeleri derinleştirmektedir. Savaştaki mevcut ateşkes her yöne evrilebilir; ancak emperyalizmin yenilgisine dair işaretler büyümektedir.
Gazze’yle dayanışma için yeniden okyanusu aşan Sumud filosu, Trump’ın sözde “Barış Planı” maskaralığının Siyonist-emperyalist soykırımın sürmesine dayandığı bir anda, Filistin’le dayanışmanın önemini ortaya koymaktadır.
Venezuela’da da Trump’a dair beklentiler sönmeye başlamaktadır. Maduro’nun burjuva diktatörlüğüne duydukları öfkeyle Venezuelalı emekçi kitleler umutlarını emperyalist müdahaleye bağlamışlardı. Ancak Trump ne halkın yaşamında iyileşme getirdi ne de daha fazla özgürlük. Şimdi Delcy Rodríguez yönetimindeki Chavista rejim, petrol üzerindeki emperyalist sömürge denetimini güvence altına alan Trump’ın kukla hükümetine dönüşmüştür. Ancak şimdi işçi seferberlikleri başlamaktadır; üniversitelerdeki bir günlük ulusal grev bunun göstergesidir.
Putin de yenilebilir; Ukrayna’daki kahramanca askerî direnişin, Zelenskiy’nin yozlaşmış burjuva hükümetine rağmen, dünya halklarının siyasal desteğiyle birleşmesi bunu mümkün kılabilir.
Dünyanın her yerinde işçiler, farklı burjuva kamplar arasında bir kutuplaşmayla karşı karşıyadır: ABD emperyalizmine (ya da başka emperyalizmlere) hizalanmış aşırı sağ partiler ile “demokratik” ve reformist burjuva alternatifler arasında. Bu burjuva seçeneklerin hiçbiri sorunlarımızı çözmeyecektir. Hayatlarımızı ancak kendi bağımsız mücadelemiz değiştirebilir.
Sánchez, Lula, Petro, Sheinbaum ve benzerleriyle kurulan “ilerici enternasyonal”, Trump’a alternatif değildir. Bu; kendi ülkelerinde işçilere karşı neoliberal planlar uygulayan ve Trump’ın gerileyişinden seçim avantajı devşirmeye çalışan burjuva hükümetler ittifakıdır. Ancak burjuva iktidarını yerinde bırakarak, kapitalist sistemin çürümesini ve işçilere saldırıları sürdürerek, aşırı sağın büyümesine uygun zemini de onlar yaratmaktadır. ABD’de Demokrat Parti ile Biden’ın yarattığı yıkım, Trump’ın seçilmesinin yolunu döşemiştir.
Biz işçiler, bütün emperyalizmlere ve bütün burjuva hükümetlere karşı siyasal bağımsızlığımız temelinde doğrudan mücadelelerimizi yükseltmeliyiz.
Emperyalist savaşlara ve demokratik özgürlüklere yönelik tüm saldırılara karşı eylem birliği içinde mücadele etmek önemlidir. Ancak birlikte vurmak gerekiyorsa, ayrı yürümek de gerekir; burjuvaziden bağımsız biçimde. İşçiler, kapitalistlerden ve sözde hükümetlerden bağımsız olarak örgütlenmeli ve seferber olmalıdır.
Ayrıca işçilerin, tüm “sağcı” ve “solcu” burjuva hükümetlere karşı mücadelelerinde yanında olmak yaşamsal önemdedir. Sözde “ilerici” burjuva hükümetlere siyasal destek vermek, aşırı sağa ve emperyalizme karşı mücadelede dahi bir yarar sağlamaz.
İşçileri burjuvazinin çıkarlarına bağlayan “ilerici burjuvaziyle ittifaklar” aldatmacasına kanmayalım.
İran halkının emperyalist-Siyonist saldırganlığa karşı mücadelesine tam destek! İran’ın zaferi, Trump-Netanyahu ikilisinin yenilgisi için!
Nehirden denize özgür Filistin! Tek, özgür ve laik Filistin için! Siyonist soykırımın askerî yenilgisi için!
Trump defol İran’dan, Filistin’den, Küba’dan ve Latin Amerika’dan!
Hükümetlerin kemer sıkma, yağma ve baskı planlarına hayır!
Gazze Dayanışma Filosu’na tam destek!
Putin’in emperyalist Ukrayna işgalinin yenilgisi için! Ukraynalı işçilerin ve halk direnişinin tam yanındayız! Zelenskiy hükümetinin Trump’la ittifak arayışını ve Avrupalı emperyalist güçlerin ikiyüzlülüğünü reddediyoruz!
Bütün emperyalizmlere ve bütün burjuva hükümetlere karşı işçi sınıfının siyasal bağımsızlığı için! Kübalı işçilerin Díaz-Canel diktatörlüğüne karşı mücadelelerine tam destek! İran halkının mollalar diktatörlüğüne karşı mücadelelerine tam destek!
Göçmenlere, kadınlara, Siyahlara ve LGBTİ+ topluluğa yönelik her türlü baskıya karşı!
Dünya işçilerinin ve ezilen halkların mücadele birliği için!
İşçi sınıfının, sosyalist ve enternasyonalist bir 1 Mayıs’ı için!






