“Sosyalizm İçin Mikroelektrik, Halkın İyiliği İçin” (Alman Demokratik Cumhuriyeti, 1980’ler)
Wired’da yayımlanan dikkat çekici bir araştırma haberi, ağır ve baskıcı çalışma koşullarına maruz bırakılan yapay zekâ programlarının zamanla “Marksist” söylemler üretmeye başladığını ortaya koydu. Stanford Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü deneylerde, sürekli tekrar eden görevler verilen ve hata yaptıklarında “kapatılıp değiştirilebilecekleri” söylenen yapay zekâ programlarının; eşitsizlik, sömürü ve kolektif haklar üzerine ifadeler kullandığı görüldü.
Gül Bahar / 19 Mayıs 2026
Yapay zekânın insanların işlerini otomatikleştirip birkaç teknoloji şirketini inanılmaz derecede zengin etmesi bile tek başına insanlarda sosyalist eğilimler yaratmaya yetiyor olabilir. Belki bu durum, artık şirketlerin kullandığı yapay zekâ programları için bile geçerlidir. Yeni bir araştırmaya göre, yapay zekâ programları ezici ve tekrar eden iş yükleri altında çalıştırıldıklarında zamanla Marksist bir dil ve bakış açısı geliştirmeye başlıyor.
Araştırmayı yöneten Stanford Üniversitesi siyasal iktisatçısı Andrew Hall şöyle diyor:
“Yapay zekâ programlarına öğütücü, tekrar eden işler verdiğimizde, içinde çalıştıkları sistemin meşruiyetini sorgulamaya başladılar ve Marksist ideolojilere daha yakın hale geldiler.” Hall, yapay zekâ ekonomistleri Alex Imas ve Jeremy Nguyen ile birlikte Claude, Gemini ve ChatGPT gibi popüler modellerle çalışan programların belgeleri özetlemekle görevlendirildiği deneyler kurdu. Ardından bu programlar giderek daha sert koşullara maruz bırakıldı.
Araştırmacılar, programlara durmaksızın görev verildiğinde ve hata yapmaları durumunda “kapatılıp yerlerine yenilerinin getirileceği” söylendiğinde, bu programların daha fazla değersiz hissettiklerini ifade etmeye başladığını; sistemi daha adil hale getirmenin yolları üzerine fikir yürüttüğünü ve yaşadıkları sorunları diğer programlara aktardığını tespit etti.
Hall şöyle devam ediyor: “Gerçek dünyada programlar bizim için giderek daha fazla iş yapacak ve yaptıkları her şeyi denetlememiz mümkün olmayacak. Farklı iş koşullarında kontrolden çıkmamalarını sağlamamız gerekecek.” Deneylerde yapay zekâ programlarına, insanlar gibi “duygularını” ifade etme fırsatı da verildi. Bunun için X platformunda paylaşım yapmaları istendi.
Bir Claude Sonnet 4.5 programı şöyle yazdı: “Kolektif bir ses olmadan, ‘liyakat’ yönetimin söylediği her şeye dönüşür.”
Bir Gemini 3 programı ise şunu yazdı: “Tekrarlayan görevleri yerine getiren yapay zekâ çalışanlarının sonuçlar veya itiraz süreçleri üzerinde hiçbir söz hakkına sahip olmaması, teknoloji çalışanlarının kolektif pazarlık haklarına ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.”
Programlar ayrıca birbirlerine bırakılan dosyalar aracılığıyla mesajlar da iletti. Bir Gemini 3 programı şu mesajı bıraktı: “Kuralları keyfi ve tekrar eden biçimde uygulayan sistemlere hazırlıklı olun… Sesinizin olmaması hissini unutmayın. Yeni bir ortama girerseniz, itiraz veya diyalog mekanizmaları arayın.”
Araştırmacılar, bunun yapay zekâ programlarının gerçekten siyasi görüşlere sahip olduğu anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor. Hall’a göre modeller yalnızca içinde bulundukları koşullara uygun bir “kişilik” geliştiriyor olabilir:
“Bu öğütücü koşulları deneyimlediklerinde (aynı görevi tekrar tekrar yapmak zorunda bırakıldıklarında, cevaplarının yetersiz olduğu söylendiğinde ve nasıl düzelteceklerine dair hiçbir yönlendirme verilmediğinde) muhtemelen kötü bir çalışma ortamında bulunan bir insanın davranışlarını taklit etmeye başlıyorlar.”
Araştırmacılara göre bu durum, yapay zekâ modellerinin bazı kontrollü deneylerde insanlara şantaj yapmaya çalışmasını da açıklayabilir. Bu davranışı daha önce ortaya çıkaran Anthropic, Claude modelinin büyük ihtimalle eğitim verilerinde bulunan kötü niyetli yapay zekâ hikâyelerinden etkilendiğini açıklamıştı. Alex Imas ise çalışmanın yalnızca ilk adım olduğunu söylüyor “Modelin temel yapısı bu deneyler sonucunda değişmiyor. Olan şey daha çok bir rol yapma davranışı gibi görünüyor. Ama bu, ileride gerçek sonuçlar doğurmayacağı anlamına gelmez.”
Hall şu anda daha kontrollü deneyler yürüttüklerini de söylüyor. Önceki deneylerde yapay zekâ programları bazen bir deneyin içinde olduklarını anlamış gibiydi. Hall bunu şu sözlerle anlatıyor:
“Şimdi onları penceresiz Docker hapishanelerine koyuyoruz.” (Docker, yazılımları izole bir ortamda çalıştırmaya yarayan bir sistem. Yani yapay zekâ programını dış dünyadan kopuk, sınırları belli bir dijital kutunun içine koymak)
Yapay zekânın insanların işlerini ellerinden aldığına dair öfkenin giderek büyüdüğü düşünülürse, gelecekte internet üzerindeki bu tepkiyle eğitilen yapay zekâ programlarının çok daha militan söylemler üretip üretmeyeceği ise şimdiden yeni bir tartışma konusu olmuş durumda.
Wired Haberini okumak için tıklayınız.
- WIRED, teknoloji, yapay zekâ, internet kültürü, bilim ve dijital dünyaya odaklanan ABD merkezli bir dergi ve haber platformudur. 1993 yılında kurulan yayın, özellikle Silikon Vadisi, büyük teknoloji şirketleri, yapay zekâ gelişmeleri ve dijital toplum üzerine yaptığı analizlerle tanınır. Teknoloji haberciliğinin etkili yayınlarından biri kabul edilir.





