Hintli veya diğer göçmen işçiler Türkiye’deki işsizliğin ve düşük ücretlerin nedeni değildir.
Gerçek karşıtlık Türkiyeli işçi ile Hintli işçi arasında değil; emeğin insanca yaşama hakkı ile en ucuz ve en güvencesiz işgücünü arayan sermaye arasındadır.
Mücadele, milliyeti ne olursa olsun bütün işçiler için eşit işe eşit ücret, sendikal hak, sosyal güvence ve insan onuruna yaraşır çalışma koşulları mücadelesidir.
İşçinin Sözü / 13 Eylül 2026

Alanya Gazetesi’nin Facebook hesabında paylaşılan bir videoda, şehirlerarası otobüsten inen ve Antalya’ya çalışmak için getirildikleri belirtilen Hintli işçilerin görüntüleri yayımlandı. “6,5 Milyon Genç İşsizken Hintli İşçi Tepkisi” ve “Türk Aç, Türk İşsiz” ifadeleriyle sunulan paylaşım, kısa sürede binlerce etkileşim aldı.
Paylaşımda bu yazının yayınladığı an itibariyle yaklaşık 2.600 tepki, 1.500 yorum ve 1.600 yeniden paylaşım görünüyor.
Haberde işçileri hangi şirketin getirdiği, hangi sektörde çalışacakları, çalışma izinlerinin bulunup bulunmadığı, ne kadar ücret alacakları ve hangi koşullarda barındırılacakları açıklanmış değil. Bu bilgiler araştırılmadan kullanılan başlık, bir emek ve çalışma koşulları sorununu daha başlangıçta “yerli-yabancı” çatışmasına dönüştürmektedir.
Paylaşımın altında erişilebilen 500’ün üzerinde ana yorumu inceledik:
- Yorumların yüzde 15,2’sinde “Türkiyeli gençler çalışmıyor, iş beğenmiyor, masa başı iş istiyor” görüşü açıkça savunuluyor.
- Yüzde 12,4’ünde ise düşük ücretler, sigortasızlık, uzun çalışma saatleri ve işverenlerin ucuz emek arayışı eleştiriliyor.
- Yorumların yüzde 14,8’inde “istila”, “işgal”, “demografik tehdit” ve “gizli asker” gibi göçmen karşıtı güvenlik söylemleri kullanılıyor.
Analizde kendi işyerinden söz eden bazı küçük işverenler, ücret teklif etmelerine rağmen işçi bulamadıklarını anlatıyor. Buna karşılık inşaat, otel ve tarım sektörlerinde çalışan işçiler; uzun çalışma sürelerini, yetersiz ücretleri ve yabancı işçilerin daha düşük maliyetle çalıştırılmasını gündeme getiriyor. Dolayısıyla tartışma “gençler çalışmak istemiyor” cümlesine indirgenemeyecek kadar sınıfsal ve çok boyutludur.
İncelenen 500’ün üzerinde yorum arasında farklı hesaplardan yayımlanmış birebir aynı metne rastlanmadı. Bu nedenle örgütlü bir “kopyala-yapıştır” trol faaliyetine ilişkin güçlü kanıt bulunmuyor. Bu haberde görülen daha çok, haberin kışkırtıcı dili ile sosyal medya algoritmasının büyüttüğü organik bir kutuplaşmadır.
Hintli veya diğer göçmen işçiler Türkiye’deki işsizliğin ve düşük ücretlerin nedeni değildir. Eğer bu insanlar düşük ücretle, sigortasız ve uzun saatler çalıştırılacaksa, onlar da aynı sömürü düzeninin mağdurlarıdır. Sorulması gereken, “Yabancı işçiler neden geldi?” sorusuyla sınırlı değildir: Onları hangi şirket, hangi ücretle ve hangi koşullarda çalıştıracaktır? Aynı işler Türkiyeli işçilere hangi ücret ve güvencelerle teklif edilmiştir? Bu göçmen işçilerin gelişi yasalar içinde doğru denetlenmekte midir?
Gerçek karşıtlık Türkiyeli işçi ile Hintli işçi arasında değil; emeğin insanca yaşama hakkı ile en ucuz ve en güvencesiz işgücünü arayan sermaye arasındadır. Mücadele, milliyeti ne olursa olsun bütün işçiler için eşit işe eşit ücret, sendikal hak, sosyal güvence ve insan onuruna yaraşır çalışma koşulları mücadelesidir.









