Anasayfa / Tarih / Moreno: İşçi Sınıfına Dayanan, Yaşayan Bir Marksizm İçin Mücadele

Moreno: İşçi Sınıfına Dayanan, Yaşayan Bir Marksizm İçin Mücadele

Nahuel Moreno 1924-1987

Jerónimo Castro / 24 Nisan 2024

21 Nisan’da, Hugo Bressano Capacete, daha çok bilinen adıyla Nahuel Moreno, 100 yaşına girecekti. Arjantin kökenli tarihsel bir Marksist ve devrimci önder olan Moreno, çok genç yaşta Troçkist harekete bağlandı ve yaşamının son günü olan 25 Ocak 1987’ye kadar kendisini adadığı Dördüncü Enternasyonal’in yeniden inşası mücadelesine özgün bir damga vurdu.

Etkisi büyüdükçe ve Dördüncü Enternasyonal’e katılımından sonra (hatta 1950’lerdeki kopuştan önce dahi), Moreno’nun önemi Arjantin sınırlarını aştı. Başta Güney Amerika olmak üzere onlarca grup ve partinin örgütlenmesinde temel bir rol oynadı; üstelik etkisi yalnızca bölgemizle sınırlı kalmadı, farklı dönemlerde İtalya, İspanya, Portekiz ve İngiltere’deki örgütleri de etkiledi.

Brezilya’da Troçkizmin İtici Gücü ve PT’nin Oluşumu

Brezilya ve örgütümüzün tarihi açısından Moreno belirleyici bir rol oynadı. Brezilya askeri diktatörlüğünün krize girdiğini ve çeşitli kesimlerin ona karşı çıkmaya başladığını fark eden Moreno, ortaya çıkan öncü kuşağın gelişimini yakından izlemeye başladı ve Brezilya örgütünün yönelimi üzerine yürütülen tartışmalara doğrudan müdahil oldu.

O dönemde (1970’lerin sonları), akımımız, içinde bir eğilim olarak yer alacağımız geniş bir sosyalist örgütün kurulmasını savunuyordu. Bu, daha sonra “Convergência Socialista” adını alacak oluşumun biçimine dair ilk hipotezdi.

Bu süreçte Moreno, tartışmaları yakından izlemek amacıyla Brezilya’ya (gizlice) geldi. Ancak burada Brezilyalı diğer önderlerle birlikte tutuklandı. Bu tutuklama, dünya çapında bir dayanışma kampanyasının örgütlenmesine yol açtı; hem serbest bırakılması hem de Arjantin’e sınır dışı edilmemesi talep edildi, zira o ülkedeki diktatörlüğün eline geçmesi durumunda ölümü neredeyse kesindi.

Buna rağmen Moreno, öncü içindeki gelişmenin bir Sosyalist Parti’ye değil, bir İşçi Partisi’ne doğru ilerlediğini saptamakta temel bir rol oynadı. Bu karakterizasyon, akımımızın politikasını düzeltmesine ve PT’nin inşasına derinlemesine müdahil olmasına olanak sağladı.

Aynı süreçte Moreno, grubumuzun faaliyetlerinin merkezine sendikal öncüyü ve orada filizlenen yeni aktivizmi koyması gerektiğini vurguladı. Bu yönelim, bizi ülkemizde ve muhtemelen dünyada işçi sınıfı ve özellikle sanayi proletaryası içinde en fazla etkiye sahip Troçkist örgüt haline getirdi.

İşçi Hareketi: İşçi Sınıfıyla Bağ Kurma Yönünde Sürekli Bir Arayış

Moreno, 1939’da, ortaöğrenim öğrencisiyken Troçkizmle tanıştı. Kendisinin “Arjantin bohem Troçkizmi” olarak adlandıracağı bir deneyimin parçası oldu ve bu dönemde ülkenin başlıca Troçkist önderleriyle temas kurdu.

1942/1943’e kadar süren bu deneyimin ardından Moreno, bu Troçkizm anlayışıyla kopuş yaşadı ve işçi hareketine yöneldi. İşçi sınıfına kök salmış bir Troçkist akım inşa etmek amacıyla, bir işçi mahallesi olan “Villa Pobladora”ya taşınan küçük bir grup oluşturdu.

Yıllar sonra bu yönelim, “sapma-erdem” olarak tanımlanacaktı. Belirli ölçülerde “işçicilik” izleri taşısa da, bu tercih, henüz embriyonik durumdaki akımımızı sanayi proletaryasının bir kesimiyle (azınlık ama önemli bir kesimle) diyalog kurma, etkileme ve yönlendirme mücadelesinin içine yerleştiren isabetli bir adımdı.

Bu özellik, “Morenizm”in silinmez bir damgası haline geldi ve gururla söylenen şu sözde ifadesini buldu: “Biz işçi hareketinin Troçkistleriyiz.”

Praksis: Sürekli Güncellenmeye Açık Bir Marksizm

Moreno, dünyadaki yeni gelişmelere her zaman açık bir tutum sergiledi. Bunun bir örneği, 1948’den itibaren Doğu Avrupa’da burjuvazilerin mülksüzleştirilmesiyle ortaya çıkan işçi devletlerine dair son derece diyalektik açıklamasıdır: Bunları insanlık için büyük bir kazanım olarak değerlendirirken, aynı zamanda doğuşlarından itibaren Stalinizm tarafından deforme edilmiş olduklarını vurguladı.

Bu tutum, Afrika, Asya ve Amerika’daki bağımlı ülkelerdeki sömürgecilikten kurtuluş süreçlerinin, çoğu zaman ulusal burjuvazilerin ve emperyalist sömürgeci burjuvazilerin mülksüzleştirilmesiyle birleştiği dönemde de sürdü. Şematik ve sözde Marksist yaklaşımların ötesine geçen bu devrimler, çoğu zaman küçük burjuva gruplar ya da köylü tabanlı parti-ordu yapıları tarafından yönetiliyordu.

Moreno, bu gerçekliği inkâr etmek yerine, onu anlamaya ve kendi teorik üretimlerine katmaya çalıştı. Açıklamalarının doğruluk ya da yanlışlık derecesinden (hatta kendisinin de kabul ettiği kısmi hatalardan) bağımsız olarak, yeni olaylarda her zaman “yeni” olanı yakalamaya çalıştı.

Örneğin, Çin Devrimi’ni gözlemlerken, Mao Zedung’un askeri teorisinin devrimci Marksizme bir katkı olduğu sonucuna vardı. Ancak bu, Maoizme –Stalinizmin bir varyantı olarak– karşı stratejik mücadelenin gereksiz olduğu anlamına gelmiyordu.

Moreno’nun bu açık tutumu, Arjantinli tarihçi ve yazar Milcíades Peña ile olan ilişkisine de yansıdı. Peña, akımımız için “Marksist Başlangıç Notları” başlıklı son derece nitelikli bir kurs hazırladı.

Bu çalışmada yer alan parlak ve açıklayıcı bir pasajda şunları okuruz: “Marksizmin tanıdığı tek yaratıcı insandır [yani insanlık], ki o, emeğiyle yeni bir dünya yaratır ve doğayı ve kendisini dönüştürür. Marksizm, Tanrı kavramını ve insanın üzerinde yer alan, insanı yöneten her türlü insanüstü ya da doğaüstü gücü reddeder; ister Tanrı, ister Tarih, Kader ya da Kutsal Ruh adı altında olsun.”

Miras: Moreno’nun Marksizme Katkısı

Moreno, aynı zamanda “Geçiş Programı”nın doğru kavranması mücadelesinde ve ultra-solculuğa ve oportünizme karşı mücadelede önemli bir rol oynadı.

1973–1974 yıllarında Birleşik Sekreterya’nın (BS) IX. Kongresi için hazırlanan ve daha sonra “Parti ve Devrim” adıyla (ya da “Morenazo” olarak) yayımlanan bir dizi belgede, Nahuel, o dönem BS’nin başlıca önderlerinden biri olan Belçikalı Troçkist Ernest Mandel’in ultra-sol sapmalarını ve önceki yıllarda “Guevaracılığa” teslim oluşunu sert biçimde eleştirdi.

Bu tartışmada Moreno, devrimci bir örgütün sloganlarının, politikasının ve programının nasıl oluşturulması gerektiğini; gerçekliğin analizinden, kitlelerin bilinç düzeyinin dikkate alınmasından ve onların ihtiyaçlarının analiz, politika ve programın merkezine konulmasından hareketle ele aldı.

Proleter Bir Marksizm Mücadelesi

1980’lerde, bu kez Fransız OCI’nin (Uluslararası Komünist Örgüt) önderi Pierre Lambert ile yürüttüğü başka bir polemikte Moreno, sınıf işbirliği hükümetleriyle –özellikle “halk cepheleri”yle– ilgili Marksist deneyimi yeniden ele aldı ve sentezledi.

Bu dönemde üretilen kitap ve konuşmalarda, Lambert ve akımının Mitterrand hükümetine oportünist teslimiyeti karşısında, Moreno, özellikle Troçki’nin 1930’lardaki birikimine dayanarak devrimci Marksizmin tarihsel deneyiminin ustaca bir sentezini yaptı.

Bu temel tartışmalar, daha önce de vurguladığımız gibi, yalnızca proleter bir ideolojiyi ifade eden değil, aynı zamanda tabandan yönetime kadar proleter bir bileşime sahip bir örgüt inşa etme yönündeki sürekli çabasına eklendi.

Esas Olan: Kadrolarla İlişki ve Ekiplerin İnşası

Moreno, savaş sonrası dönemin Troçkist kadrolarının merkezinde yer aldı; ABD’li James Cannon ve Joseph Hansen ile, ayrıca daha önce anılan Mandel ve Lambert ile birlikte onlarca örgütün kuruluşuna katıldı, binlerce kadroyla ilişki kurdu ya da onları etkiledi.

Buna rağmen, Moreno kendisi hakkında oldukça mütevazı bir görüşe sahipti. Şakayla karışık, partinin sunabileceği en iyi kursun “Hatalarımızın Tarihi” olacağını söylerdi. Çeşitli konularda pek çok yanlış görüş dile getirdiğini kabul eder, kendi Troçkizmini “barbar Troçkizm” olarak tanımlayarak cehaletini ve sınırlarını açıkça teslim ederdi.

Bu tutumla uyumlu olarak, konuşma ve yazılarında onun için en önemli şeyin ekipler, yani sorunları birlikte aşmak üzere kurulan insan grupları olduğu açıkça görülür. “Moreno ile Söyleşiler” adlı kitapta (1980’lerde yapılan uzun bir röportajı içerir), kimi zaman soyut düzeyde haklı çıktığını, tartışmaları kazandığını ama ekipleri kaybettiğini; bunun da kendisini çok yaraladığını ifade eder.

Sosyalist ve Enternasyonalist Bir Devrime Adanmış Bir Yaşam

Nahuel Moreno’nun yüzüncü yılı üzerine bir yazı kaleme almak başlı başına bir zorluktur. Yaklaşık 50 yıllık militanlık yaşamı ve büyük tarihsel olaylara aktif katılımı düşünüldüğünde, bu konuda bir kitap yazmak mümkündür. Dolayısıyla yazarken seçim yapmak gerekir; ve bilindiği gibi “her seçim bir vazgeçiştir”.

Bu nedenle Moreno’nun yaşamının ve eserlerinin önemli bazı yönlerini dışarıda bıraktık. Ancak öz olarak vurgulamak isteriz ki Moreno, yaşamını Troçkist örgütlerin ve bir Enternasyonal’in inşasına adamış, dünya sınıf mücadelesinin başlıca anlarında bizzat ya da yazıları aracılığıyla müdahale etmiş, kararlı bir Troçkist militan ve enternasyonalistti.

Ayrıca, onun Troçkizminin işçi sınıfına dayalı olmasına büyük değer veriyoruz. Çok genç yaşlardan itibaren militanlığını genel olarak işçi sınıfına, özel olarak da sanayi proletaryasına yöneltti.

Marksizmin derin bir kavranışının ürünü olan bu işçi sınıfına bağlılık, “Morenist” akıma özgün bir karakter kazandırdı. Bunun bugün dahi doğrulanabileceği bir örnek, PSTU’nun işçi sınıfı içinde en köklü Troçkist örgüt olmasıdır.

Aynı şekilde, Moreno’nun Marksizme açık bir bakışa sahip olmasını da büyük bir kazanım olarak değerlendiriyoruz: Sınıf mücadelesinin yeni olgularının, geçmişe ve ilkelere dayanmakla birlikte, Marksizme yeni bilgilerin katılmasını gerektiren yeni teorik üretimleri zorunlu kıldığının her zaman bilincindeydi.

Son olarak, onun en önemli miraslarından birinin, her şeyin merkezinde ekiplerin, birlikte çalıştığımız insan gruplarının bulunduğu yönündeki sarsılmaz inancı olduğunu düşünüyoruz. Bu grupların korunması, güçlendirilmesi ve onların gelişmesi için gerekli tartışmalar arasındaki diyalektik, onun yüzleştiği büyük zorluklardan biriydi; bizim de bugün hâlâ yüzleştiğimiz bir zorluk.

Nahuel Moreno, çok geniş bir külliyatın yazarıdır. Burada, bazı eserlerini öneriyoruz:

“Parti ve Devrim” (Morenazo): Mandel ve Birleşik Sekreterya ile yürütülen polemik; ultra-sol sapmalar ve “Guevaracılığa” teslimiyet üzerine.

“Tarihte Halk Cephesi Hükümetleri”: Devrimci Marksizm içinde sınıf uzlaşması hükümetleri tartışmasını ele alan; Pierre Lambert ile, François Mitterrand’ın 1981’de başlayan hükümetinin karakteri üzerine yürütülen polemik.

“Portekiz’de Devrim ve Karşıdevrim”: Moreno’nun, 25 Nisan’da 50. yıldönümünü anacak olan Portekiz Devrimi’ni, süreçte yer alan başlıca siyasal güçleri ve gündeme gelen görevleri analiz ettiği eseri.

Yazının İspanyolcasını okumak için tıklayınız.

Etiketlendi: