Yaşananları tek tek olaylar olarak değil, LGBTİ+ hareketinin örgütlenme, ifade ve görünürlük alanlarının sistematik biçimde daraltılması olarak okumak gerekiyor.
Ekonomik krizlerin, güvencesizliğin, işsizliğin, geleceksizliğin ve toplumsal huzursuzluğun arttığı dönemlerde iktidarlar bazen toplumun gerçek çelişkilerini tartışmak yerine ahlaki düşmanlar yaratırlar.
Bir Kronoloji
Marksizm Şimdi! Yayın Kurulu / 14 Eylül 2026

13 Eylül sabahına Türkiye’de LGBTİ+ hareketi açısından ağır bir haberle uyandık.
Kaos GL Derneği’nin yönetim ve denetim kurulu üyelerinin evlerine polis baskınları düzenlendi. Yedek üyeler de dahil olmak üzere çok sayıda yönetici gözaltına alındı, dernek binasında arama yapıldı. Haberlerde 10’dan fazla LGBTİ+ aktivistinin gözaltına alındığı bildirildi. Soruşturmanın merkezinde ise TCK’nin 226. maddesindeki “müstehcenlik” suçlaması ile Dernekler Kanunu’na muhalefet iddiası bulunuyor.
Aynı günlerde Kaos GL’nin yanı sıra çok sayıda LGBTİ+ örgütünün, aktivistin ve hak savunucusunun internet sitelerine ve sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi. İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliği’nin 12 Eylül tarihli kararıyla çok sayıda hesap Türkiye’den görünmez hale getirildi.
Yaşananları tek tek olaylar olarak değil, LGBTİ+ hareketinin örgütlenme, ifade ve görünürlük alanlarının sistematik biçimde daraltılması olarak okumak gerekiyor. 2026 yılında bu baskı bilinçli bir şekilde arttırılıyor.

Kronoloji Bunu Açık Biçimde Gösteriyor
Ocak 2026: LGBTİ+ örgütleri, TCK’nin 226. maddesindeki “müstehcenlik” hükmünün kaldırılması çağrısı yaptı. Aynı dönemde LGBTİ+ karşıtı yeni yasal düzenlemeler gündeme geldi.
Şubat-Mart: 17 Mayıs Derneği Başkanı Defne Güzel hakkında “genel ahlak” üzerinden açılan dava ve yeni “nefret yasası” tartışmaları sürdü. Mart ayında 26 hak örgütü LGBTİ+ karşıtı düzenlemelere karşı ortak açıklama yaptı. 8 Mart’ta ise gökkuşağı renkli pankart ve bayraklara yönelik polis müdahaleleri ve gözaltılar yaşandı.
Nisan-Mayıs: Genç LGBTİ+ Derneği davası sürerken transların sağlık hizmetlerine erişimi ve örgütlenme hakkı üzerindeki baskılar devam etti. 17 Mayıs Derneği Başkanı Defne Güzel ilk duruşmada beraat etti; ancak davanın kendisi LGBTİ+ örgütlenmesinin kriminalize edilmesi eğiliminin parçasıydı.
Haziran: Baskının ölçeği belirgin biçimde büyüdü. LGBTİ+ odaklı en az 12 flört ve sosyalleşme platformu erişime engellendi. Kaos GL’nin internet sitesi ve sosyal medya hesapları da engellendi.
Ardından Onur Ayı boyunca İstanbul, İzmir ve başka kentlerde yürüyüşler yasaklandı veya polis müdahalesiyle dağıtıldı. TİHV’nin verilerine göre yalnızca haziran ayındaki Onur etkinlikleri sırasında en az 143 kişi gözaltına alındı; 86 LGBTİ+ ve kadın örgütü/aktivist hesabı ile en az 13 LGBTİ+ odaklı platform erişime engellendi.
27 Haziran’da İzmir Onur Yürüyüşü’nde 36 kişi, 28 Haziran’daki İstanbul Onur Yürüyüşü’nde ise 65 kişi gözaltına alındı.
Haziran sonunda Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar’ın tutuklanması ve Kaos GL’nin dijital mecralarının hedef alınması, baskının yalnızca sokaktaki eylemlere değil, LGBTİ+ haberciliğine ve kamusal bilgi üretimine de yöneldiğini gösterdi.
Temmuz: Ankara’da LGBTİ+ların bulunduğu bir mekâna yönelik operasyonun ardından 7 kişi tutuklandı.
Ağustos: Baskının kültür alanındaki karşılığı daha görünür hale geldi. Mabel Matiz’in “Ha Leylim” şarkısı ve klibi hakkında “müstehcenlik” soruşturması açıldı; sanatçı hakkında yurtdışı çıkış yasağı kararı verildi. Aralarında Kaos GL, 17 Mayıs, SPoD, Pembe Hayat ve ÜniKuir’in de bulunduğu 15 LGBTİ+ örgütü soruşturmanın sonlandırılmasını istedi.
Ve şimdi Eylül.
Devlet Neden Şimdi Daha Fazla Müdahale Ediyor?
Ekonomik krizlerin, güvencesizliğin, işsizliğin, geleceksizliğin ve toplumsal huzursuzluğun arttığı dönemlerde iktidarlar bazen toplumun gerçek çelişkilerini tartışmak yerine ahlaki düşmanlar yaratırlar.
Elde ahlak üzerinden bir düşman yaratmaktan başka bir çare kalmadı.
Sosyalistlerin Sınavı
Tam da bu nedenle sosyalistlerin LGBTİ+ meselesini “kimlik siyaseti” diyerek kenara itmesi büyük bir hata olur. Gerçek bir dayanışma çok gerekli.






